1930’lu yıllarda ABD tarafından Britanya İmparatorluğu ile yaşanabilecek bir savaş ihtimaline karşı hazırlanan "War Plan Red", Kanada’nın işgalini içeren gizli bir askeri stratejiydi. Hiçbir zaman resmi olarak onaylanmayan ve yürürlüğe girmeyen bu tarihsel plan, günümüzde Donald Trump’ın dış politika söylemleriyle yeniden dünya gündemine taşındı. Tarihsel bir askeri belge olan bu plan, iki ülke arasındaki modern gerilimlerin gölgesinde farklı bir anlam kazanmaya başladı.
TARİHSEL SENARYO VE TRUMP’IN RADİKAL ÇIKIŞLARI
Globe and Mail gazetesinde yer alan bilgilere göre, Trump’ın Kanada’yı "51. eyalet" olarak nitelendirmesi Ottawa’da büyük bir yankı uyandırdı. Kanada Başbakanı Mark Carney ile yaptığı bir görüşmede sınır hattını "cetvelle çizilmiş düz bir çizgi" olarak tanımlayan Trump, kıtanın birleşmesinin olması gereken doğal durum olduğunu savundu. Sosyal medyada paylaşılan ve Kanada ile Grönland’ın ABD bayrağı altında gösterildiği yapay zeka ürünü haritalar, bu söylemlerin "varoluşsal bir tehdit" olarak algılanmasına yol açtı.
KANADA’NIN SAVUNMA STRATEJİLERİ VE HALKIN ENDİŞESİ
Olası bir askeri müdahale ihtimaline karşı Kanada ordusunun farklı savunma modelleri üzerinde çalıştığı basına yansıdı. Konvansiyonel bir saldırıda stratejik noktaların hızla düşebileceği öngörülürken, savunma stratejisinin sabotaj, pusu ve drone taktikleri gibi direnç odaklı yöntemlere kaydırıldığı belirtiliyor. 2025 yılı verilerine göre, Kanadalıların yüzde 43’ü önümüzdeki beş yıl içinde komşularından gelebilecek bir askeri saldırıyı muhtemel görüyor.
DONROE DOKTRİNİ VE EKONOMİK BASKILAR
Trump yönetiminin dış politika vizyonunu tanımlamak için kullanılan "Donroe Doktrini" ismi, ABD’nin 5. Başkanı James Monroe tarafından 1823’te ilan edilen "Monroe Doktrini"ne dayanıyor. Tarihsel doktrin, Avrupalı güçlerin Amerika kıtasına müdahalesini bir saldırı girişimi olarak kabul ederken; Trump, kendi ismini (Donald) bu doktrinle birleştirerek Batı Yarımküre'nin tamamen ABD hegemonyasında olması gerektiğini savunuyor. Bu yeni yaklaşım, sadece savunmayı değil, Kanada ve Grönland gibi bölgeler üzerinde doğrudan kontrol ve gerekirse ilhak arzusunu da simgeliyor. Kanada Başbakanı Mark Carney ise, Kanada’nın kendi kimliğiyle ayakta duracağını ve egemenliğinden taviz vermeyeceğini vurgulayarak bu baskılara karşı duruş sergiliyor.