Orta Doğu’da silahların gölgesinde devam eden ABD-İsrail operasyonları, İran’ın en kritik nükleer tesisi olan Natanz’da somut izler bıraktı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), daha önce yaptığı "tesisler vurulmadı" açıklamasını uydu görüntülerinin ardından geri çekerek, yer altındaki yakıt zenginleştirme merkezinin giriş binalarında hasar oluştuğunu resmen doğruladı. Bu itiraf, "Mollalar ordusu nükleer kozunu mu kaybediyor?" sorusunu beraberinde getirdi.
Based on the latest available satellite imagery, IAEA can now confirm some recent damage to entrance buildings of Iran’s underground Natanz Fuel Enrichment Plant (FEP). No radiological consequence expected and no additional impact detected at FEP itself, which was severely… pic.twitter.com/7CS7BRZo1s
— IAEA - International Atomic Energy Agency ⚛️ (@iaeaorg) March 3, 2026
RADYASYON SIZINTISI YOK AMA ERİŞİM KESİLDİ
IAEA Başkanı Rafael Grossi, Natanz’daki hasarın "radyolojik bir sonuç" doğurmadığını, yani çevrede bir sızıntı tespit edilmediğini belirterek dünyaya teselli verdi.
Ancak madalyonun diğer yüzü oldukça karanlık. Haziran ayındaki 12 günlük savaştan bu yana İran'da hiçbir uluslararası müfettiş bulunmuyor. Grossi, Tahran yönetimiyle iletişimin "çok sınırlı" olduğunu vurgularken, tesislerin gerçek durumu hakkındaki bilgilerin sadece uydu görüntüleriyle sınırlı kalması endişeleri artırıyor.
MOLLALARDAN SERT MİSİLLEME TEHDİDİ: "HÜRMÜZ YANACAK!"
Savaşın nükleer tesislere sıçraması üzerine İran cephesinden tehdit dolu açıklamalar gecikmedi. Devrim Muhafızları’ndan bir generalin, dünyanın enerji damarı olan Hürmüz Boğazı’nı işaret ederek "Buradaki her gemi yanacak!" demesi, bölgesel bir çatışmanın küresel bir enerji krizine evrilme riskini ortaya koydu.
İran’ın IAEA Büyükelçisi Reza Najafi ise ABD’nin "nükleer bomba" iddialarını bir işgal bahanesi olarak niteleyerek saldırıları sert bir dille kınadı.
REJİMİN GELECEĞİ TARTIŞILIYOR: ÇÖKÜŞ YAKIN MI?
Nükleer tesislerin hedef alınması ve ekonomik kuşatma, "İran’daki İslam Cumhuriyeti rejimi düşecek mi?" tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Washington ve Tel Aviv’in ortak operasyonlarıyla zayıflatılmaya çalışılan Tahran yönetimi, askeri söylemlerini her geçen gün daha da sertleştiriyor.
Ancak sahadaki hasar ve uluslararası denetimin tamamen devre dışı kalması, rejimin nükleer programı üzerindeki kontrolünün sarsıldığını gösteriyor.




