Olay, 28 Ocak'ta Ümraniye'de meydana geldi. Aynı sitede oturan ve aynı okula giden 15 yaşındaki G.H.Ö., yaklaşık bir yıldır sistematik olarak zorbalık yaptığı akranı K.A.'yı yolda darbetti. Şiddetin boyutu bununla da kalmadı; G.H.Ö., elinde sustalı bıçakla kaçan K.A.'yı kovaladı. Dehşet dolu anlar, K.A.'nın bir alışveriş merkezine sığınması ve duyarlı bir güvenlik görevlisinin çocuğu saklayarak polise haber vermesiyle son buldu.
MAHKEMEDEN "KAMU VİCDANI" VURGUSU
Olayın ardından İstanbul Anadolu Adliyesi'ne başvuran ailenin talebi üzerine, Anadolu 2. Aile Mahkemesi dikkat çeken bir koruma tedbirine imza attı.
Mahkemenin aldığı emsal kararın detayları şöyle:
-
Şüpheli G.H.Ö.'ye 2 ay süreyle okul saatleri dışında elektronik kelepçe takılacak ve konutunu terk edemeyecek.
-
Mağdur K.A.'ya 500 metreden fazla yaklaşamayacak.
-
Eylemlerine devam etmesi halinde çok daha ağır tedbirler devreye sokulacak.
Karar metninde yer alan hakimin değerlendirmesi ise toplumsal bir yaraya parmak bastı. Son dönemde kamu vicdanını yaralayan hadiselerde çocukların suça sürüklenme hızındaki artışa dikkat çeken mahkeme, mevcut yasaların hakimin takdir yetkisiyle toplumsal barışı koruyacak şekilde yeniden yorumlanması gerektiğinin altını çizdi.
"YERDE KAN ARADIM... SUÇLU O, KAÇAN BİZİZ"
Hukuki süreçte önemli bir adım atılmış olsa da, mağdur K.A.'nın ailesinin yaşadığı travma olayın insani boyutunun ne kadar ağır olduğunu gözler önüne seriyor.
Son dönemde Türkiye'yi yasa boğan gençlik cinayetlerini hatırlatan Baba H.A., "AVM'nin güvenlik amiri olmasaydı, oğlumu belki de Ahmet Minguzzi ya da Atlas Çağlayan gibi katledeceklerdi" diyerek tehlikenin boyutunu özetledi. Aileyi daha da tedirgin eden gelişme ise, şüpheli G.H.Ö.'nün ifade tutanaklarını ve mağdur ailenin ev adresini sosyal medyada paylaşarak tehditlerini sürdürmesi oldu.
Olay günü hissettiklerini gözyaşlarıyla anlatan Anne Ö.A. ise çaresizliğini şu sözlerle dile getirdi:
"O gün her yer kapkaranlıktı, 'öldü' diye gittiğim için yerde kan arıyordum. Yavrumu gördüm, ayaklarına kapandım. Psikolojimiz çok kötü. Evlerimiz karşılıklı ve adresimiz ifşa oldu. Burası kendi evimiz ama satıp şehri terk edeceğiz. Aklım yetmiyor; suçlu olan o, kaçan biziz."
Mağdur ailenin avukatı Şule Mevrük kararın benzer davalar için kritik bir emsal olduğunu belirtirken, acılı anne Ö.A. yetkililere seslenerek suça sürüklenen çocuklara yönelik daha caydırıcı yasaların acilen çıkarılmasını talep etti.