Berlin International Film Festival bu yıl yalnızca yarışan filmlerle değil, gala gecelerinde yapılan açıklamalarla da gündeme geldi. Festivalde Altın Ayı için yarışan Emin Alper’in yeni filmi Kurtuluş, prömiyer gösteriminin ardından uzun süre alkışlandı.
EMİN ALPER, GAZZE'YE DİKKAT ÇEKTİ
Gösterim sonrası sahneye çıkan Alper, filmin merkezinde toplumların korku ve baskı ortamında nasıl dönüşebildiğini anlatmak istediğini belirtti. Sinemanın yalnızca estetik bir alan olmadığını vurgulayan yönetmen, insanlık tarihindeki şiddet döngülerine dikkat çekti.
Konuşmasında güncel gelişmelere de değinen Alper, şu ifadeleri kullandı:
“Kurtuluş, bir topluluğun nasıl korkunç suçlar işleyebileceği üzerine bir film. Tarih bu tür hikayelerle dolu… Ne yazık ki günümüz de öyle. Bugün, İsrail'in Gazze'de işlediği soykırıma tanık oluyoruz. Bu suçları durdurabilecek tek şey, dünyanın güçlü bir tepki göstermesi, ancak biz Filistin'i yüzüstü bıraktık. İster bu suça ortak olmuş Batılı güçler, ister Batı dışında kalan otokrat devletler olsun, hükümetlere güvenemeyiz. Sadece kendimize ve dünya halklarına güvenmeliyiz, uyanık olmalıyız, birlikte ayağa kalkmalıyız ve değişimin gücü olmalıyız.”
FESTİVAL BAŞKANI "SİYASETİN DIŞINDA KALMALIYIZ" DEMİŞTİ
Festivalde daha önce jüri başkanı Wim Wenders’ın bir gazetecinin Almanya’nın Gazze’deki gelişmelerle ilgili tutumuna ilişkin sorusuna “Siyasetin dışında kalmalıyız” yanıtını vermesi tartışma yaratmıştı. Wenders’ın açıklaması bazı çevrelerce tarafsızlık çağrısı olarak değerlendirilirken, bazı katılımcılar tarafından yetersiz bulundu.
Alper’in konuşması, festivalde sanat ve siyaset ilişkisine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Berlin’deki gösterimin ardından Kurtuluş hem sinemasal dili hem de yönetmenin açıklamalarıyla festivalin en çok konuşulan yapımları arasında yer aldı.