DÜNYA

ABD'nin iç işlerine müdahale ettiği ülkeler

ABD’nin yüzyılı aşkın süredir yürüttüğü müdahaleci politikalar, askeri işgallerden örtülü CIA darbelerine kadar geniş bir yelpazede küresel siyaseti şekillendiriyor. İşte Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya, Vietnam’dan Ukrayna’ya kadar Washington’ın dünya genelinde bıraktığı derin ve tartışmalı izlerin kronolojik dökümü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 2025 yılında yeniden göreve gelmesiyle birlikte, özellikle Güney Amerika ve İran ekseninde yükselen tansiyon, akıllara "ABD'nin müdahale sicilini" getirdi. Trump’ın Venezuela’daki askeri hamleleri ve İran’daki protestolara yönelik "Eğer göstericiler öldürülürse çok sert vururuz" tehditleri, Washington’ın tarihsel "müdahale geleneğini" yeniden canlandırıyor.

Trump yönetimi, 2026 yılına girerken dış politikada "Don-roe Doktrini" (Monroe Doktrini'nin güncellenmiş hali) olarak adlandırılan bir yaklaşımla, Batı Yarımküre'de mutlak hakimiyet kurma sinyalleri veriyor. Venezuela'da Nicolas Maduro'nun ABD güçlerince yakalanmasıyla doruğa çıkan bu süreç, şimdi de İran üzerinde yoğunlaşıyor. Trump, İran'daki iç karışıklığa müdahale etmeyi bir seçenek olarak masada tutarken, dünya kamuoyu bu senaryonun daha önce yaşandığı ülkeleri hatırlıyor.

Trump yönetiminin 2025’in son aylarında Venezuela’ya gerçekleştirdiği askeri harekat ve 2026’nın ilk günlerinde İran’daki protestolar üzerinden yükselttiği "müdahale" tehditleri, Washington’ın köklü "rejim değişikliği" ajandasını yeniden küresel siyasetin merkezine yerleştirdi.

Washington’ın dış politikası yalnızca askeri bir güç gösterisi değil; ekonomik ambargolar, istihbarat operasyonları ve "demokrasi inşası" adı verilen karmaşık bir stratejiler bütünüdür. İşte tarihin akışını değiştiren o kritik duraklar:

PANAMA VE MONROE DOKTRİNİ (1800'LER – 1903)

ABD’nin müdahalecilik ruhu, "Amerika Amerikalılarındır" diyen Monroe Doktrini ile başladı. 1903’te Panama Kanalı’nın kontrolünü ele geçirmek için Kolombiya’ya karşı ayrılıkçıları destekleyen Washington, kanalı inşa ederek küresel ticaretin anahtarını cebine koydu. 1989'da ise "Adil Sebep Operasyonu" ile ülkeyi doğrudan işgal etti.

KÜBA: DOMUZLAR KÖRFEZİ VE EKONOMİK KUŞATMA (1898 – 1961)

1898’de İspanyol hakimiyetine son vererek adada nüfuz kuran ABD, 1959 devrimiyle bu stratejik kaleyi kaybetti. 1961’deki "Domuzlar Körfezi Çıkarması", CIA’in eğittiği muhaliflerin başarısızlığıyla sonuçlanan en büyük gizli operasyon oldu. Bugün Küba, tarihin en uzun süreli ekonomik ablukasıyla hala bu müdahalenin bedelini ödüyor.

İRAN: AJAX OPERASYONU (1953)

Demokrasi tarihinin en büyük darbelerinden biri olan 1953 müdahalesi, petrolün millileştirilmesini durdurmak içindi. CIA ve İngiliz istihbaratı, Başbakan Musaddık’ı sokak olaylarıyla devirerek Şah Pehlevi’yi mutlak güç yaptı. Bu olay, bugünkü "Batı karşıtı" duyguların ve diplomatik krizlerin temel kaynağıdır.

GUATEMALA VE MUZ CUMHURİYETLERİ (1954)

Meyve şirketlerinin ticari çıkarlarını korumak adına, toprak reformu yapmak isteyen seçilmiş hükümet "komünizm" suçlamasıyla devrildi. Bu müdahale, ABD’nin ticari çıkarları için demokrasiyi feda edebileceğinin ilk somut örneği olarak tarihe geçti.

VİETNAM: DOMİNO TEORİSİ (1964 – 1975)

"Bir ülke komünist olursa diğerleri de onu izler" korkusuyla (Domino Teorisi) başlatılan savaş, ABD için bir bataklığa dönüştü. Napalm bombaları ve ağır hava bombardımanlarına rağmen ABD, 1975’te Saygon’dan çekilmek zorunda kaldı; geride milyonlarca ölü bıraktı.

ŞİLİ: KANLI 11 EYLÜL (1973)

Sosyalist lider Salvador Allende, General Pinochet liderliğindeki askeri darbeyle devrilirken, darbenin arkasındaki en büyük güç Beyaz Saray’dı. Şili, neoliberal politikaların zorla dayatıldığı bir "sosyal laboratuvar" haline getirildi.

GRENADA VE PANAMA İSTİLALARI (1983 – 1989)

Soğuk Savaş’ın son döneminde ABD, kendi arka bahçesinde temizlik yaptı. 1983’te "Acil Öfke" operasyonuyla Grenada’yı, 1989’da ise kontrolden çıkan eski müttefiki Manuel Noriega’yı devirmek için Panama’yı doğrudan işgal etti.

YUGOSLAVYA: NATO’NUN YENİ ROLÜ (1999)

Balkanlar’daki etnik gerilimleri gerekçe gösteren ABD önderliğindeki NATO, Belgrad’ı 78 gün boyunca bombaladı. Bu müdahale, "insani müdahale" kavramının uluslararası hukukta sınırları zorladığı ilk büyük modern savaş oldu.

AFGANİSTAN: 20 YILLIK BOŞLUK (2001 – 2021)

11 Eylül saldırıları sonrası "Terörle Küresel Mücadele" adı altında başlayan işgal, trilyonlarca dolarlık harcamadan sonra, 2021’de yönetimin tekrar Taliban’a geçmesiyle sonuçlandı. Bu süreç, ABD’nin ulus inşa etme çabalarının iflası olarak yorumlandı.

IRAK: YALANLAR VE KAOS (2003 – 2011)

Olmayan "Kitle İmha Silahları" bahanesiyle başlatılan işgal, Orta Doğu’nun tüm dengelerini bozdu. Saddam’ın devrilmesi sonrası oluşan otorite boşluğu, DEAŞ gibi radikal örgütlerin doğmasına zemin hazırladı.

LİBYA: KADDAFİ’NİN SONU (2011)

NATO’nun hava desteğiyle Kaddafi’nin devrilmesi, Libya’yı modern bir devletten aşiretlerin savaştığı bir enkaza çevirdi. Müdahale sonrası ülke, Akdeniz’deki "istikrarsızlık merkezi" haline geldi.

SURİYE VE VEKALET SAVAŞLARI (2011 – GÜNÜMÜZ)

ABD, Suriye’de "rejim değişikliği" ve terörle mücadele arasında gidip gelen bir strateji izledi. Sahada belirli gruplarla kurulan ortaklık ve enerji sahaları üzerindeki kontrol, müdahalenin ekonomik boyutunu da gözler önüne serdi.

UKRAYNA: MODERN CEPHE HATTI (2014 – 2026)

2014 "Meydan Olayları" döneminden itibaren Ukrayna’yı Batı eksenine çekmek isteyen ABD, 2022’de başlayan Rus işgaliyle birlikte Kiev’e devasa askeri yardım paketleri sundu. Bugün Ukrayna, Washington’ın "yıpratma savaşı" stratejisinin en önemli kalesi konumundadır.