Kanal 6 Dijital’de yayınlanan Halil Tabur'un sunuculuğunu üstlendiği “Zihin ve Beden” programında dijital bağımlılık mercek altına alındı. Programa konuk olan Psikolog ve aile danışmanı İsmail Kılınç, bağımlılığın yalnızca bir alışkanlık değil, doğrudan beyin kimyasıyla bağlantılı olduğunu vurgularken, bu sürecin düşündüğümüzden çok daha kısa sürede kalıcı hale gelebildiğini söyledi.
BAĞIMLILIK SANILDIĞINDAN ÇOK DAHA FAZLA
Programda en dikkat çeken başlıklardan biri, bağımlılığın arkasındaki biyolojik mekanizma oldu. Kılınç, bağımlılığı yalnızca dijital ekranlarla sınırlamadan geniş bir çerçevede ele alarak, tüm bağımlılık türlerinin aynı noktada kesiştiğine işaret etti.
Bu noktada “bütün bağımlılıkların merkezinde dopamin var” vurgusu öne çıkarken, haz ve ödül hissini tetikleyen bu sistemin tekrarlarla birlikte kişiyi aynı davranışlara sürüklediği ifade edildi.
SİSTEM TESADÜF DEĞİL: KURGULANMIŞ BİR BAĞIMLILIK DÜZENİ
Dijital dünyadaki içeriklerin rastgele değil, kullanıcıyı içeride tutacak şekilde tasarlandığı da programın öne çıkan başlıkları arasındaydı. Kılınç, oyunlardan sosyal medya algoritmalarına kadar birçok yapının bu mekanizmayı bildiğini ve buna göre şekillendiğini belirtti.
Küçük ödüller, puanlar ve sürekli teşvik hissiyle kullanıcıların sistemde tutulduğunu anlatan uzman, bunun zamanla bağımlılığa dönüştüğünü dile getirdi.
BAŞLANGIÇTA KAZANDIRIYOR, SONRA KAPI KAPANIYOR
Programda özellikle dijital oyunlar ve sanal kumar sistemleri üzerinden verilen örnekler dikkat çekti. Başlangıçta kullanıcıya avantaj sağlayan bu sistemlerin, ilerleyen süreçte farklı bir tablo ortaya koyduğuna vurgu yapıldı.
Kılınç’ın “ilk başta kazandırıyor ama bu bir tuzak” şeklindeki değerlendirmesi, sürecin nasıl işlediğini özetler nitelikteydi.
EN KIRILGAN HALKA: ÇOCUKLAR
Uzmanların en çok üzerinde durduğu konu ise çocuklar oldu. Özellikle erken yaşta ekranla tanışan bireylerin daha büyük risk altında olduğuna dikkat çekildi.
Kılınç, küçük yaşta maruz kalınan ekranın beyin gelişimini doğrudan etkilediğini vurgularken, çocukların zihinsel yapısının bu süreçte şekillendiğini belirtti. Bu durumun ilerleyen yaşlarda davranışsal ve sosyal sorunlara zemin hazırlayabileceği ifade edildi.
AİLE MODELİ BELİRLEYİCİ OLUYOR
Programda çözümün adresi de net şekilde ortaya kondu: aile. Uzmanlara göre çocuklar söylenenden çok gördüğünü taklit ediyor.
Bu nedenle ebeveynlerin kendi dijital alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiği vurgulanırken, bilinçli anne-baba modelinin bağımlılıkla mücadelede kilit rol oynadığı ifade edildi.
DÜNYADAN UYARI: SOSYAL HAYATTAN KOPUŞ
Yalnızca Türkiye değil, dünya genelinde de benzer bir tablo oluştuğu programda dile getirildi. Özellikle teknoloji kullanımının yoğun olduğu ülkelerde, bireylerin sosyal hayattan uzaklaşarak izole bir yaşam sürmeye başladığı örneklerle aktarıldı.
Bu durumun kontrol altına alınmaması halinde daha geniş kitleleri etkileyebileceği uyarısı yapıldı.
ÇÖZÜM KÜÇÜK ADIMLARDA GİZLİ
Programda dikkat çeken bir diğer nokta ise çözümün karmaşık değil, aksine basit adımlarda saklı olduğu oldu.
Aile içinde belirli saatlerde telefonun bırakılması, birlikte vakit geçirilmesi ve ortak aktivitelerin artırılması gibi küçük değişikliklerin bile bağımlılığa karşı etkili olabileceği ifade edildi. Bu noktada teknolojiyle mesafe koymanın, aslında kontrolü yeniden ele almak anlamına geldiği vurgulandı.