Her şey sosyal medyada Zmash Burger ile ilgili yayılan iddialarla başladı. Ticaret Bakanlığı Basın Danışmanı Bekir Kaplan, işletmenin müşteri seçtiği ve satıştan kaçındığı iddiaları üzerine 6502 sayılı Kanun kapsamında inceleme başlatıldığını duyurdu. Bakanlık net bir mesaj verdi: "Keyfi olarak müşteri seçmek, adil ticaret düzenine aykırıdır."
Kamuoyuna yansıyan “hamburger vakası” ile ilgili olarak Ticaret Bakanlığı ekiplerimizce hızlı şekilde harekete geçilmiş; 6502 sayılı Kanun çerçevesinde satıştan kaçınma ve haksız ticari uygulama başlıklarında inceleme süreci başlatılmıştır.
— Bekir Kaplan 🇹🇷 (@bekir_kaplan) January 27, 2026
İşletmelerin keyfî biçimde satıştan… https://t.co/wYU5SzFSPL

Buna karşılık Zmash Burger cephesinde işletmeci Alp Atalık, yayınladığı ihtarnamede iddiaların "itibar zedeleyici" olduğunu belirterek, paylaşımları yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
KAMUOYU DUYURUSU VE İHTAR pic.twitter.com/9hgdUlY3Aa
— ZMASH (Reservation Only) (@BurgerZMASH) January 22, 2026
Bu gerilim sürerken, denetimlerin lüks balık restoranı Balıkçı Kahraman’a da sıçrayacağı belirtildi.

MİSİNA BALIK KURUCUSU SUAT YILMAZ: "BİN TL’LİK BALIK NASIL 15 BİN TL OLUR?"
Sektördeki bu fiyat karmaşasını, Misina Balık’ın kurucusu Suat Yılmaz ile konuştuk. Yılmaz, gastronomi dünyasındaki fiyat politikasının "matematiksel" değil, "fantezi" üzerine kurulduğunu iddia ediyor.
İşte Suat Yılmaz’ın röportajından öne çıkan çarpıcı başlıklar:
- "Çarpan 15" Fantezisi: "Dünya genelinde bir restoranın sürdürülebilir olması için maliyet 3 ile çarpılır. Ama bizde bin TL'ye alınan kalkanın 10-15 bin TL'ye satıldığı yerler var. Bu ne akla ne mantığa sığar."
- Küresel Standartlar: "New York'un en lüks caddesinde bile iki kişi 120-140 dolara (alkol dahil) kaliteli bir yemek yiyip kalkabiliyor. Bizde para değerini yitirdi ama işletmeciler de bu durumu suistimal ediyor."
- Kaçak Avcılık ve Stokçuluk: "2.5 ton kaçak kalkan balığına el konuldu. Balıkçılarımızda 'deli cesareti' var; Rusya ve Ukrayna açıklarına kadar gidip yasak avcılık yapıyorlar. Balık azaldıkça fiyat suni şekilde yükseliyor."
- Emekliye Kalkan Projesi: "Kalkan balığı lüks değil, bu denizin bereketidir. Ben senede bir kere bile kalkan yiyemeyeceksem niye bu ülkede yaşıyorum? Emekliler için kalkanı kârsız, 990 TL gibi fiyatlarla sundum. İnsanlar bir porsiyon döner parasına kalkan yiyebilmeli."

SERT ELEŞTİRİ: "GİTMEZSENİZ YAZAMAZLAR!"
Röportajın en dikkat çekici kısmı ise Suat Yılmaz’ın tüketicilere yönelik eleştirisi oldu. Yılmaz, fiyatların bu denli yükselmesinde "görünme arzusunun" etkili olduğunu savunuyor:
"Bazı tüketicilerin kafasını anlamakta zorlanıyorum. Bir restorana gidip hesabı 5 kat fazla ödeyince hoşunuza mı gidiyor? Bu nasıl bir fantezi? Eğer o fahiş fiyatlı yerlere gitmezseniz, o rakamları yazamazlar. Gidiyorsanız, o zaman ödediğiniz hesap helal hoş olsun."
Özetle;
İstanbul'da dışarıda yemek yemek artık sadece bir "lezzet" meselesi değil, hukuki bir "denetim" ve ekonomik bir "etik" tartışmasına dönüşmüş durumda. Bakanlık denetim sonuçlarının, lüks işletmelerin fiyat politikalarında kalıcı bir değişim yaratıp yaratmayacağı ise merak konusu.





