2017 yılında bypass ameliyatı olmuştu ve yoğun bakımda tedavi görüyordu. Ben, Alp için sosyal medyada dua istemiştim. Paylaşımım basında da geniş yer bulmuş, herkes onun için dualar etmiş ve sağlığına kavuşmuştu. Alp Balkan ile en son, değerli assolistlerden Ayşe Mine'nin konserinde uzun uzun sohbet etmiştik. Alp o gün Ayşe ablaya vokal yapmıştı. Ve Ayşe ablanın kulisinde konser hatırası olarak fotoğraflar çektirmiştik. Ayrıca o gün bana yoğun bakımdan çıkınca binlerce insanın duasını gördüğünü ve çok şaşırdığını söylemiş ve "bu kadar sevildiğimi bilmiyordum" ifadelerini kullanmıştı. Telefonla da sık sık konuşurduk.
*Onur Akay- Ayşe Mine-Alp Balkan
Ankara'da Ses Dergisi’nin düzenlediği ses yarışmasının jüri üyesi olduğum için ölüm haberini geç duydum ve cenaze törenine katılamadım. Ankara’ya gitmişken orada yaşayan teyzem Nezahat Gürses ve Kuzenim Nazlı Gündemin’le hasret giderirken, kuzenim Nazlı Alp’in ölüm haberini okumuş ve bana söyleyince yıkıldım, hemen Ayşe Mine'yi aradım o da çok üzgündü.
Sanat camiasında herkes tarafından çok sevilen beyefendi ve çok iyi bir oyuncu ve müzisyendi. Diva Bülent Ersoy’dan Megastar Tarkan’a kadar çok sayıda sanatçıya da vokal de yapmıştı. Bülent abla da Alp’i çok severdi.
Kalp yetmezliği yaşıyordu ve uykusunda geçirdiği kalp krizi sonucu, 56 yaşında aramızdan ayrıldı.
Alp Balkan dendiğinde, aklımıza hep o güzel gülümsemesi ve “Mahallenin Muhtarları” dizisinde 10 yıl boyunca hayat verdiği “Eczacı Bahadır” karakteri gelir. 1992’den 2002’ye kadar ekranlarda fırtına gibi esti o dizi. Ben de Mahallenin Muhtarları isimli dizide, rahmetli Saadet Sun’un oğlu, Can’ın sınıf arkadaşı Onur Akay olarak rol almıştım. İlk albümüm “Bu Gece Kalıyorum” hem Türkiye’de hem de rol icabı dizide piyasaya çıkmıştı. Bizim kuşağın büyüdüğü, mahalle kültürünün işlendiği o efsane yapımda Alp, mahallenin dürüst, yardımsever ve tabii ki bir o kadar da yakışıklı eczacısıydı.
*Onur Akay- Alp Balkan
Sadece bir oyuncu değildi oysa ki. Sanatın iki ayrı dalında da parlayan nadir isimlerdendi. Tuna Arman ise onun için “Alp melek gibi bir insandı” demiş, ne güzel söylemiş.
Herkesin saygı duyduğu o beyefendi kişiliği, o güzel yüreği hepimizin en derininde yaşayacak.
Kederli ailesine, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyorum. Nurlar içinde yat, mekânın cennet olsun inşallah.
Seni hiç unutmayacağız mahallenin yakışıklı eczacısı!
SES'İN 70 YILI: GEÇMİŞE SAYGI, GELECEĞE NEFES
Türkiye’de magazin basınının ve sanat dünyasının hafızası denince akla gelen ilk isimlerden biridir Ses Dergisi. Tam yetmiş yıldır arşivlerinde Yeşilçam’ın yıldızlarını, plaklardan kasetlere uzanan ses sanatçılarını taşıyan bu çınar, 70. yaşında müthiş bir soruyla çıktı karşımıza: “O Ses Kim?”
Ve cevabı bulmak için sadece geçmişe değil, geleceğe yöneldi.
Serbest Gazeteciler Derneği Genel Başkanı, aynı zamanda Ses Dergisi’nin imtiyaz sahibi gazeteci-yazar Serap Turgut, Türk sanat müziği ve halk müziğinin duayenlerini bir araya getiren “O Ses Kim?” adlı bir ses yarışması düzenledi. Türkiye’nin dört bir yanından binlerce başvuru oldu. Ön elemeleri geçen 123 isim, geçtiğimiz 12 Mayıs Salı günü Ankara’da, benim de arasında bulunduğum jüri heyetinin karşısına çıktı. Ve sonunda 52 yarışmacı, 28 Haziran’daki yarı finalde yarışmaya hak kazandı.
Büyük final ise 6 Ekim’de, seyircilerin ve jüri üyesi olarak gelecek ünlü sanatçıların huzurunda gerçekleşecek.
Öncelikle Serap Turgut’u ve sahibi olduğu Ses Dergisi’ni bu anlamlı projeden dolayı yürekten kutlamak gerekir. Magazin basınının yalnızca dedikodu ve polemikten ibaret olmadığını, asıl işlevinin sanatı beslemek, ona alan açmak ve yeni nesillere köprü olmak olduğunu bir kez daha göstermiştir. Onun ev sahipliğinde hayat bulan bu yarışma, esk ile yeni arasında bir köprü kurmuş, unutulmaya yüz tutmuş türleri yeniden gündeme taşımıştır.
Jüri heyetinin ağırlığı da ayrıca takdire şayan ve böyle usta isimlerle jüride yer almaktan sonsuz mutluluk duydum. TRT Ankara Radyosu’nun şeflerinden değerli bestekâr ve hoca Suat Yıldırım, TRT Ankara Radyosu’nun en değerli Türk sanat müziği ses sanatçılarından Bahadır Özüşen, gazeteci ve yazar Serap Turgut, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın şeflerinden, keman virtüözü Turgay Coşkun, TRT Türk halk müziği sanatçısı Selma Geçer, TRT Türk sanat müziği sanatçısı Meliha Handan Yazıcı ve başarılı ses sanatçılarından Cüneyt Özgür’ün bir masada buluşması, yarışmanın ciddiyetini ve sanatsal değerini ortaya koyuyor.
Zira bugünün ses yarışmalarında çoğu zaman popülerlik ön plandayken, bu jürinin titizliği ve tecrübesi, geleceğin sanatçılarının sadece sesleriyle değil, duruşları ve üsluplarıyla da seçilmesini sağlıyor.
Bir başka önemli nokta da yarışmacılara profesyonel bir orkestranın eşlik etmesi. keman virtüözü Evren Turna ile kanun virtüözü ve şef İbrahim Kırşan yönetimindeki orkestra, yarışmacılara stüdyo ortamının ötesinde, gerçek bir sahne tecrübesi yaşatmış. Bu detay, organizasyonun ne denli emek ve özenle hazırlandığının kanıtı.
Ses Dergisi, bir zamanlar kapağında yer verdiği sanatçılara nasıl ün kazandırdıysa, bugün de “O Ses Kim?” ile aynı misyonu üstleniyor. Yalnızca kazanmak için değil, Türk müziğine yeni soluklar kazandırmak için yola çıkmış bir ekip var karşımızda.
Bu tür yarışmaların müziğe en büyük katkısı, kuşaklar arasındaki kopukluğu gidermesi ve amatör ruhu profesyonellikle buluşturmasıdır.
Serap Turgut ve Ses Dergisi ailesine, yarışma koordinatörü değerli gazeteci Gülderin Filiz’e ve emeği geçen herkese teşekkür borçluyuz. Yetmiş yıldır arşivlenen bir hafıza, bugün aynı kararlılıkla sahnelere yeni nefesler gönderiyorsa, bu sadece bir derginin değil, bir kültürün devam ettiğini gösterir.
O Ses Kim?
Belki şimdilik bilmiyoruz. Ama 6 Ekim’de birçok ünlü sanatçı dostumla birlikte yine jüri üyeleri arasındayım ve final gecesinde hep birlikte O Ses’i duyacağız. Ve eminim ki o gece, 70 yıllık Ses Dergisi’nin mirası bir kez daha aydınlanacak.