ABD ve Çin arasındaki bu devasa satranç oyunu, 2026 yılı itibarıyla artık "soğuk savaş" tanımını bile geride bıraktı. Trump'ın gümrük duvarları ile Pekin'in teknoloji kuşatması arasında sıkışan dünya, modern tarihin en büyük jeopolitik operasyonuna tanıklık ediyor.
TANKLA DEĞİL, BORÇLA: ÇİN’İN SESSİZ KÜRESEL İSTİLASI
Geleneksel imparatorluklar topraklarını tanklarla ve ordularla genişletirdi. Ancak modern Çin, dünyayı ele geçirmek için baruta ihtiyaç duymuyor. Pekin’in en büyük silahı mermiler değil; milyar dolarlık krediler, devasa altyapı projeleri ve stratejik borçlandırma.
Loading...
PANAMA ÖRNEĞİ: ABD'NİN "ARKA BAHÇESİ"NDE ÇİN DAMGASI
Panama Kanalı, dünyadaki gemilerin geçtiği en dar ve en önemli kapı gibidir. Eğer bu kapıyı kontrol ederseniz, dünya ticaretinin hızını da siz belirlersiniz. Çin buraya ordusuyla gelmedi; elinde çantalar dolusu parayla geldi. Kanalın girişindeki ve çıkışındaki limanları işletme hakkını satın aldı. Daha da ilginci, kanalın çalışması için devasa miktarda tatlı suya ihtiyaç var. Çin, Panama’da baraj projelerine ve su yönetim sistemlerine milyarlarca dolar yatırıyor.
Panama Kanalı, ABD için bir ulusal güvenlik meselesidir. Ancak bugün durum çok farklı:
-
Liman ve Lojistik Hakimiyeti: Çinli şirketler, kanalın her iki girişindeki limanların işletmesini kontrol ediyor.
-
Panama Barajı ve Su Yönetimi: Çin, kanalın operasyonu için kritik olan su yönetim sistemlerine ve yeni baraj projelerine (Indio Nehri gibi) finansman ve mühendislik sağlayarak, dünyanın en önemli su yolunun vanasını elinde tutmaya başladı. Trump bu durumu "açık bir kuşatma" olarak nitelendiriyor.
AFRİKA VE AVRUPA: STRATEJİK "REHİN" OPERASYONU
Çin’in Afrika stratejisi tam bir "kredi kartı" taktiğidir. Afrika’daki ülkelere gidip şunu söylüyor: "Sizin yola, köprüye, limana ihtiyacınız var ama paranız yok. Sorun değil, parayı biz verelim, inşaatı da bizim şirketlerimiz yapsın."
Bu kulağa başta çok hoş geliyor. Ancak bu ülkeler borçlarını ödeyemez hale gelince (ki genellikle geliyorlar), Çin masaya oturup "Para yoksa limanı bize verin" diyor.
Avrupa’da ise durum biraz daha "elit" ilerliyor. Çin, borç vermek yerine doğrudan stratejik şirketleri satın alıyor. Almanya’nın robotik devlerini, Yunanistan’ın en büyük limanı Pire’yi, İtalya’nın teknoloji şirketlerini bünyesine katıyor.
-
Afrika’nın "Borç Tuzağı": Çin, Afrika genelinde liman, demiryolu ve havaalanı inşa ediyor. Ülkeler borçlarını ödeyemediğinde (Sri Lanka'daki Hambantota Limanı örneğinde olduğu gibi), bu stratejik noktalar 99 yıllığına Çin'in oluyor. Bu, mermi atmadan kazanılmış birer askeri üstür.
-
Avrupa’nın Kalbindeki Truva Atı: Çin, Avrupa’nın stratejik limanlarını (Pire, Hamburg) ve teknoloji devlerini satın alarak AB içindeki karar mekanizmalarını felç ediyor. Ekonomik bağımlılık, siyasi tavizleri beraberinde getiriyor.
DİJİTAL İPEK YOLU: GÖRÜNMEZ AĞLAR
Eskiden ipek ve baharat taşınan yolların yerini bugün internet kabloları ve uydular aldı. Çin, dünyanın dört bir yanına fiber optik kablolar döşüyor, 5G altyapısını (Huawei gibi devlerle) kuruyor ve kendi uydu sistemlerini (Beidou) yayıyor. Buna "Dijital İpek Yolu" deniyor.
Bu sadece beton savaşı değil. Çin, Dijital İpek Yolu ile dünyayı 5G altyapısı, fiber optik kablolar ve uydu ağlarıyla çevreliyor. Verinin Çin üzerinden aktığı bir düzende, fiziksel sınırlara gerek kalmıyor; Pekin tüm dünyanın "beynine" sızıyor.
TRUMP-BİDEN-TRUMP: BEYAZ SARAY’IN ÇİN’İ BİTİRME PLANI
Trump’ın ilk döneminde (2017-2021), on yıllardır süren "Çin’le iyi geçinme" devri kapandı ve Trump, "Önce Amerika" diyerek Çin’e karşı ilk büyük ticaret savaşını başlattı; gümrük vergilerini bir silah olarak kullanarak Pekin’i ekonomik olarak köşeye sıkıştırmaya çalıştı.
Biden dönemi (2021-2025), Trump’ın vergilerini kaldırmak bir yana, savaşı teknoloji cephesine taşıdı; özellikle çip yasakları ve askeri ittifaklarla (AUKUS gibi) Çin’in etrafını müttefikleriyle birlikte "akıllı bir kuşatma" altına aldı.
Trump’ın ikinci döneminde (2025+) ise artık nezaket tamamen bir kenara bırakıldı; Trump, Çin’den gelen tüm ürünlere %60-100 arasında değişen devasa ek vergiler getirerek iki dev ekonomiyi birbirinden tamamen koparmayı (decoupling) ve Çin’in küresel üretim gücünü felç ederek ABD’yi yeniden mutlak lider yapmayı hedefleyen, çok daha agresif ve doğrudan bir "hesaplaşma" sürecine girdi.
SON 20 YILIN ÖZETİ: ABD BAŞKANLARININ ÇİN KARNESİ
| Dönem | Başkan | Strateji | Temel Bakış Açısı |
| 2001-2009 | G.W. Bush | Angajman | Çin'i Dünya Ticaret Örgütü'ne alıp "demokratikleşeceğini" umdu. Çin sessizce büyüdü. |
| 2009-2017 | Barack Obama | Pivot to Asia | Çin'in yükselişini fark etti; askeri ağırlığı Asya'ya kaydırmaya çalıştı ama Ortadoğu bataklığından çıkamadı. |
| 2017-2021 | Donald Trump | Doğrudan Savaş | "Çin bizi soyuyor" dedi. İlk kez ticaret savaşlarını ve tarifeleri başlattı. Diplomasiyi kenara itip ekonomiyi silah yaptı. |
| 2021-2025 | Joe Biden | Müttefikli Kuşatma | Çin'i "tek ciddi rakip" ilan etti. Çip yasakları ve teknoloji blokajı ile Çin'in beynini durdurmaya çalıştı. |
| 2025+ | Trump (2. Dönem) | Tam Kopuş (Decoupling) | Gümrük vergilerini %60-100 seviyesine çekerek Çin ile ekonomik bağı tamamen koparmayı ve Çin'i sistemin dışına itmeyi hedefliyor. |
EDİTÖRÜN NOTU: BİR DEVİN DOĞUŞU VE DÖNÜŞÜ
Bir ülkenin gerçek bir "süper güç" olarak tanımlanması için dört temel direğe ihtiyacı vardır: Devasa bir nüfus (popülasyon), geniş topraklar, sarsılmaz bir ekonomi ve üstün bir askeri güç. Bugün bu dört şartın tamamını eksiksiz karşılayan tek ülke Çin'dir. Eskiden "Üç Büyükler" olarak anılan ABD-Rusya-Çin dengesi, artık yerini ABD’ye karşı Rusya ve Çin bloklaşmasına bırakmış durumda. Ancak işin en trajik yanı şudur: Bugün ABD’yi korkutan bu devasa ekonomik gücün mimarı, bizzat ABD’nin kendisidir.
Yıllarca "Çin Malı" kavramını ucuz ve kalitesiz işçiliğin simgesi olarak gördük. Ancak Çin, ABD şirketlerinin daha fazla kâr hırsıyla üretimlerini buraya taşımasını, yani ABD'nin fason işçiliğini yapmayı bir fırsata çevirdi. Çin bu süreçte sadece mal üretmedi; teknolojiyi öğrendi, sermaye biriktirdi ve kendi devlerini yarattı. İşte Trump’ın "Önce Amerika" diyerek başlattığı savaşın temelinde bu pişmanlık yatıyor. Trump, Çin’e kaçan iş gücünü geri getirmek, üretimi Amerikan topraklarına çekmek ve Amerikan vatandaşına iş imkanı sağlamak için bu ekonomik balyozu kullanıyor.
Ancak Çin sadece fabrikalarla değil, Panama Kanalı’ndaki hakimiyetiyle, Afrika’daki borçlandırma diplomasisiyle, Avrupa’daki stratejik satın almalarıyla ve dünyayı saran Dijital İpek Yolu ile "savaşmadan" genişlemeye devam ediyor. Üstelik bu yayılma sadece parayla da değil; binlerce öğrenciye verilen burslar ve dünyanın her yerinde açılan dil kurslarıyla bir "kültürel kuşatma" operasyonu da yürütüyor. Bugün Tayvan üzerindeki gerilim, aslında bu devasa güç savaşının sadece görünen en sivri ucudur.
Bugün Rusya, Avrupa ve ABD ekseninde patlak veren sıcak çatışmalar dünyayı uçuruma sürüklerken; tarihin, teknolojinin ve paranın tüm gücünü elinde toplayan Çin, sanırım bir savaşta aktif rol almasını isteyeceğimiz en son ve en tehlikeli aktördür.