Donald Trump’ın ikinci döneminde Beyaz Saray’a dönüşü, Atlantik’in iki yakası arasındaki fay hatlarını derinden sarstı. Trump’ın Danimarka egemenliğindeki Grönland’ı ilhak etme niyetini yeniden gündeme taşıması ve Avrupa ekonomisini hedef alan cezalandırıcı gümrük tarifeleri, diplomatik çevrelerde "geri dönülmez bir kopuş" olarak yorumlanıyor. Avrupalı diplomatlar, Washington’dan gelen bu hamleleri müttefiklik hukukuna aykırı ve "akıl dışı" bir tehdit olarak nitelendirirken, "Artık kırmızı çizgiler aşıldı" mesajı veriyor.

"ABD ARTIK GÜVENİLİR BİR ORTAK DEĞİL"
Avrupa başkentlerinde hakim olan hava tek bir cümlede özetleniyor: "Eski dosttan düşman olmaz ama ortak da olmaz." Üst düzey yetkililer, Trump yönetimindeki ABD’nin artık ne ticarette ne de güvenlikte bel bağlanabilecek bir müttefik olmadığını yüksek sesle dile getiriyor. "Geçici bir fırtına değil, kalıcı bir yön değişikliği" ile karşı karşıya olduklarını kabul eden kıta liderleri, Washington’dan bağımsız bir dış politika mimarisi inşa etmek için kolları sıvadı.

35 ÜLKE TEK SES: ABD’SİZ SAVUNMA MODELİ
İngiltere ve Norveç gibi AB dışı aktörlerin de dahil olduğu 35 ülkeden oluşan "gönüllüler koalisyonu", Ukrayna meselesinde ABD’ye olan bağımlılığı bitirmeye kararlı. Ulusal güvenlik danışmanları düzeyinde yürütülen trafik, Batı ittifakının yapısını kökten değiştirmeye aday. Artık kararlar Washington’ın onayına sunulmadan, Avrupa’nın kendi öncelikleri doğrultusunda alınıyor.
LİDERLERİN CEBİNDEKİ KRİTİK GRUP: "WASHINGTON GRUBU"
Diplomasi koridorlarını hareketlendiren en büyük iddia ise liderler arasındaki doğrudan iletişim trafiği. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Almanya Şansölyesi Merz, İngiltere Başbakanı Starmer ve İtalya Başbakanı Meloni’nin aralarında bulunduğu dev isimlerin, Trump’ın hamlelerine anlık refleks vermek için özel bir mesajlaşma grubu kurduğu ortaya çıktı. "Washington Grubu" olarak anılan bu gizli yapı, özellikle Ukrayna’daki savaşın geleceği ve Trump’ın öngörülemez adımlarına karşı Avrupa’nın "tek ses" kalmasını sağlıyor.



