Avrupa genelinde yaşam standartları ve cüzdandaki paranın gerçek karşılığı, 2025 yılı verileriyle çarpıcı bir tabloyu gözler önüne seriyor. Satın alma gücü standardı (PPS) baz alınarak yapılan analizler, aynı miktar paranın Avrupa’nın bir ucunda lüks bir yaşamın kapısını aralarken, diğer ucunda temel ihtiyaçları karşılamakta zorlandığını kanıtlıyor. Euronews’in derlediği verilere göre, ülkeler arasındaki fiyat farkları arındırıldığında ortaya çıkan manzara, kıta içindeki derin ekonomik uçurumu net bir şekilde yansıtıyor.
SATIN ALMA GÜCÜNDE DEV UÇURUM: LÜKSEMBURG VE DİĞERLERİ
Avrupa Birliği genelinde ortalama bir vatandaşın 100 birimlik bir mal ve hizmet sepetine ulaşabildiği bir ölçekte, ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor. Bu sistemde AB ortalaması 100 puan olarak kabul edilirken, Lüksemburg 239 puanla zirveye yerleşiyor. Bu veriler, Lüksemburg’daki bir bireyin refah seviyesinin, listenin sonunda yer alan Bulgaristan ve Yunanistan’daki bir bireye kıyasla yaklaşık 3,5 kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bir başka deyişle, Lüksemburg ve hemen ardından 237 puanla gelen İrlanda, AB ortalamasının yaklaşık yüzde 140 üzerinde bir gelir seviyesine sahip bulunuyor.

AVRUPA’NIN REFAH MERKEZLERİ VE EN YÜKSEK GELİRLİ ÜLKELER
İstisnai durumları olan Lüksemburg ve İrlanda bir kenara bırakıldığında, Avrupa’nın gerçek ekonomik kaleleri kendini belli ediyor. Hollanda, yüzde 134’lük oranıyla AB ortalamasının çok üzerinde bir satın alma gücü sunarken, onu yüzde 127 ile Danimarka ve yüzde 117 ile Avusturya takip ediyor. Almanya ve Belçika yüzde 115 ile güçlü konumlarını korurken, İsveç ve Malta yüzde 110 seviyelerinde seyrediyor. Finlandiya ise yüzde 101 ile kıl payı da olsa Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde kalmayı başarıyor.
BÜYÜK DÖRTLÜDE LİDER ALMANYA: FRANSA VE İTALYA SINIRDA
Avrupa Birliği’nin lokomotifi olarak adlandırılan "Büyük Dörtlü" ekonomileri arasında ise sadece Almanya ortalamanın üzerine çıkabilmiş durumda. Almanya’da kişi başına düşen PPS bazlı gelir 47 bin 900 euro seviyesine ulaşırken, Fransa yüzde 98 ile ortalamanın hemen altında bir performans sergiliyor. İtalya yüzde 96, İspanya ise yüzde 92 ile Avrupa’nın ekonomik refah pastasından ortalamanın altında pay alıyor. Bu durum, Avrupa’nın dev ekonomilerinin bile satın alma gücü söz konusu olduğunda homojen bir yapı sergilemediğini kanıtlıyor.
DOĞU VE BATI ARASINDAKİ BELİRGİN ÇİZGİ
Listenin alt sıralarına bakıldığında ise Doğu ve Güney Avrupa ülkelerinin zorlu mücadelesi dikkat çekiyor. Bulgaristan ve Yunanistan, AB ortalamasının yüzde 32 altında kalarak listenin son basamaklarını paylaşıyor. Bu iki ülkeye Letonya, Slovakya, Macaristan ve Hırvatistan gibi ülkeler de katılıyor. Estonya ve Romanya’da satın alma gücü ortalamanın yüzde 20’den fazla altında seyrederken, Polonya ve Portekiz yüzde 81 seviyesinde kalıyor. Eurostat, bu derin farkların temelinde iş gücü verimliliği ve istihdam yoğunluğu gibi yapısal faktörlerin yattığını vurguluyor.
RAKAMLARLA AVRUPA: KİŞİ BAŞINA GELİRDE GERÇEK TABLO
PPS cinsinden hesaplandığında 2025 yılı için AB genelinde kişi başına ortalama gelir 41 bin 600 euro olarak belirlendi. Ancak bu rakam, coğrafi konuma göre dramatik değişiklikler gösteriyor. Bulgaristan’da 28 bin 300 euro olan bu değer, Lüksemburg’da 99 bin 300 euroya kadar fırlıyor. Danimarka ve Hollanda 50 bin euro bandını aşarken, AB üyesi 10 ülkede kişi başına gelirin 35 bin euronun altında kalması, kıta genelindeki ekonomik adaletsizliğin ve Doğu-Batı ayrımının ne kadar kemikleşmiş olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.





