Çelik, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın da katıldığı, İmamoğlu Karsantılı Hasan Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinin açılış töreninde, atalardan kalan hayatı, geleneği, temiz bilgileri yaşatarak, hayata devam ettiklerini belirtti.
Çocukluktan üniversiteye kadar evden her çıkışından annesinin kendisine "Allah iyilerle karşılaştırsın" dediğini belirten Çelik, "Ben 40 yaşına kadar bu sözü bir anne duası, önüne çıkan iyi insanlar olsun diye anlamıştım. 40 yaşından sonra ise bu sözün bundan ibaret olmadığını, altında başka bir hikmet olduğunu anladım. Sözün görünen kısmında 'Allah seni iyilerle karşılaştırsın, önüne iyiler çıksın' vardı ama sözün görünmeyen hikmetinde 'Başkalarının önüne çıkan iyilerden biri de sen ol, en iyi ol ve iyilerle karşılaş' vardı. Bizde iyilik bir lütuf değil, hayat tarzı." ifadesini kullandı.
Çelik, Kovid-19 sürecinde polis ve jandarmanın yaşlıların evlerini tek tek ziyaret ettiğini hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Avrupa'nın pek çok başkentinde yaşlılar, öldükten 20-30 gün sonra bakım evlerinde bulundu. Kendi bakım evlerine bile gidip Kovid-19 döneminde yaşlılara yardımı götüremediler. Bizim Bakanlığımız, polisimiz, jandarmamız ise tek tek evleri gezerek, yalnız yaşayan büyüklerimizin siparişlerini aldı ve fedakarca onlara bu bakım hizmetini götürdü."
"TARİHİMİZİ BİLMEZSEK..."
Çelik, hayat zorlaştıkça anne ve babasından uzaklaşan nesillerin yetiştiğine dikkati çekti.
Önümüzdeki 100 yılın en büyük hastalığının yalnızlık olacağını vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:
"Tarihimiz önce anne, baba, dedelerimizdir, büyüklerimizdir. Dolayısıyla tarihimizi bilmezsek, kendi tarifimizi de yapamayız. Hayattaki yönümüzü de bulamayız. Köksüz ve zeminsiz bir şekilde her şeyden kopuk bireyler olarak anlamsız bir hayata süreriz. Yapılan bütün bilimsel çalışmalar, insanın karnının doyması, bir çatı altında olmasının yetmediğini gösteriyor. Önümüzdeki 100 yılın en büyük hastalığı yalnızlık olacak. İnsanlar artık açlık, savaşlar kadar yalnızlığın ruhlarında ve hayatlarında yarattığı tahribat yüzünden ölüyorlar. Onun için son yıllarda dikkatimi çekiyor, eski bir gelenek ortadan kalkmıştı yeniden ihya ediliyor. Artık arkadaşlarımız, bayramda çocuklar 'Tatile gidelim' dediğinde, 'hayır' diyorlar. 'Bayram büyüklerimize gitme günüdür, bayramdan sonra tatil yaparız' diyorlar. Dolayısıyla bayramların, özel günlerin hikmeti şimdi daha yeni yeni anlaşılıyor."
Çelik, hizmete açılan huzurevinin hobi bahçeleri ve spor alanlarıyla büyükler için bir ev olmanın ötesinde yuva olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın büyükler konusunda son derece hürmetkar olduğuna dikkati çeken Çelik, "Küçük çocukların elinden öpen bir Cumhurbaşkanı'mız var. Biz bu değerleri yaşatan insanlarız. Siyaset sadece iktidar olmak için yapılmaz, aynı zamanda belli değerleri yaşatmak için yapılır. Eğer bir şehri yaşlılar ve çocuklar için cennete çevirebiliyorsak, doğru düzgün bir hayat yaşıyoruz demektir. İnşallah hep beraber bunu gerçekleştirelim." diye konuştu.




