Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ATO Congresium Genel Kurul Salonu'nda düzenlenen Savunma Sanayi Forumu'na katıldı.
Burada konuşan Güler, NATO Zirvesi kapsamında düzenlenen forumda, İttifak'ın gelecekteki caydırıcılık ve savunma mimarisini şekillendirecek en kritik alanlardan olan savunma sanayisi kapasitesinin, üretim gücünün ve yenilikçi kabiliyetlerin ele alınacağını belirtti.
İçinde bulunulan güvenlik ortamının çok açık bir gerçeği hatırlattığını ifade eden Güler, ülkelerin egemenliklerini, hak ve menfaatlerini koruyabilmeleri için güçlü bir devlet yapısına, etkin bir diplomasiye, caydırıcı bir askeri kapasiteye ve sürdürülebilir bir savunma sanayisi ekosistemine sahip olması gerektiğini vurguladı.
Güler, NATO'nun kolektif savunma anlayışı, müttefikler arasındaki dayanışma ruhu ve birlikte hareket etme kararlılığının her zamankinden daha fazla önem taşıdığını söyledi.
Bu kararlılığı destekleyen üretim kapasitesi, mühimmat stoku, platform modernizasyonu, sürdürülebilir tedarik zincirleri ve hızlı uyum sağlayabilen sanayi ekosisteminin de hayati öneme sahip olduğunu belirten Güler, şunları kaydetti:
"Nitekim, Ukrayna'daki savaş, modern harp ortamında mühimmat tedarik hızının, insansız sistemlerin, hava ve füze savunmasının, elektronik harbin ve hızlı inovasyonun ne kadar belirleyici olduğunu göstermiştir. Son dönemde Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan gelişmeler ise ulaştırma hatları güvenliği ile tedarik zinciri yönetiminin artık savunma planlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu nedenle artık hepimiz için temel soru şudur, taahhütlerimizi ne kadar hızlı gerçek kabiliyete dönüştürebiliyoruz?"

"ONLARCA ASKERİ GEMİ EŞ ZAMANLI OLARAK İNŞA EDİLMEKTEDİR"
Bakan Güler, Ankara Zirvesi'nin ana hedeflerinden birinin de müttefiklerin savunma yatırımlarındaki artışlarını göstermeleri, yeni yetenek hedeflerine ulaşmaları, üretim kapasitelerini büyütmeleri ve daha güçlü, daha yenilikçi, daha dayanıklı bir transatlantik savunma sanayi tabanı inşa etmeleri olduğunu söyledi.
Bu bilinçle hareket eden Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerli ve milli üretim kapasitesini, mühendislik altyapısını küresel ölçekte dikkati çeken bir seviyeye ulaştırdığını vurgulayan Güler, şunları kaydetti:
"Bugün kara, deniz ve hava platformlarından insansız sistemlere elektronik harp kabiliyetlerinden hava savunma çözümlerine kadar geniş bir alanda önemli yetkinliklere sahibiz. Nitekim tersanelerimizde onlarca askeri gemi eş zamanlı olarak inşa edilmektedir. Türkiye, deniz platformları üretiminde sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda müttefiklerine ve ortaklarına da katkı sunabilen ölçekte bir kapasiteye sahiptir. Kara gücümüzün modernizasyonu kapsamında Altay ana muharebe tankımızın seri üretim safhası, zırhlı kara araçları alanında ulaştığımız teknolojik ve endüstriyel seviyenin somut göstergeleridir."
"MÜHİMMAT ÜRETİMİ DE İTTİFAK İÇİN EN KRİTİK BAŞLIKLARDAN BİRİDİR"
KAAN programının, hava harekat alanında Türkiye'nin yüksek teknolojiye dayalı muharip hava platformları geliştirme kapasitesinde yeni bir lige çıktığını gösterdiğini belirten Güler, "Mühimmat üretimi de İttifak için en kritik başlıklardan biridir. Son yıllarda 155 mm mühimmat üretim kapasitemizi çok hızlı biçimde artırdık ve bu alanda somut sonuç üreten müttefiklerden biri olduk. ROKETSAN'ın yeni üretim ve entegrasyon yatırımlarıyla füze ve mühimmat üretim kapasitemizi önemli ölçüde büyütüyoruz." ifadelerini kullandı.

"NATO'NUN YÜZDE 5 SAVUNMA YATIRIM TAAHHÜDÜ ÖNEMLİ"
Bakan Güler, ASELSAN ve HAVELSAN gibi şirketlerin radar, elektronik harp, haberleşme, komuta-kontrol, yazılım, simülasyon ve yapay zeka destekli sistemler alanındaki yatırımlarının, savunma sanayisi kapasitesini yalnızca nicelik olarak değil, nitelik olarak da ileri taşıdığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Tüm bunlarla birlikte, NATO'nun yüzde 5 savunma yatırım taahhüdünü de önemli görüyoruz. Zira bu taahhüt, aynı zamanda İttifak'ın caydırıcılığını güçlendirme, savunma üretimini ölçeklendirme ve ihtiyaç duyduğumuz kabiliyetleri zamanında sahaya yansıtma iradesinin somut göstergesidir. Yaşanan savaşlar ve çatışmalar göstermiştir ki sahadaki başarı, yalnızca mevcut stoklara değil, aynı zamanda hızlı öğrenme, hızlı üretme ve hızlı uyarlama kapasitesine bağlıdır. Dron teknolojilerinden elektronik harbe, mühimmat üretiminden yazılım güncellemelerine kadar birçok alanda askerler, mühendisler, girişimciler ve karar vericiler arasındaki mesafe kısaldıkça, cephedeki etkinlik artmaktadır. Bu nedenle bizlerin görevi, barış zamanında bu işbirliği kültürünü inşa etmektir. Kriz ortaya çıktıktan sonra üretim hattı kurmak, tedarik zinciri oluşturmak veya ortak standart geliştirmek çok geç olabilir. Hazırlık bugünden yapılmalıdır."
NATO üyesi ülkelere taahhütleri kabiliyete dönüştürme çağrısında bulunan Güler, "Kaynakları üretime dönüştürelim. Sanayi gücümüzü caydırıcılığa dönüştürelim ve İttifak'ımızın güvenliğini, sözlerle değil, sahada karşılığı olan somut kapasiteyle güçlendirelim. Bu çerçevede, forum boyunca yapılacak temas ve değerlendirmelerin gerçek projelere, ortak girişimlere, üretim mutabakatlarına ve kabiliyet çıktılarına dönüşmesini temenni ediyoruz." şeklinde konuştu.
İKİLİ GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR
Bakan Güler ayrıca, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında ikili temaslarını sürdürüyor. Güler, BAE Systems CEO'su Charles Woodburn ile görüştü.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Güler'in, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için Ankara'ya gelen BAE Systems'in CEO'su Woodburn'u kabul ettiği belirtildi.

SAVUNMA ADINA ÖNEMLİ GELİŞMELER
Bakan Güler, Japonya Savunma Bakanı Koizumi ile ATO Congresium'da görüştü.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Letonya Savunma Bakanı Raivis Melnis ve Kanada Savunma Bakanı David McGuinty ile görüştü.
Güler, Kanadalı mevkidaşı ile Savunma İşbirliğine İlişkin Niyet Beyanı da imzaladı.





