DÜNYA

Almanya'dan dikkat çeken Çin ziyareti

Almanya Başbakanı Merz, ABD Başkanı Trump'ın tarife politikası ve tek taraflı siyasi adımlarının transatlantik ittifakında çatlaklara yol açtığı, Avrupa'nın değişen jeopolitik dengelerde konumunu bulmaya çalıştığı bir dönemde Çin’i ziyaret ediyor.

Berlin'den yapılan açıklamaya göre, Başbakan Friedrich Merz, 24-27 Şubat'ta Çin'e resmi ziyarette bulunacak. Alman Şansölyesi, Mayıs 2025’te göreve geldiğinden bu yana Çin’e ilk ziyaretini gerçekleştirecek.

Pekin yönetiminin henüz doğrulamadığı ziyaret, Çin'de geleneksel ay takvimine göre yeni yılın kutlandığı Bahar Bayramı tatilinin hemen ertesine denk geliyor.

ABD'nin tarife politikalarının yol açtığı belirsizlikler, Çin ile istikrarlı ekonomik ilişkiler kurmayı Almanya için daha önemli hale getirdi. Alman Başbakan'a geniş bir iş heyetinin de eşlik etmesi beklenen ziyaretin gündeminin temelde ekonomik konuların oluşturacağı öngörülüyor.

Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme isteği ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın çözümünde Avrupa'yı dışlayan tutumunun transatlantik ittifakında yol açtığı çatlaklar da ziyareti jeopolitik açıdan önemli kılıyor.

GÜVENLİK, JEOPOLİTİK VE TİCARET

Almanya Federal Hükümeti Sözcü Yardımcısı Sebastian Hille, Merz’in ziyaretinde, Çinli muhataplarıyla güvenlik, jeopolitik, ticaret ve insan hakları konularını tartışmayı planladığını, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın da gündemde olacağını kaydetti.

Başkent Pekin’e 24 Şubat’ta ulaşması beklenen Merz, 25 Şubat’ta önce mevkidaşı Li Çiang ve ardından Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşecek.

Merz, Pekin’de Çin’in eski imparatorluk sarayı Yasak Şehir’i ve Alman otomotiv devi Mercedes Benz ile rüzgar tribünü üreticisi Siemens Energy’nin merkezlerini ziyaret edecek.

Pekin’in ardından ülkenin önemli ekonomik merkezlerinden Cıciang eyaletinin Hangcou şehrinde temaslarda bulunacak Merz, burada Çinli robotik firması Unitree’nin merkezini gezecek.

BATILI LİDERLER, ABD'NİN BASKISINA KARŞI ÇİN'E YÖNELİYOR

Başbakan Merz, ABD Başkanı Trump'ın tarife politikası ve tek taraflı siyasi adımlarıyla Batılı müttefiklerini yabancılaştırdığı bir dönemde, Çin’i ziyaret eden son Batılı liderler kervanına katılıyor.

İspanya Kralı 6. Felipe'nin Kasım 2025, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Aralık 2025’teki ziyaretlerinin ardından bu yıl İrlanda Başbakanı Micheal Martin, Kanada Başbakanı Mark Carney, Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer Pekin’i ziyaret etmişti.

Kanada Başbakanı Carney, ziyarette, Çin'den elektrikli araçlara uygulanacak gümrük vergileri konusunda anlaşmaya vararak bu konuda Justin Trudeau öncülündeki önceki hükümet gibi Washington yönetimini izleyen tutumundan farkı bir pozisyon almıştı.

ABD Başkanı Trump, ziyaretin ardından Çin ile anlaşma yapması halinde Kanada'dan ithal edilen mallara yüzde 100 gümrük vergisi getirmekle tehdit etmişti. Trump, Kanada'nın, Çin'in ABD'ye mal göndermesi için bir "aktarma limanı" haline getirmesine izin vermeyeceklerini vurgulamıştı.

İngiltere Başkanı Starmer da 8 yıl sonra ülkesinden Çin'e lider düzeyindeki ilk ziyareti gerçekleştirirken, Londra'nın Çin ile ilişkilerinde bundan böyle yalnızca Washington politikalarının takipçisi olmayacağının işaretini vermişti.

Batılı liderler, Çin'i Trump liderliğindeki ABD'ye bağımlılığın ekonomilerine verebileceği olası zararları dengelemenin aracı olarak görüyor. Öte yandan Trump politikaların, Batı ittifakında yol açtığı sarsıntılar, bu ülkeleri yeni küresel saflaşmalar içinde Çin ile ilişkilerini yeniden değerlendirmeye yöneltiyor.

DIŞ TİCARET AÇIĞI

Merz’in ziyaretinde, ekonomik konuların ön planda olması bekleniyor. Çin ile Almanya arasında giderek büyüyen ticaret açığının önemli gündem maddesi olacağı öngörülüyor.

Almanya Federal İstatistik Ofisinin 20 Şubat'ta yayımladığı verilere göre, iki ülke arasındaki mal ticareti hacmi 2025'te önceki yıla göre yüzde 2,1 artışla 251,8 milyar avroya (297,7 milyar dolar) ulaştı.

Bu dönemde Almanya'nın ABD ile mal ticaret hacmi ise yıllık bazda yüzde 5 azalarak 240,5 milyar avroya (284,3 milyar dolar) gerildi. Böylece Çin, 2016-2023 döneminde olduğu gibi yeniden Almanya'nın en büyük ticaret ortağı haline geldi.

Çin 2025'te, Almanya’ya 171,2 milyar avro (202,4 milyar dolar) değerinde mal ihraç ederken Almanya'nın Çin'e ihracatı 81,8 milyar avroda (96,7 milyar dolar) kaldı. İki ülke arasındaki dış ticaret açığı 89,4 milyar avro (105,7 milyar dolar) ile rekor seviyeye yükseldi.

EKONOMİK İLİŞKİLERİN DEĞİŞEN BOYUTU

Çin lehine giderek artan dış ticaret dengesi, dünyanın en büyük 2'nci ve 3'üncü ekonomisi arasındaki tamamlayıcılık ilişkisindeki dönüşüme de tanıklık ediyor.

Almanya'nın başta otomotiv olmak üzere Çin'de büyük ölçekli ağır sanayi yatırımları bulunuyor. Geçmişten bu yana Çin'in, Almanya'nın imalat alanındaki deneyimden faydalandığı, bunun karşılığında Alman firmaların da Çin pazarına erişim sağladığı ekonomik ilişkinin yönü yıllar içinde değişti.

Başlangıçta düşük düzeyde taşeron imalat yapan Çin'in teknolojik gelişimle endüstriyel merdivenin üst basamaklarında yüksek kaliteli üretim yapar hale gelmesi ülkeyi sanayi üretiminde dışa daha az bağımlı hale getirdi.

Örneğin, otomotiv alanında Çin'in elektrikli araç teknolojisinde kaydettiği hızlı ilerlemeyle Alman otomobillerinin ülke pazarındaki payı son 5 yılda hızla azaldı. 2020'de Alman otomobillerin pazar payı yüzde 24, diğer yabancı otomobillerin yüzde 41 ve Çin otomobillerinin yüzde 35 iken, 2025'e gelindiğinde Alman otomobilleri yüzde 13'e, diğer yabancı otomobiller yüzde 22'ye geriledi, Çin otomobilleri yüzde 65'e ulaştı.

Bu durum, Alman firmalarının Çin'e bakışını da değiştiriyor. Eskiden "ucuz maliyetli bir imalat üssü" olarak gördükleri Çin'de artık rekabet edebilmek için daha fazla AR-GE ve inovasyona yöneliyorlar.

Alman Ekonomik Enstitüsü (IW) verilerine göre, Alman firmaların, Çin'e doğrudan yatırımları 2025'te, önceki yıla kıyasla yüzde 55,5 artışla 7 milyar avroya (8,2 milyar dolar) çıktı. Bu, ABD ile tarife sorunlarının yol açtığı belirsizlikler nedeniyle Alman firmalarını Çin'i yatırım için daha istikrarlı alternatif olarak gördüklerine işaret ediyor.

Çin'in ABD ile jeoekonomik rekabette bir koz olarak küresel arzının büyük bölümünü kontrol ettiği nadir toprak elementleri ve kritik minerallerin ihracatını kontrole yönelik attığı adımlar, söz konusu ham maddelere erişimi, otomotiv sanayisi ve yenilenebilir enerji donanımları imalatı açısından elzem olan Berlin'i doğrudan etkiliyor.

Almanya, sanayi üretiminde durgunluğun hakim olduğu, ekonomi içindeki payının yüzde 20'lere kadar gerilediği bir dönemde, nadir toprak elementleri ve kritik minerallerin ithalatı konusunda Çin'den güvence arıyor.