Eski Ağır Ceza Hakimi, avukat Murat Aydın, çocuk adalet sistemi ve çocuk suçluluğuna ilişkin Kanal6haber'e yaptığı değerlendirmede, çocukların “suçlu çocuk” değil “suça sürüklenen çocuk” olarak ele alınması gerektiğini belirterek, “Bir çocuğun işlediği en tehlikeli suç, işlediği ilk suçtur” dedi. Çocuk suçluluğunun yalnızca ceza yaptırımlarıyla çözülemeyeceğini söyleyen Aydın, “Bir çocuğu cezalandırırsınız, o çocuk cezaevine gider ama aynı koşullar devam ettiği sürece başka bir çocuk başka bir suç işler ve başka birinin canını yakar” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUK ADALET SİSTEMİ, ÇOCUKLARIN SUÇA SÜRÜKLENDİĞİNİ KABUL EDER”
“Çocuk adalet sistemi” diye tarif ettiğimiz sistemin, temelde çocukların suça itildiğini, sürüklendiğini kabul ettiğini belirten Aydın, çocukların doğuştan suçlu kişilikler olduğunun kabul edilmediğini söyledi. Murat Aydın, çocukların içinde bulundukları sosyal koşulların, eğitim durumlarının ve ekonomik imkânlarının dikkate alındığını ifade ederek, “Bütün bunların çocuğu suça sürüklediği, çocuğu suça ittiği ve çocuğun da bunun sonucunda bir suçu işlediği kabul edilir” dedi.
Bu nedenle çocukların “suçlu çocuk” ya da “fail çocuk” olarak değil, “suça sürüklenen çocuk” olarak tanımlandığını belirten Aydın, “‘Suça sürüklenen çocuk’ kavramı, çocuklarla ilgili bir de sürükleyen olduğunu ifade eder; gizli özne gibi” ifadelerini kullandı.
Bir kişinin çocuğu suç işlemeye yönlendirmesi durumunda bunun “suça azmettirme” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Aydın, somut bir failin bulunmadığı durumlarda ise yoksulluk, eğitim eksiklikleri, gelişim sorunları ve dürtü kontrol bozukluklarının çocuğu suç davranışına sürüklediğini söyledi.
Aydın, “Yasanın deyimiyle çocuklar, işlediği iddia edilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını yeterince algılayamamış ya da davranışlarını yönlendirememiş olabilir. Bu yüzden ‘suça sürüklenen çocuk’ kavramını kullanıyoruz.” dedi.

“BU KAVRAM, ÇOCUKLARIN EYLEMLERİNİ HOŞGÖRMEK İÇİN DEĞİL”
“Suça sürüklenen çocuk” kavramının çocukların işlediği fiilleri küçültmek ya da hoşgörmek anlamına gelmediğini vurgulayan Aydın, bunun bir “durum tespiti” olduğunu söyledi.
Aydın, “Çocukları suça sürükleyen nedenlerin olduğuna dair bir durum tespiti. Bu tespiti yaptıktan sonra önlemeyle ilgili neler yapılması gerektiği bunun üzerine bina edildiği için bu kavram önemli” diye konuştu.
Türkiye’de son dönemde çocukların suçta kullanılmasıyla ilgili tartışmalara değinen Aydın, “Doğru evet, çocukları suçta kullanıyorlar ve bu önlenmelidir. Ama buna çare olarak önerilen şey çocukların cezalarının artırılması olmamalıdır” dedi.
Çocukları suçta kullanan kişilerin başka çocuklar bulmaya devam edeceğini belirten Aydın, “Önemli olan çocukları suçta kullanan, suça azmettiren kişilerin cezalandırılmasıdır” ifadelerini kullandı.
“TCK’DA ÇOCUĞU SUÇTA KULLANMANIN CEZASI DAHA AĞIR”
Türk Ceza Kanunu’nun 38. maddesinin suça azmettirmeyi düzenlediğini hatırlatan Aydın, bir kişinin başkasını suç işlemeye yönlendirmesi durumunda, suçu işlemiş gibi cezalandırıldığını söyledi. Aydın, “Ancak bu azmettiren kişi bir çocuğu suça azmettirmişse, o zaman cezası kendi işlediğinden bile ağır olur” dedi. TCK’nın 220. maddesinin de örgütlü suçlarda çocuğun kullanılmasını ağırlaştırıcı neden olarak düzenlediğini belirten Aydın, “Aslında mevzuatımızda eksiklik yok. Sorun bu hükümlerin uygulanmaması” değerlendirmesinde bulundu.
Aydın şöyle devam etti:
“Bugünlerde Türkiye’de yapılan tartışmalarda biliyorsunuz; “Çocukları suçta kullanıyorlar, bu önlenmelidir” deniyor. Doğru, evet; suçta kullanıyorlar ve bu önlenmelidir. Ama buna çare olarak önerilen şey, çocukların cezalarının artırılması olmamalıdır. Çünkü eğer birileri çocukları suçta kullanıyorsa ve siz o kullanılan çocukları yakalayıp cezaevine atsanız da, çocukları suçta kullananlar başka çocuklar bulup onları yine suçta kullanmaya devam edecektir.”

“ÇOCUK ADALET SİSTEMİNİN TEMEL AMACI SUÇ TEKRARINI ÖNLEMEKTİR”
Aydın, “Acaba cezalandırmak bunun için gerekli ve yeterli olur mu?” sorusunun tartışılması gerektiğini belirterek, çocukların neden yetişkinlerden daha farklı değerlendirildiğini anlattı. Bir kişinin iyi ve kötüyü ayırt etme yeteneğine sahip olduğu halde kötüyü seçtiği için cezalandırıldığını söyleyen Aydın, çocukların aynı değerlendirmeye tabi tutulamayacağını ifade etti. Aydın, 12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğunun bulunmadığını, 15-18 yaş arasındaki çocukların ise yetişkin kadar gelişmiş kabul edilmediğini belirtti. Çocuk adalet sisteminin temel amacının cezalandırma değil rehabilitasyon olduğunu kaydeden Aydın, “Çocuk adalet sistemi bilir ki, bir çocuğa ne kadar ağır ceza verirseniz verin, belli bir süre sonra cezaevinden çıkacak” dedi.
“BİR ÇOCUĞUN İŞLEDİĞİ EN TEHLİKELİ SUÇ, İLK SUÇTUR”
Çocuk adalet sisteminde önleyiciliğin esas olduğunu vurgulayan Aydın, “Bir çocuğun işlediği en tehlikeli suç, işlediği ilk suçtur” dedi.
Çocuğun ilk suçunda gerekli koruma tedbirlerinin alınmaması halinde suç tekrar riskinin ortaya çıktığını söyleyen Aydın, “Bir noktadan sonra bu çocuk çok daha ağır suçlar işlemeye başlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Aydın, ceza hukukunun “ikincillik” prensibini hatırlatarak, toplumsal sorunların yalnızca ceza yaptırımlarıyla çözülemeyeceğini belirtti. Aydın şunları söyledi: “Biz neden cezalandırırız insanları? Yani failleri neden cezalandırırız? Biz failleri, suçu önlemek için cezalandırırız. Buna “genel önleme” diyoruz. Yani suç işleyen kişileri cezalandırarak topluma bir mesaj vermiş olursunuz. Dersiniz ki: “Eğer siz de bu suçu işlerseniz, siz de ceza alırsınız.”
Ama çocuk adalet sistemi söz konusu olduğunda mesele böyle değildir. Çocuk adalet sisteminin temel amacı; çocuğu iyileştirmek, onu suça sürüklenme halinden çıkarmak ve böylece tekrar suç işlemesini önlemektir. Çünkü çocuk adalet sistemi bilir ki, bir çocuğa ne kadar ağır ceza verirseniz verin, o çocuk belli bir süre sonra cezaevinden çıkacaktır. Ve çıktığında hâlâ genç sayılabilecek bir yaşta olacak, yeniden topluma karışacaktır. Eğer o süreçte rehabilite edilmezse, suç tekrarı riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu da toplumsal barışı daha fazla bozan bir sonuç doğurur. Dolayısıyla çocuklar bakımından asıl amaç, suç tekrar riskini önlemek ve çocuğu doğru davranışa yönlendirmektir.” Şimdi meseleye böyle baktığınız zaman, “Bir çocuğun işlediği en tehlikeli suç hangisidir?” sorusuna da doğru cevap verirsiniz. Çocuk adalet sistemine göre bir çocuğun işlediği en tehlikeli suç, işlediği ilk suçtur. Ne suç işlemiş olursa olsun; ister basit ister ağır olsun. Sistem, bu suça doğru tepkiyi vermek zorundadır. Ve bu doğru tepki oluşturulmadığı, yani çocuğun işlediği iddia edilen fiille ilgili gerekli koruma tedbirleri doğru şekilde alınarak suç tekrar riski önlenmediği takdirde; o çocuk tekrar tekrar suç işlemeye devam edecektir. Ve toplum için asıl tehlike de bu olacaktır. Çünkü bir noktadan sonra bu çocuk çok daha ağır suçlar işlemeye başlayacaktır.”

“YOKSULLUK VE UMUTSUZLUK ÇOCUK SUÇLULUĞUNU ARTIRIYOR”
Derin yoksulluk, eğitimsizlik ve gençlerin gelecek umutsuzluğunun çocuk suçluluğunu artırdığını belirten Aydın, “Gençler ve çocuklar gelecekleri konusunda umutsuzsa çocuk suçluluğu artar” dedi. Aydın, çocukların cezalandırılmasına karşı olmadıklarını vurgulayarak, “Burada önemli olan; verilen tepkinin doğru olması, orantılı olması ve suç tekrar riskini önlemeyi amaçlamasıdır” diye konuştu. Çok ağır suç işleyen çocuklar bakımından durumun farklılaşabileceğini ifade eden Aydın, buna rağmen çocukların büyük çoğunluğunun ikinci kez suç işlemediğini söyledi.
“CEZAEVLERİ, SUÇ DAVRANIŞLARININ ÖĞRENİLDİĞİ YERLER”
Cezaevlerinin rehabilitasyon değil, suç davranışlarının öğrenildiği alanlara dönüştüğünü söyleyen Aydın, “Cezaevleri iyileştirilerek çıkılan yerler değil; belli bir süre kalınıp çıkılan yerler hâline gelmiş durumda” dedi.
Bir çocuğun suç işlediği iddiasıyla polis merkezine getirildiği andan itibaren devletin bütün koruma mekanizmalarının harekete geçmesi gerektiğini kaydeden Aydın, uygulamada bunun yapılmadığını söyledi.
Çocuk Koruma Kanunu’na ilişkin yönetmeliğe göre, çocuğun kolluğa getirildiği anda sosyal hizmet birimlerine bildirim yapılması gerektiğini belirten Aydın, “Ama bugünkü uygulamada bu bildirim çoğu zaman yapılmıyor” dedi.
“DEVLET, ÇOCUĞUN SUÇA SÜRÜKLENDİĞİ KOŞULLARI DEĞİŞTİRMİYOR”
Aydın, suç işleyen çocukların aynı ortama geri döndüğünü belirterek, “Devletin hiçbir kurumu bu koşulları değiştirmek için herhangi bir müdahalede bulunmuyor” dedi.
“Eğer bir çocuk yirmi kere suç işlediyse, önceki on dokuzunda devlet olarak biz ne yaptık?” diye soran Aydın, ağır suç işlendiğinde çocuğun cezaevine gönderildiğini ancak burada da rehabilitasyon sağlanamadığını ifade etti.
Aydın, “Kalabalık koğuşlar, suç davranışlarının öğrenildiği, suç çevreleriyle ilişkilerin kurulduğu yerler hâline geliyor” diye konuştu.
“ÇOCUK MU KOŞULLARI DEĞİŞTİRECEK?”
“Suç işleyen çocuklarla ilgili hiçbir şey yapılmıyor” eleştirilerine de değinen Aydın, “Çocuk mu yapacak? Çocuk bu koşulları mı değiştirecek?” dedi.
Cezaevinden çıkan çocukların desteklenmediğini belirten Aydın, eski hükümlü çalıştırılmasına ilişkin mekanizmaların da büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını söyledi.
“ÇOCUKLAR ÇETELERDE DEĞER GÖRMEYE ÇALIŞIYOR”
Çocukların kendilerini suç örgütleri ve çeteler içinde ifade etmeye çalıştığını belirten Aydın, “Oralarda kendilerine değer atfetmeye, değerli hissetmeye çalışıyorlar” dedi.
Çocuklara toplum içinde değerli olduklarının gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Aydın, yalnızca sosyal medyayı ya da dijital oyunları suçlayarak sorunun çözülemeyeceğini söyledi.
Aydın, “Şiddet, bir kendini ifade etme aracına dönüşüyor. Eğer siz çocuğun kendisini ifade edebileceği diğer yolları ortadan kaldırırsanız, şiddete yönelmesi kaçınılmaz hâle gelir” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARIN İSİMLERİNİN AÇIKLANMASI YASA İHLALİ”
Suç işlediği iddia edilen çocukların kimliklerinin açıklanmasının yasa ihlali olduğunu vurgulayan Aydın, “Bir çocuğun, suç işlediği iddia edilen bir çocuğun, hatta mahkûm olan bir çocuğun bile kimliği açıklanamaz” dedi.
“Çocuğun sahibi ülkedir” diyen Aydın, çocukların eğitimsiz bırakılması, gelecek umutlarının ortadan kaldırılması ve sosyal eşitsizliklerin çocukları suç örgütlerine ittiğini söyledi. Aydın, “Gelecek umudu olmayan bir çocuk, bir ergen, bir genç; her şeyi yapabilir hâle gelir” ifadelerini kullandı.




