Bilim dünyası, tarihin en büyük dahilerinden Leonardo da Vinci'nin genetik mirasına ulaşma yolunda önemli bir iddia ile çalkalanıyor. Leonardo da Vinci DNA Projesi kapsamında yürütülen çalışmalarda, sanatçıya atfedilen eserlerden, ona ait olabileceği düşünülen genetik materyaller elde edildi.
ÇİZİMLERDEKİ "GÖRÜNMEZ" İZLER
ABD’nin Maryland eyaletindeki J. Craig Venter Enstitüsü bünyesinde yürütülen araştırmada, özellikle Leonardo’ya atfedilen "Holy Child" (Kutsal Çocuk) adlı kırmızı tebeşir çizimi mercek altına alındı. Uzmanlara göre, Mona Lisa gibi ünlü tablolar yüzyıllar boyunca defalarca temizlendiği için DNA barındırma ihtimali düşükken, eskizler ve kağıt eserler çok daha umut verici bir kaynak oluşturuyor.
Maryland Üniversitesi’nden Dr. Norberto Gonzalez-Juarbe, kağıdın gözenekli yapısı sayesinde teri, deriyi ve bakterileri emdiğini belirterek, bu materyallerin kağıt üzerinde kalabildiğini ifade etti. Covid-19 testlerine benzer özel bir yöntemle eserlerden nazikçe örnek toplayan ekip, Toskana kökenli olduğu düşünülen bir erkek DNA’sına ve Floransa'da yetişen portakal ağaçlarına ait çevresel izlere rastladı.
Y KROMOZOMU VE KUZEN MEKTUBU
Çalışmada, babadan oğula değişmeden aktarılan Y kromozomu dizilimi üzerinden iz sürüldü. "Holy Child" çiziminden elde edilen Y kromozomu örnekleri, Leonardo’nun kuzenine ait bir mektuptan alınan DNA ile karşılaştırıldı. Yapılan analizler sonucunda her iki örneğin de Da Vinci’nin memleketi olan Toskana bölgesinde ortak bir ataya sahip genetik gruba ait olduğu belirlendi.
DEHANIN SIRRI GENLERİNDE Mİ SAKLI?
Bilim insanları, eğer bu DNA'nın kesinlikle Leonardo'ya ait olduğu doğrulanırsa, onun "sıra dışı zekasının" ve dünyayı algılama biçiminin sırrının çözülebileceğine inanıyor.
Araştırmacılar, Da Vinci'nin normal bir insan gözünün yakalayamadığı anlık hareketleri (örneğin bir yusufçuğun kanat çırpışını) çizimlerine yansıtabilmesini, onun görsel algı yeteneğine bağlıyor. Yapılan modellemeler, Leonardo’nun dünyayı saniyede yaklaşık 100 kare hızında (ortalama insanın iki katı) algılayan bir "yavaş çekim kamera" gibi gördüğünü ortaya koyuyor. Bilim insanları, bu olağanüstü yeteneğin retinadaki proteinleri kontrol eden KCNB1 ve KCNV2 genlerindeki olası bir mutasyonla ilişkili olup olmadığını araştırıyor.





