EKONOMİ

18 yaş altı sigorta girişi olanlar dikkat! Emekliliğiniz iptal mi ediliyor?

Sosyal medyada ve televizyonlarda geniş yer bulan "18 yaş altı sigorta başlangıçları geçersiz sayılıyor" iddiaları milyonlarca çalışanı panikletti. Peki, bu iddialar kimleri kapsıyor, kimlerin emeklilik planları altüst olabilir ve Yargıtay’ın bu konuda verdiği emsal karar ne anlama geliyor? İşte erken yaşta sigortalı olan herkesi yakından ilgilendiren o kritik detaylar!

Son günlerde 18 yaş altındaki sigortalılık süreleriyle ilgili haberler sosyal medyada, televizyon ekranlarında ve internet sitelerinde geniş yer bulmaya başladı. Kulaktan kulağa yayılan bu iddialar, milyonlarca çalışanın aklına aynı soruları getirdi: "Acaba benim de sigorta başlangıcım iptal edilir mi?", "Emekliliğim tehlikeye girer mi?" ya da "18 yaşından önceki çalışmalarım tamamen geçersiz mi sayılacak?" Sosyal güvenlik mevzuatındaki bu kritik gelişme, özellikle EYT bekleyenler ve erken yaşta sigortalı olanlar arasında büyük bir panik dalgasına yol açtı.

Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, kamuoyunda infial yaratan bu konuya köşe yazısında açıklık getirdi. Erdursun, öncelikle büyük bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek gerektiğini belirterek, konunun 18 yaşından önce sigortalı olan herkesi kapsamadığını vurguladı.

HERKESİN SİGORTASI İPTAL Mİ OLACAK?

Özgür Erdursun'un aktardığı bilgilere göre, 18 yaşından önce bir işyerinde fiilen çalışıp sigortalı gösterilen kişiler açısından genel bir iptal uygulaması kesinlikle söz konusu değil. Bugün dönüp baktığında 18 yaşından önce bir fabrikada, markette, atölyede, şirkette veya herhangi bir üçüncü şahsa ait işverenin yanında çalışmış olanların sigortalılıklarıyla ilgili özel bir sorun bulunmuyor.

Dolayısıyla uzmanlar, anne veya babasının yanında değil de başka işverenlerin yanında çalışmış olanların, son günlerde çıkan haberler nedeniyle gereksiz bir endişeye kapılmalarına gerek olmadığını belirtiyor.

Erdursun, tartışmanın yalnızca çok belirli bir grubu ilgilendirdiğini ifade ediyor. O grup da 18 yaşından önce anne veya babasına ait işyerinde sigortalı olarak çalıştırılan kişilerden oluşuyor. Anne veya babasının şirketinde ya da esnaf dükkanında sigortalı gösterilenler açısından ise konu oldukça ciddi bir boyuta ulaşıyor.

SORUNUN KAYNAĞI SGK’NIN 2013/11 SAYILI GENELGESİ

Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, bugün yaşanan büyük tartışmanın ve denetimlerin temelinde, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 2013/11 sayılı Genelge'nin yer aldığını işaret ediyor. Söz konusu genelgede, anne veya babaya ait bir işyerinde çalışan küçüğün sigortalı sayılabilmesi için çok özel bir şart aranıyor. Bu şart, çocuk ile anne-baba arasında vasi katılımıyla yapılmış ve mahkeme (hakim) tarafından onaylanmış bir hizmet sözleşmesinin bulunması zorunluluğudur.

SGK'nın bu katı düzenlemeye dayanarak, söz konusu hukuki şartların yerine getirilmediği durumlarda geçmişte yapılan sigortalılık bildirimlerini geçersiz kabul edebildiğini belirten Erdursun, sorunun yıllar sonra, tam da emeklilik aşamasında ortaya çıktığına dikkat çekiyor. Çünkü bu kişilerin büyük bir bölümü çalışma hayatına 20 ya da 30 yıl önce başladı.

O dönemde yapılan bildirimler kurum tarafından kabul edilmiş, primler tahsil edilmiş ve hizmetler kayıt altına alınmıştı. Vatandaşlar da devletin bu kayıtlarına güvenerek tüm emeklilik planlarını yaptı. Bugün ise kurum dosyaları geriye dönük incelediğinde, onlarca yıllık hizmetlerin geçerliliği bir anda tartışma konusu haline geliyor.

EYT HAKKI VE EMEKLİ AYLIKLARI BÜYÜK TEHLİKEDE

Yazısında bu uygulamanın en ağır ve yıkıcı sonucunun EYT kapsamında olan vatandaşlar üzerinde ortaya çıktığını belirten Özgür Erdursun, durumu bir örnekle açıklıyor. Bir kişinin ilk sigorta girişi 8 Eylül 1999 tarihinden önce, tam da sınırda, anne veya babasına ait işyerinden yapılmış olabilir. Bu kişi yıllarca EYT kapsamında olduğunu düşünmüş, geleceğini ve emeklilik planlarını tamamen buna göre şekillendirmiş olabilir.

Ancak SGK tarafından yapılan incelemede bu başlangıcın geçersiz sayılması halinde, kişinin ilk sigorta başlangıç tarihi 18 yaşını doldurduğu tarihe ya da sonraki bir çalışmasına doğru ileriye çekiliyor. Erdursun, bu durumun kişinin bir anda EYT kapsamı dışına çıkmasına ve yıllardır hayalini kurduğu emeklilik hakkını tamamen kaybetmesine yol açabileceğini vurguluyor.

Risk sadece ilk tescil tarihiyle ve henüz emekli olmayanlarla da sınırlı kalmıyor. Erdursun'un analizine göre, bazı kişilerin ilk sigorta girişleri başka işyerlerinden yapılmış olabilir ve EYT haklarında bir sorun bulunmayabilir. Ancak bu kişilerin çalışma hayatlarının belirli dönemlerinde, 18 yaşından küçükken anne veya babalarına ait işyerlerinde geçen çalışmaları bulunabiliyor. Bu dönemlere ait prim günleri de toplam emeklilik hesabına dahil ediliyor.

Şayet SGK bu ara dönemdeki hizmetleri iptal ederse, kişinin toplam prim gün sayısı bir anda emeklilik sınırının altına düşüyor. Erdursun, bu durumda emeklilik için gerekli prim şartı ortadan kalktığı gibi, hali hazırda emekli olmuş ve maaş alan kişiler açısından da büyük bir kabusun başlayabileceğini, bağlanmış olan emekli aylıklarının durdurulabileceğini ve geçmişe dönük ödenen maaşların faiziyle geri istenebileceğini belirtiyor.

YARGITAY'IN EMSAL KARARI: ÇOCUK KORUMA KURALI ÇOCUK ALEYHİNE KULLANILAMAZ

Peki, Sosyal Güvenlik Kurumu bu iptal işlemlerini gerçekleştirirken mahkemeler de aynı görüşü mü paylaşıyor? Özgür Erdursun, bu sorunun cevabının "hayır" olduğunu belirterek konunun yargı boyutunun vatandaş için büyük bir umut kapısı araladığını ifade ediyor. SGK genelgedeki şekli ve bürokratik şartları esas alırken, bağımsız mahkemeler çoğu zaman şekle değil olayın özüne bakılması gerektiğinin altını çiziyor.

Erdursun'un yazısında yer verdiği Yargıtay emsal kararlarına göre, temel yaklaşım kağıt üzerindeki sözleşmelerden ziyade kişinin o tarihte gerçekten çalışıp çalışmadığının ortaya konulması yönündedir. Mahkemeler yargılama sürecinde fiili çalışmanın varlığını, işyerindeki gerçek faaliyetleri, dönemin bordro kayıtlarını, ücret ödemelerini, tanık anlatımlarını ve dosya kapsamındaki diğer tüm somut delilleri birlikte değerlendiriyor.

Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 23 Şubat 2023 tarihli kararına dikkat çeken Erdursun, annesine ait işyerinde 18 yaşından önce geçen çalışmaların fiili çalışma ile ispatlandığı durumlarda SGK’nın itirazının reddedildiğini aktarıyor. Kararda dikkat çeken en önemli değerlendirme ise kanunlardaki çocukları korumak amacıyla getirilmiş olan kuralların, yıllar sonra o çocuğun aleyhine bir cezalandırma aracı olarak yorumlanamayacağı yönündedir.

Yargıtay, özünde çocuk yararına düzenlenmiş hukuk kurallarının, onlarca yıl sonra kişinin en temel anayasal hakkı olan sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracak şekilde uygulanamayacağını vurgulamaktadır. Bu nedenle fiili çalışmanın somut delillerle ispatlandığı durumlarda, sırf vasi tayini veya hakim onayı gibi şekli eksiklikler gerekçe gösterilerek sigortalılık sürelerinin geçersiz sayılması hukuka uygun bulunmamaktadır.

HİZMET DÖKÜMÜNÜZÜ MUTLAKA KONTROL EDİN

Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, köşesinden yaptığı uyarıda bugün için net olarak söylenebilecek ilk hususun, 18 yaşından önce anne veya babasının yanında değil de başka bir yabancı işyerinde çalışmış olanların endişe etmelerini gerektiren hiçbir durumun olmadığı yönünde özetliyor. Tartışma ve denetimler, tamamen anne veya babaya ait işyerlerinde geçen sigortalılık süreleriyle sınırlandırılmış durumda.

İkinci ve en önemli husus ise SGK’nın kendi iç genelgesine rağmen, konunun yargı önünde çok daha hakkaniyetli ve farklı değerlendirildiğidir. Erdursun, geçmişte anne veya babasına ait işyerinde 18 yaşından önce sigortalı çalışması bulunan kişilerin, e-Devlet üzerinden hizmet kayıtlarını ve tescil sürelerini çok dikkatli incelemeleri gerektiğini hatırlatıyor.

Olası bir inceleme, kısıtlama veya iptal işlemiyle karşılaşılması halinde ise hakların yasal yollarla ve iş mahkemeleri vasıtasıyla aranmasının büyük önem taşıdığını belirtiyor. Çünkü uzmana göre bugün yaşanan bu hukuki tartışma yalnızca birkaç günlük prim meselesi değil; doğrudan doğruya ömür boyu sürecek emeklilik hakkını ve geleceği ilgilendiren hayati bir konu niteliği taşıyor.