Belirsizlik sadece siyaseti değil, toplumun ruh halini de yönetiyor

Siyasette yaşanan belirsizliklerin en ağır faturası, çoğu zaman siyasi aktörlere değil, topluma çıkar. Çünkü vatandaşın gündelik hayatını şekillendiren sadece ekonomik göstergeler değildir; geleceğe dair güven duygusu, hukuka olan inanç ve siyasi istikrar algısı da en az bunlar kadar önemlidir.

Bugün Türkiye'de yaşanan tablo tam da bunu gösteriyor.

Bir yanda ekonomik sıkıntılar, diğer yanda hukuk tartışmaları, dış politikadaki gelişmeler ve bunlara ek olarak ana muhalefet partisinde aylardır devam eden iç çekişmeler...

Toplum artık sadece iktidarın ne yapacağını değil, muhalefetin ne olacağını da merak ediyor.

*Görselde yapay zekadan faydalanılmıştır.

Çünkü güçlü bir demokrasi, yalnızca güçlü bir iktidarla değil; aynı zamanda güçlü, kurumsal ve güven veren bir muhalefetle mümkündür.

Ana muhalefet partisinde yaşanan liderlik tartışmaları, kurultay polemikleri, mahkeme süreçleri ve yeni parti iddiaları, yalnızca parti üyelerini ilgilendiren iç meseleler olmaktan çıktı.

Bu süreç, milyonlarca seçmenin siyasal geleceğe ilişkin beklentilerini de doğrudan etkiliyor.

Belirsizlik uzadıkça toplumun kaygısı büyüyor.

Çünkü insanlar öngörülebilir bir ülke istiyor.

Yarın ne olacağını bilmek istiyor.

Yatırımcı yatırım yapacağı günü, esnaf satış yapacağı yarını, genç ise kuracağı hayatı planlamak istiyor.

Sürekli değişen siyasi gündem, bitmeyen krizler ve her sabah yeni bir tartışmayla uyanılan bir ülkede ise uzun vadeli plan yapmak giderek zorlaşıyor.

Toplumun en büyük ihtiyacı artık yeni bir tartışma değil, güven duygusudur.

Vatandaşın psikolojisini bozan sadece yüksek enflasyon değildir.

Belirsizlik de enflasyon kadar yıpratıcıdır.

İnsanlar çocuklarının geleceğini düşünürken kaygılanıyor.

Üniversite mezunu gençler, hangi ülkede yaşayacaklarını hesaplıyor.

Emekliler ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor.

İş dünyası ise siyasi atmosferin ekonomik kararlara nasıl yansıyacağını takip ediyor.

Siyasette yaşanan her kriz, toplumun sinir uçlarına dokunuyor.

Her belirsizlik, insanların umutlarını biraz daha törpülüyor.

Demokrasilerde iktidar kadar muhalefetin de sorumluluğu vardır.

Muhalefet sadece eleştiren değil, aynı zamanda umut veren, çözüm üreten ve güven inşa eden bir yapı olmalıdır.

Toplum, kendi içinde sürekli tartışan, birbirini suçlayan ve geleceğe ilişkin net bir yol haritası ortaya koyamayan bir siyasi yapı gördüğünde doğal olarak endişeleniyor.

Çünkü seçmen yalnızca bugünü değil, yarını da görmek istiyor.

Siyasi rekabetin sert olması doğaldır.

Farklı görüşler demokrasinin zenginliğidir.

Ancak belirsizliğin kalıcı hale gelmesi, kurumların yıpranması ve siyasetin sürekli kriz üzerinden okunması hiçbir kesime fayda sağlamaz.

Türkiye'nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey; öngörülebilirliktir.

Hukukun öngörülebilir olması...

Ekonominin öngörülebilir olması...

Siyasetin öngörülebilir olması...

Çünkü güvenin olmadığı yerde yatırım olmaz.

Yatırımın olmadığı yerde üretim azalır.

Üretimin zayıfladığı yerde refah artmaz.

Refahın artmadığı yerde ise toplumsal huzur giderek zedelenir.

Vatandaş artık siyasi polemiklerden yorulmuş durumda.

Kim haklı, kim haksız tartışmasının ötesinde; geçim sıkıntısına, işsizliğe, eğitim sorunlarına, adalet beklentisine ve yaşam kalitesine odaklanılmasını istiyor.

Siyasetin görevi, topluma yeni endişeler üretmek değil; mevcut endişeleri azaltmaktır.

İktidarın da muhalefetin de ortak sorumluluğu, demokratik kurumlara güveni güçlendirmek, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek yerine azaltmak ve geleceğe dair umut oluşturacak bir siyasi iklim yaratmaktır.

Çünkü siyaset, yalnızca seçim kazanma yarışı değildir.

Siyaset aynı zamanda toplumun yarınlara güvenle bakabilmesini sağlayacak zemini oluşturma sanatıdır.

Ve unutulmamalıdır ki, belirsizlik uzadıkça sadece siyaset yıpranmaz; toplumun huzuru, ekonominin direnci ve ortak gelecek duygusu da yıpranır.

Güvenin yeniden inşa edildiği, kurumların güçlendiği ve siyasi rekabetin demokratik olgunluk içinde sürdüğü bir ortam ise yalnızca siyasetçilerin değil, 86 milyonun ortak kazancı olacaktır.