Macaristan, uzun süredir kullandığı ulusal para birimi Macar forintini geride bırakarak Avrupa Birliği'nin ortak para birimi euroya geçmek için resmi adımları atmaya başladı. Macaristan Başbakanı Péter Magyar tarafından yapılan açıklamada, ülkenin 2030 yılına kadar euro bölgesine dahil olmasının hedeflendiği belirtildi. Bu tarihi hamlenin, Macaristan'ın Avrupa Birliği'ne tam üye olarak kabul edilmesinden kısa bir süre sonra gündeme gelmesi dikkat çekti.
HEDEF YAKIN ANCAK KRİTERLER UZAK
Başbakan Magyar, kamuoyu yoklamalarının Macar halkının büyük bir çoğunluğunun euroya geçiş fikrini desteklediğini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Halkın bu güçlü desteğine rağmen Magyar, ülkenin mevcut ekonomik tablosu göz önüne alındığında bu stratejik hedefe ulaşmanın hiç de kolay olmayacağının altını çizdi. Nitekim ekonomi uzmanları ve Avrupa Birliği kaynakları, Macaristan'ın şu anki ekonomik yapısıyla euroya geçiş için belirlenen zorunlu şartların henüz hiçbirini tam olarak karşılayamadığına dikkat çekiyor.
PİYASALAR AÇIKLAMAYI OLUMLU KARŞILADI
Budapeşte'den gelen bu resmi açıklama, finans piyasalarında anında karşılık buldu. Başbakanın konuşmasının ardından ulusal para birimi Macar forinti uluslararası piyasalarda değer kazanırken, ülkenin devlet tahvili getirilerinde de gözle görülür bir gerileme kaydedildi. Finans analistleri, tahvil getirilerindeki bu düşüşü ve para birimindeki değer kazancını, uluslararası yatırımcıların ve piyasa aktörlerinin Macar ekonomisinin geleceğine duyduğu güvenin bir işareti olarak yorumladı.
ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL MAASTRICHT KRİTERLERİ
Macaristan'ın forinte veda edip euroyu resmi para birimi olarak ilan edebilmesi için öncelikle Avrupa Birliği'nin katı ekonomik kuralları olan Maastricht kriterlerini eksiksiz yerine getirmesi gerekiyor. Bu zorunlu süreç kapsamında Macar hükümetinin, ülkede kontrolden çıkan enflasyonu hızla baskılaması, bütçe açığını ve kamu borç yükünü birliğin belirlediği yasal sınırların altına çekmesi şart koşuluyor.
Ayrıca euro bölgesine giriş öncesinde döviz kurunda tam bir istikrarın yakalanması ve uzun vadeli faiz oranlarının da Avrupa Merkez Bankası standartlarına uygun seviyelere indirilmesi gerekiyor. Budapeşte yönetiminin önümüzdeki dört yıl boyunca bu ağır ekonomik ödevleri yerine getirmek için yoğun bir reform programı uygulaması bekleniyor.