Nisan, mayıs ve haziran ayları Türkiye’de polen yoğunluğunun en yüksek seviyeye ulaştığı dönem olarak öne çıkıyor. Özellikle ağaç, çimen ve yabani ot polenlerinin havaya karışmasıyla birlikte alerjik bünyeye sahip kişilerde şikayetler belirgin şekilde artıyor.
Uzmanlara göre sıcak, kuru ve rüzgarlı havalar polenlerin daha uzak mesafelere taşınmasına neden oluyor. Bu durum da özellikle sabah saatlerinde ve açık havada geçirilen zamanlarda semptomların daha yoğun hissedilmesine yol açıyor.
EN SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER: HAPŞIRIK, BURUN TIKANIKLIĞI VE GÖZ KAŞINTISI
Mevsimsel alerjik rinit, halk arasında bilinen adıyla saman nezlesi, bahar döneminin en yaygın sağlık sorunları arasında yer alıyor. Peş peşe hapşırma, su gibi burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma, kaşıntı, boğaz tahrişi ve öksürük en sık görülen belirtiler arasında bulunuyor.
Bazı kişilerde nefes darlığı, halsizlik, dikkat dağınıklığı ve uyku kalitesinde düşüş de tabloya eşlik edebiliyor. Uzmanlar, birçok kişinin bu belirtileri basit bir soğuk algınlığı sanarak tedaviyi geciktirdiğini belirtiyor.

UZMANLARDAN KRİTİK UYARI: ALERJİ ASTIMI TETİKLEYEBİLİR
Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığı, zaman içinde alt solunum yollarını da etkileyebildiği ifade ediliyor. Araştırmalara göre alerjik riniti bulunan bireylerde ilerleyen süreçte astım gelişme riski artabiliyor.
Sürekli burun tıkanıklığı yaşayan, geceleri rahat uyuyamayan, egzersiz sırasında nefes darlığı hisseden veya sık öksürük yaşayan kişilerin uzman desteği alması öneriliyor.

ŞEHİR YAŞAMI BELİRTİLERİ AĞIRLAŞTIRIYOR
Uzmanlara göre hava kirliliği, bahar alerjisinin daha sert yaşanmasının başlıca nedenlerinden biri. Egzoz gazları, sanayi kaynaklı partiküller ve kirli hava; polenlerin etkisini artırabiliyor ve solunum yollarında hassasiyete yol açabiliyor.
Bu nedenle büyük şehirlerde yaşayan kişilerde polen alerjisi ve buna bağlı solunum şikayetlerinin daha sık görüldüğü belirtiliyor.
PENCERELERİ KAPATIN, EV TEMİZLİĞİNE ÖNEM VERİN VE SİGARADAN UZAK DURUN
Uzmanlar, polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde pencerelerin kapalı tutulmasını, eve gelindiğinde kıyafetlerin değiştirilmesini ve duş alınmasını öneriyor. Saçların yıkanması da gün boyu biriken polenlerin uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor. Ayakkabıların kapı girişinde bırakılması veya kapalı bir dolapta tutulması da dış ortam alerjenlerinin eve taşınmasını azaltabiliyor.
Klima kullananların cihaz bakımını aksatmaması da büyük önem taşıyor. Düzenli temizlenmeyen klimalar toz ve partikülleri yayarak belirtileri artırabiliyor. Filtrelerin değiştirilmesi ve uygun hava filtreleri kullanılması kapalı alan hava kalitesine katkı sağlayabiliyor.
Maske kullanımı da özellikle dış ortamda polen maruziyetini azaltmaya yardımcı olabiliyor. Uzmanlar, rüzgarlı günlerde ve yoğun polen saatlerinde dışarı çıkan kişilerin koruyucu önlem almasını tavsiye ediyor.
Beslenme düzeninin de bağışıklık sistemi üzerinde etkili olduğuna dikkat çekiliyor. Günlük öğünlerde taze meyve ve sebzeye yer verilmesi, yeterli su tüketilmesi ve sıcak sıvıların tercih edilmesi burun kuruluğunu azaltıp rahatlama sağlayabiliyor.
Burun temizliğinin doğru yöntemlerle yapılması da semptomların hafiflemesine destek olabiliyor. Tuzlu suyla nazal temizlik veya doktor önerisine uygun yıkama yöntemleri, burun içindeki alerjen yükünü azaltabiliyor.
Ev temizliğinde sert kimyasallar yerine daha hafif ürünlerin tercih edilmesi, HEPA filtreli süpürgelerin kullanılması ve toz birikiminin azaltılması öneriliyor. Oda neminin dengeli tutulması, çok sıcak ve kuru havadan kaçınılması da solunum yollarını rahatlatabiliyor.
Uzmanlar ayrıca sigara dumanının alerji belirtilerini belirgin şekilde kötüleştirdiğini vurguluyor. Bu nedenle hem sigaradan hem de sigara dumanına maruz kalınan ortamlardan uzak durulması tavsiye ediliyor.

ALERJİ TESTİ NASIL YAPILIR?
Uzmanlar, herkesin alerji testi yaptırması gerektiğini vurguluyor.
Alerji testi, kişinin belirli maddelere karşı alerjik reaksiyon gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla uygulanıyor. Testler genellikle cilt testi veya kan testi şeklinde yapılıyor.
Cilt testleri kendi içinde çizik, intradermal ve yama testi olarak üçe ayrılıyor. Çizik testinde alerjen madde cilde hafif şekilde uygulanıyor ve kısa süre içinde oluşan reaksiyon gözlemleniyor. İntradermal testte alerjen, cildin alt tabakasına enjekte ediliyor. Yama testinde ise alerjen içeren bantlar cilde yapıştırılıyor ve belirli bir süre sonra değerlendirme yapılıyor.
Kan testlerinde ise belirli alerjenlere karşı gelişen antikorlar laboratuvar ortamında inceleniyor.
DOĞRU TEDAVİ İLE KONTROL ALTINA ALINABİLİYOR
Uzmanlar, alerjinin yalnızca bahar aylarında çekilecek geçici bir rahatsızlık olmadığını vurguluyor. Deri testleri, kan testleri ve solunum fonksiyon testleriyle alerjenin belirlenebildiği; yeni nesil antihistaminikler, burun spreyleri ve immünoterapi gibi yöntemlerle kontrol altına alınabildiği belirtiliyor.
Bazı hastalarda uzun vadeli tedaviyle belirgin iyileşme sağlanabildiği ifade ediliyor.
ALERJİ MEVSİMİ ARTIK DAHA UZUN SÜRÜYOR
Uzmanlara göre iklim değişikliği ve hava kirliliği nedeniyle alerji sezonu geçmiş yıllara göre daha erken başlıyor ve daha geç sona eriyor. Bu nedenle bahar alerjisini hafife almak yerine erken önlem almak, doğru tanı koydurmak ve tedaviye zamanında başlamak büyük önem taşıyor.





