EKONOMİ

AB'nin Türkiye Raporu: Ekonomi 2026'da vites küçültecek

Avrupa Birliği'nin yayımladığı son Türkiye raporuna göre; ekonomi 2026'da küresel belirsizlikler ve petrol fiyatlarının etkisiyle yüzde 3,0'a yavaşlayacak, 2027'de ise yüzde 4,0 ile yeniden toparlanma sürecine girecek.

Avrupa Birliği tarafından yayımlanan son Türkiye raporu, ülke ekonomisinin önümüzdeki iki yılına ışık tutuyor. Raporda yer alan verilere göre, Türkiye ekonomisinin 2025 yılındaki yüzde 3,6'lık büyüme performansının ardından, 2026 yılında yüzde 3,0 seviyesine gerileyerek yavaşlaması bekleniyor.

Ancak bu geçici durgunluğun ardından, ekonomik faaliyetlerin 2027 yılında yeniden ivme kazanarak yüzde 4,0 oranında bir toparlanma kaydedeceği öngörülüyor. Analizler, büyümenin özellikle 2025 yılının son çeyreği ile 2026 yılının başında zaten bir yavaşlama eğilimine girdiğini ortaya koyuyor.

ORTA DOĞU'DAKİ ÇATIŞMALARIN EN BÜYÜK ETKİSİ PETROL FİYATLARI ÜZERİNDEN OLUYOR

Raporda, bölgede yaşanan jeopolitik gerilimlerin Türkiye üzerindeki yansımaları geniş bir çerçevede ele alınıyor. Orta Doğu'daki çatışmaların Türkiye ekonomisini ticaret, turizm, risk algısı, finansal akımlar ve kur baskısı gibi pek çok farklı kanaldan etkilediği belirtilirken, kısa vadede en belirleyici ve sarsıcı unsurun uluslararası petrol fiyatlarındaki yükseliş olduğu vurgulanıyor. Bu durumun yarattığı genel belirsizlik ortamı, mart ayında ekonomik güven endekslerinin tüm sektörlerde gerilemesine yol açtı.

Güven kaybı özellikle inşaat ve sanayi sektörlerinde derin bir biçimde hissedilirken, perakende ticaret ve tüketici güvenindeki düşüş ise daha sınırlı kaldı. Petrol fiyatlarındaki artışın hanehalkının satın alma gücünü zayıflatmasıyla, özel tüketim büyümesinin 2026'da geçici olarak hız keseceği ancak yine de büyümenin ana sürükleyicisi olmaya devam edeceği tahmin ediliyor.

KAMU HARCAMALARI VE VERGİ DÜZENLEMELERİ EKONOMİYİ DESTEKLEYECEK

Ekonomideki yavaşlama eğilimine karşı kamu maliyesinin koruyucu bir kalkan olarak devreye girmesi bekleniyor. Rapora göre, bütçedeki hareket alanı kullanılarak yurt içi akaryakıt fiyatlarındaki artışı dizginleyecek kademeli vergi düzenlemeleri hayata geçirilecek. Bu sayede hanehalkına ve şirketlere daha yüksek transferler yapılması mümkün olacak. Kamu tüketiminin 2026 ve 2027 yıllarında ekonomik faaliyeti destekleyen önemli bir unsur olacağı öngörülüyor.

Diğer taraftan, sabit sermaye yatırımlarının büyümeye pozitif katkı sunmayı sürdüreceği, fakat yüksek belirsizlik ortamı ve sıkı finansman koşulları nedeniyle artış hızının belirgin bir şekilde yavaşlayacağı tahmin ediliyor. Yatırım artışının 2025'teki yüzde 7,0 seviyesinden 2026'da yüzde 3,9'a gerilemesi, 2027'de ise yüzde 4,5'e yükselmesi bekleniyor.

DIŞ TİCARETTE DURAGANLIK VE CARİ AÇIKTA YENİ DENGELER

Türkiye'nin dış ticaret segmentinde ise küresel gelişmelerin gölgesinde bir seyir izleneceği anlaşılıyor. İhracatın 2026 yılında, özellikle turizm ve ulaştırma gibi kritik hizmet sektörlerinde zayıflayan dış talep nedeniyle durağan bir yapıya bürünmesi bekleniyor. Dış ticaretin 2027 yılında genel bir toparlanma sürecine girmesi öngörülse de, iç talepteki canlanmaya bağlı olarak ithalatın da artması, net ihracatın büyümeye vereceği katkıyı sınırlayacak.

Bu dinamikler çerçevesinde, dış ticaret ve cari açığın artış göstererek uzun dönem ortalamalarına yaklaşacağı tahmin ediliyor. Cari açığın GSYH'ye oranının ise 2025 yılındaki yüzde 1,3 seviyesinden 2026'da yüzde 0,5'e inmesi ve 2027'de sıfıra yaklaşması hesaplanıyor.

ENFLASYON VE BÜTÇE DENGESİNDE ZORLU SÜREÇ DEVAM EDİYOR

Makroekonomik dengeler açısından raporda öne çıkan diğer iki başlık ise işsizlik ve enflasyon oldu. İşsizlik oranının yüksek seviyelerini koruyacağı öngörülürken, enflasyondaki düşüş eğiliminin ise beklenenden daha yavaş ilerleyeceği ifade ediliyor. Mart ayında yıllık yüzde 30,9 olan tüketici enflasyonunun, uyumlaştırılmış fiyatlar bazında 2025'teki yüzde 45,0 seviyesinin ardından, 2026'da yüzde 35,0 ve 2027'de yüzde 41,0 şeklinde seyretmesi bekleniyor.

Kamu maliyesi tarafında ise merkezi yönetim bütçe açığının GSYH'ye oranının 2025'teki yüzde 2,9 seviyesinden 2026'da yüzde 3,5'e yükseleceği, 2027'de ise yüzde 3,0'a gerileyeceği tahmin ediliyor. Bu bütçe görünümüne karşılık, kamu borç oranının önümüzdeki iki yıllık süreçte GSYH'nin yüzde 25,1'i seviyesinde kalarak oldukça ılımlı ve güvenli bir çizgide tutunacağı öngörülüyor.