Avrupa ekonomisinin kalbi Frankfurt'ta rüzgar bir anda tersine döndü. Piyasa aktörlerinin ve vatandaşın uzun süredir beklediği faiz indirimi hayalleri, İran ve İsrail arasında patlak veren savaşın yarattığı enflasyon korkusuyla suya düştü. Avrupa Merkez Bankası (AMB) Yönetim Konseyi Üyesi ve Slovakya Merkez Bankası Başkanı Peter Kazimir, faiz indirimine dair tüm tartışmaların kesinlikle masadan kalktığını duyurdu. Kazimir, aksine, savaşın getirdiği maliyet yükü nedeniyle yeni bir faiz artışının ‘birçok kişinin düşündüğünden çok daha yakın’ olduğunu belirterek piyasalara net bir uyarı gönderdi.
ZAM VE MAAŞ SARMALI KORKUTUYOR
Avrupa'yı asıl korkutan ise 2022 yılında yaşanan ve yüzde 10'u aşan sert enflasyon şokunun hafızalardaki tazeliği. Kazimir'e göre, bu acı tecrübe hem şirketlerde hem de tüketicilerde kalıcı bir iz bıraktı. İşletmeler, artan enerji maliyetlerini kendi içlerinde eritmek yerine geçmişe kıyasla çok daha agresif bir şekilde doğrudan etiketlere, yani tüketiciye yansıtıyor. Hayat pahalılığı karşısında ezilmek istemeyen çalışanların da eskiye göre çok daha hızlı ücret artışı talep etmesi, Avrupa'da korkulan enflasyon sarmalı riskini yeniden alevlendiriyor.
NİSAN VEYA HAZİRAN'DA ACİL MÜDAHALE SİNYALİ
Geçmişteki hatalardan ders çıkardıklarını vurgulayan Kazimir, bankanın artık hantal davranmayacağının da altını çizdi. Avrupa Merkez Bankası'nın piyasaya müdahale etmek için üç ayda bir yayınlanan uzun ekonomik raporları beklemesine gerek olmadığını savunan Kazimir, ihtiyaç duyulması halinde Nisan veya Haziran aylarında da anında faiz silahını çekebilecek çevikliğe sahip olduklarını belirterek, “Enflasyon hedeflerinin altında kalınacağı yönündeki tüm beklentileri artık unutabiliriz" sözleriyle durumun ciddiyetini özetledi.
DEVLET YARDIMLARINA DA FREN ÇAĞRISI
Kazimir’in, uyarıları sadece faiz politikasıyla sınırlı kalmadı. ECB Yetkilisi, bazı Avrupa ülkelerinin yüksek enerji fiyatlarına karşı vatandaşını ve esnafını korumak için devreye sokmayı planladığı geniş kapsamlı mali destek paketlerine de karşı çıktı. Bu tür bol keseden dağıtılan yardımların devletlerin bütçe disiplinini bozacağını savunan Kazimir, desteklerin mutlaka çok hedefli ve sınırlı süreli yani sadece gerçekten acil ihtiyacı olanlara yönelik olması gerektiğini ifade etti.