Adıyaman’ın Eskisaray Mahallesi’nde dumanı tüten bir semaver, sadece çay değil, hatıralar servis ediyor. Mustafa Sapdüzen, depremde kaybettiği ikiz kardeşinin fotoğrafını dükkanına astığında, bu duvarın koca bir şehrin "duvar albümüne" dönüşeceğini bilmiyordu. Bugün o duvarda 400 canın fotoğrafı, 400 farklı hikaye var.

İLK FOTOĞRAF İKİZ KARDEŞİ İÇİNDİ

6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen 3 yıla rağmen Adıyaman’da acılar ilk günkü tazeliğini koruyor. Mustafa Sapdüzen, depremde ikiz kardeşi Ayhan Sapdüzen’i, eşini ve yeğenlerini kaybetti. Dükkanını yeniden açtığında hissettiği o derin yalnızlığı, kardeşinin fotoğrafını duvara asarak dindirmek istedi.

Adıyaman'da Bir Çay Ocağı Değil, 'Hüzün Müzesi' 400 Deprem Şehidi Bu Duvarda Yaşıyor (3)

"KARDEŞİME YER VARSA, DOSTLARIMA DA VAR"

Sapdüzen, bu hüzünlü yolculuğun nasıl başladığını şu sözlerle anlatıyor:

"Dükkanı açtığımda gelen giden yoktu. En azından bir çayımı kardeşimle içiyormuş gibi hissetmek istedim. Sonra komşu esnaflarımızın, dostlarımızın fotoğrafları geldi. 'Kardeşime yer varsa dostlarıma da var' dedim. Bugün 400 fotoğraflık bir albümümüz oldu."

SABAH MESAİSİ SELAM VE DUA İLE BAŞLIYOR

Her sabah 05:30’da kepenkleri açan Mustafa usta için mesai, müşteriden önce "canlara" verilen bir selamla başlıyor. Semaverin altını yakarken okunan Fatihalar, dükkanın havasını bir çay ocağından çok, bir vefa mekanına dönüştürüyor.

Adıyaman'da Bir Çay Ocağı Değil, 'Hüzün Müzesi' 400 Deprem Şehidi Bu Duvarda Yaşıyor (2)

MÜŞTERİLER HEM ÇAY İÇİYOR HEM DUYGULANIYOR

Dükkana girenler önce şaşkınlık yaşıyor, ardından tanıdık bir yüze rastlamanın buruk tesellisini buluyor. Müşteriler, bu duvarın Adıyaman’ın ortak hafızası olduğunu belirterek; "Her geldiğimizde o günü hatırlıyoruz, dostlarımızı burada görmek bizi hem üzüyor hem de yalnız olmadığımızı hissettiriyor" diyor.

Kaynak: İHA