2001 yılında Green Card çekilişiyle Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşen ve burada uzun yıllar polis memuru olarak görev yapan Hakan Hüseyin Karaali’nin yaşam hikayesi, bir başarı öyküsünden vatan hasretine uzanan çarpıcı bir dönüşü barındırıyor.
PİZZA DAĞITICILIĞINDAN SU TESİSATÇILIĞINA
İstanbul’da İşletme eğitimi aldıktan sonra dil bilmeden Amerika’ya giden Karaali, ilk yıllarında pizza dağıtıcılığından su tesisatçılığına kadar pek çok farklı işte çalışarak hayata tutundu. 11 Eylül saldırılarının hemen öncesinde ülkeye giriş yapan Karaali, otopark görevlisi olarak çalışırken tesadüfen tanıştığı bir polis memurundan ilham alarak kolluk kuvvetlerine katılmaya karar verdi.

"TURKISH TERROR"
Washington D.C. Metropolitan Polis Departmanı’nda göreve başlayan Karaali, özellikle suçla mücadele birimlerindeki (CSU) aktif rolüyle tanındı. Sokaktaki sert ve kararlı müdahaleleri nedeniyle mesai arkadaşları ve çevre tarafından "Turkish Terror" (Türk Dehşeti) lakabıyla anılmaya başlanan memur, meslek hayatı boyunca pek çok tehlikeli operasyonda yer aldı.

İSLAMİYETİ KEŞFETTİ
Röportajında ilginç bir detaya dikkat çeken Karaali, İslamiyet’i ve manevi değerlerini Amerika’daki yaşamı sırasında derinlemesine keşfettiğini belirtti. Ailesiyle birlikte yaşadığı bu manevi dönüşüm, ilerleyen yıllarda hayat felsefesini ve gelecek planlarını da şekillendirdi.

EĞİTİMDEKİ FARKLILIKLAR DÖNÜŞ KARARINI TETİKLEDİ
Hakan Hüseyin Karaali’yi kesin dönüş kararına iten kırılma noktası ise çocuklarının eğitimi sürecinde yaşandı. Okuldaki ideolojik yaklaşımlar ve kültürel değerlerle çatışan eğitim modelleri üzerine ailesini vakit kaybetmeden Türkiye’ye gönderen Karaali, kendisinin de emeklilik haklarını tamamlamasına az bir süre kaldığını ifade etti:
“Bir akşam yemek yerken oğlum yanımıza geldi ve öğretmeniyle arasında geçen konuşmayı anlattı. Öğretmeni sınıfa, 'Ne olmak istiyorsanız onu olabilirsiniz,' demiş. Oğlum ise 'Ben kız olmak istemiyorum, erkek kalmak istiyorum,' cevabını vermiş. Öğretmeni ona, 'Erkekseniz ve kız olmak istiyorsanız kız, kızsanız ve erkek olmak istiyorsanız erkek olabilirsiniz,' şeklinde bir açıklama yapmış. Oğlum bana, 'Ben değiştirmek istemiyorum, erkek olarak kalmak istiyorum,' deyince ona, 'Bunu duyduğuma çok memnun oldum oğlum, teşekkür ederim,' dedim. O an eşimle göz göze geldik ve 'Siz gidiyorsunuz,' dedim. Hazırlıkları hallettik. Oğluma, 'Önümüzdeki sene artık Türkiye’de okula gideceksin,' dediğimde evde adeta kıyamet koptu. Ancak henüz 10 yaşında olduğu için bu karara fazla direniş gösteremedi. Benim de emekliliğime 16 ayım kaldı. Adına kurban olduğum Yaradan ömür verir, sağ kalırsak; 16 ay sonra ben de temelli dönüyorum.”
Karaali, vatanına olan borcunu ve özlemini şu sözlerle özetledi: "Öğrendiğim yegane şey; vatanımın değerini uzakta kaldığım bu sürede çok daha iyi anladığım. Şartlar uygun olsaydı gençliğimi ve enerjimi kendi topraklarım için harcamayı çok isterdim."




