Türk rock müziğinin efsane ismi Cem Karaca, hem müziğiyle hem de yaşadığı zor dönemlerle adını unutulmazlar arasına yazdırdı. Beyoğlu’nda sokakta söylediği şarkıyla müzik kariyerine adım atan Karaca, hem politik mücadelesi hem de sürgün yılları ile Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerinde sahne aldı. Almanya’da yıllarca vatansız yaşamına rağmen müziğe olan tutkusundan vazgeçmeyen Karaca, bugün hem müzik tarihinin hem de Türkiye’nin kültürel hafızasında silinmez bir yer edinmiş bir efsanedir.

Kendisini "Anadolu rock ozanı" olarak tanımlayan Cem Karaca, özgün yorumuyla Anadolu rock müziğinin en önemli figürlerinden biri oldu. Karaca, Barış Manço, Erkin Koray ve Fikret Kızılok ile birlikte Anadolu rock müziğinin 4 öncüsünden biri olarak kabul ediliyordu.
İLK YILLARI VE MÜZİK EĞİTİMİ
Asıl adı Muhtar Cem Karaca olan sanatçı, 5 Nisan 1945’te İstanbul’da dünyaya geldi. Ermeni asıllı opera sanatçısı Toto Karaca ve Azeri tiyatro sanatçısı Mehmet İbrahim Karaca’nın oğluydu. Annesinin desteğiyle 6 yaşında müzik eğitimine başlayan Karaca, bu yıllarda müziğe olan ilgisini keşfetti.
BEYOĞLU’NDA MÜZİK KARIYERİNİN BAŞLANGICI
Cem Karaca, hayatının dönüm noktasını bir gün Suadiyeli Nesrin için sokakta söylediği şarkıda buldu. Bu olay, onun müzik kariyerinin başlangıcı oldu. Beyoğlu Spor Kulübü'nün lokalinde sahneye çıkarak profesyonel müzik yaşamına adım atan Karaca, "Dinamitler" ve "Jaguarlar" gibi gruplarla rock parçaları seslendirdi.
AİLESİNİN İTİRAZLARINA RAĞMEN MÜZİK YOLU
Mehmet Karaca, oğlunun şarkıcılık yapmasını istemeyerek ona mühendislik ya da doktorluk gibi daha “saygın” meslekler önerdi. Buna karşın Cem Karaca, annesinin desteğiyle müziğe devam etti. Askerdeyken dinlediği bağlama müziği, Karaca’nın müziğinde bir dönüm noktası oldu. O günden sonra Batı enstrümanlarıyla Anadolu müziği yapma kararı alan sanatçı, bu kararı hayatına yön verdi.
"RESİMDEKİ GÖZYAŞLARI" 1968'DE YAYINLANDI
Almanya'ya giden Karaca ve Apaşlar, Fredy Klein Orkestrası ile şarkılar kaydetti. Türkiye'deki en önemli popüler müzik eserlerinden birisi olarak nitelendirilen sözü ve müziği Mehmet Soyaslan da bu kayıtlar arasındaydı. Şarkı ilk kez 1968'de "Resimdeki Gözyaşları/Emrah" plağında yer aldı.
Unutulmaz sanatçı, verdiği bir röportajda "Ağır Roman" filmiyle 1997'de müzikseverlerce yeniden keşfedilen şarkının, Mehmet Soyaslan'la gittikleri Moğollar konserinden sonra "Ne yaparız da onları sollarız" diye kara kara düşünürken ortaya çıktığını anlattı.
Daha önce tiyatro deneyimi olan Karaca 1970'te, Murat Soydan ile başrolü paylaştığı, Yücel Uçanoğlu'nun yönettiği yerli kovboy filmi "Kralların Öfkesi"nde oynadı.
Usta sanatçı, 1971'de müzik çalışmaları için Kardaşlar grubuyla Almanya'ya gitti. Plak çalışmalarını tamamlamak üzereyken 12 Mart 1971 Muhtırası yayımlandı. "Oy Gülüm Oy" plağının toplatılması kararı alınınca Almanya'da bir süre daha kalan Cem Karaca ve grubu, daha sonra yurda döndü.
Müzik yolculuğuna Moğollarla devam eden Karaca, 1974'te "Namus Belası" ve "Gurbet" şarkılarının olduğu bir 45'lik çıkardı. "Namus Belası", ilk günden itibaren listelerin en üst sırasında yer aldı.
Moğollar grubundan ayrılan sanatçı, Kardaşlar grubundan ayrılan Ünol Büyükgönenç'i birlikte çalışmaya ikna ederek Dervişan'ı kurdu. Karaca ve Dervişan, müzikte progress ve rocka yaklaşırken "Tamirci Çırağı", "Kavga", "Parka", "İhtarname", "Yoksulluk Kader Olamaz", "İşçi Marşı", "Maden Ocağının Dibinde" şarkılarına imza attı.
Dervişan'dan ayrıldıktan sonra Barış Manço'nun kurduğu Kurtalan Ekspres'le de çalışan sanatçı, "Edirne'den Ardahan'a" söyleminden esinlenerek ismini verdiği "Edirdahan" grubunu kurdu. Karaca ve Edirdahan, 1978'de "rock opera" olarak nitelendirilen "Safinaz" albümünü çıkardı.
FİLİSTİN İÇİN ŞARKI YAZDI
Karaca, Filistin sorununa da duyarsız kalmayarak, ünlü şarkıcıları ağırlayan İzmir Enternasyonal Fuarı'nda boş zamanlarında Filistin standına destek verdi.
"Bir gün mutlak döneceğiz yavrum/Gün ışırken yuvamıza seninle" sözleriyle başlayıp, "Özgürlük kanımız oldu şimdi yavrum/Zaptedilmez toprağıma girmeyle/Bir sabah gün ışırken ilk duyduğun yavrum/Zafer çığlıkları olacak ülkemizden" şeklinde sona eren "Mutlaka yavrum" şarkısının bu versiyonunu Filistin davası için yazdığı belirtilen Karaca, konserlerinde "Adiloş Bebe" şarkısını da Filistin'e ithaf ederek seslendirdi.
Cem Karaca, Türkiye'deki politik gerginliğin, karmaşanın ve kamplaşmanın en üst düzeye çıktığı 1979'da, "1 Mayıs Marşı" plağı nedeniyle yargılandı, konserleri olaylı bitti. Kendi ifadesiyle "Sağcılardan değil, solun kendi içindeki sürtüşmelerin gayri insani tavırla kendini dışa vurmasından bizar olan" usta sanatçı Almanya'ya gitti.
Karaca, hakkında açılan davadan ceza alacağına kesin gözüyle bakıldığından yurda dönmedi, 7 Nisan 1980'de kaybettiği babası Mehmet Karaca'nın cenazesine de katılamadı.
1983'TE VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILDI
Selda Bağcan'la Münih'teki 1 Mayıs gösterisinde çekilen fotoğrafının bir magazin gazetesinde, "Cem Karaca gizli hesaplar peşinde" başlığıyla yayınlanması, Karaca'nın hayatında yeni bir dönüm noktası oldu.
Usta sanatçıya, "yurda dön" çağrısı yapıldı. Avukatlarının "sakın gelme" uyarısını dikkate alan Karaca, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra 6 Ocak 1983'te vatandaşlıktan çıkarıldı.
Başka bir ülkenin vatandaşlığına geçmeyi tercih etmeyen sanatçı, Birleşmiş Milletlerin vatansızlar için sağladığı pasaportla hayatını sürdürdü.
Usta müzisyen Almanya yılları için "Gurbetin acısını dindirecek bir merhem henüz keşfedilmedi. İnsan içinde yaşıyor onu. Kemiklerine kadar yaşıyor. Allah kimseye vermesin böyle bir sıkıntı." demişti.
"TÜRK'TEN ALMAN OLAMAZ Kİ"
Almanya'da birlikte tiyatro da yaptığı annesi Toto Karaca'nın ziyaretleriyle teselli bulan sanatçı, müzikten kopmadı. Cem Karaca, Almanların çoğu kez Türkler için kullandığı, kavruk, esmer tenli insanlara yakıştırdığı kelime olan, hakaret de sayılabilen "Kanaken" ismini verdiği grubuyla, göçmen işçilerin yaşadığı sorunları anlatan rock şarkılara imza attı.
Şarkılarında "On beş yıldır gurbet elde mark ile ırgat/Alamanya yıllarımı bana geri ver", "Bizim elin boranına selamın söyle/Alamanya soğuğunda berbat haldayım", "Entegrasyon dedikleri/Beni benden almak ise/Beni benden almayın dost/Türk'ten Alman olamaz ki" diyen Karaca, Almanca olarak da eserler seslendirdi.
Yaşadıklarına rağmen Türkiye'ye sırtını dönmeyen ve yurttan gelecek haberleri bekleyen sanatçı, Almanya'daki bir festivalde, diğer ülke bayrakları varken Türk bayrağının olmadığını fark edip, ay-yıldızlı bayrağı göndere çektirdi.
Cem Karaca, Mehmet Barı ve Mesut Yılmaz'ın aracılığıyla Hannover Fuarı nedeniyle Almanya'da bulunan dönemin Başbakanı Turgut Özal ile görüşme fırsatı yakaladı.
Münih'teki bir otelde gerçekleşen bu görüşme, "Cem Karaca, Özal'ın elini öptü, af diledi" şeklinde yansıdı. Görüşmeden yaklaşık 2 yıl sonra sanatçı, 27 Haziran 1987'de yurda döndü.
"ISLAK ISLAK" İLE ÜNÜ KATLANDI
Tedirgin şekilde ülkeye döndüğünde bir polis tarafından "Yurdunuza hoş geldiniz" şeklinde karşılanan Cem Karaca, ertesi gün duruşmaya çıkmak için yargılandığı Fethiye'ye gitti. Duruşmada aklandı ve verdiği ilk konseri Başbakan Turgut Özal da izledi.
En az gurbet kadar ağır gelen "döneklik" suçlamalarına sanatçı, "Yarım Porsiyon Aydınlık", "Ben döneksem döndüm diye memleketime/Döndüm ulan döndüm işte oh be" sözlerini içeren "Oh Be", "68'linin türküsü", "Sen Seni Bil" şarkılarıyla ve röportajlarla karşılık verdi.
Bir röportajında soru üzerine Özal'ın çok sevdiği, "Arım Balım Peteğim" şarkısını "Alaturka söyleyemem" diyerek seslendirmeyeceğini belirten Karaca, "Ben sol çizgili bir şarkıcıyım. Vatan haini denilerek vatandaşlıktan atılmış bir şarkıcı ülkesine dönüyor. Burada 'Nereden sevdim o zalim kadını' demiyorum. Pırıl pırıl bir Türkiye özlemimi anlatan şarkılar söylüyorum. Benden yumruklarımı sıkıp sahnede 'Bağımsız Türkiye, yıkacağız, keseceğiz, biçeceğiz' bekliyorlarsa yok arkadaş." ifadelerini kullanmıştı.
Sanatçı, Türkiye'ye döndükten sonra maddi sıkıntılar yaşadı. Cahit Berkay'ın ikna çabaları sonunda 1990'da Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması'na giren Karaca, "Kahya Yahya" şarkısıyla birinci oldu.
Cahit Berkay ve Uğur Dikmen ile müzik yolculuğunu sürdüren sanatçı, "Rap Diye Rap Rap", "Islak Islak", "Kerkük Zindanı", "Bindik bir Alamete" şarkılarıyla ününü katladı.
Cem Karaca, yıllarca yasaklı olduğu TRT'de 1994'te "Raptiye" isimli program yaptı ve Flash TV'de de "Efendime Söyleyeyim" isimli programa imza attı.
Annesi Toto Karaca'dan dolayı Ermeni müziğiyle de ilgilenen sanatçı, son dönemi sayılan yıllarda "Töre", "Sevda Kuşun Kanadında", "Dur be Yeter" şarkılarını Türkçe sözlerle seslendirdi.
Usta sanatçı, küçük rol üstlendiği, Gani Müjde'nin "Kahpe Bizans" filminde 3 şarkı yorumladı.
SAHNEYE 21 KERE BESMELE ÇEKEREK ÇIKARDI
Cem karaca, ikinci evliliğini tiyatrocu Meriç Başaran ile üçüncü evliliğini Emrah Karaca'nın annesi Feride Balkan ile yaptı. Balkan'dan ayrıldıktan sonra ilk eşi Semra Özgür ile yeniden evlenen sanatçı, beşinci evliliğini ise İlkim Karaca ile yaptı. Son eşi İlkim Karaca 2019'da verdiği bir röportajda, Cem Karaca'nın ezan okuduğu konusunun yanlış olduğuna değinerek, şunları anlatmıştı: "Biz Cem'le seyahatteyken bir televizyon programından aradılar. Orada Cem'e 'Türkiye'de notalara en doğru basan kişiden ezan okumasını istiyoruz.' dediler. Cem de 'Telefonda doğru olmaz, şu an abdestli de değilim.' dedi ama o kadar rica ettiler ki Cem de kırmamak için 'Sadece Allah'u Ekber derim, ezanı okumam.' dedi ve öyle yaptı. Ertesi gün Reha Muhtar ana haberde 'Marksist Cem Karaca ezan okudu.' diye verdi haberi. 'Cem Karaca, Reha Muhtar'a 'Muhtar, muhtara bunu yapar mı?' diye soruyor, 'Lütfen iletin.' dedim. O olaydan sonra İstanbul'a dönünce havaalanında çok kötü bakışlarla karşılaştık. 'Sana yakıştı mı?' diyenler oldu. İnsanlar da şaşırmıştı haliyle. Bir sürü konseri ardı ardına iptal edildi." Aynı röportajda Karaca'nın son yıllarında dindarlaştığını da ifade eden eşi, "Almanya'da kaldığı sürede farklı hissetmeye başlamış. Sahneye 21 kere besmele çekerek çıkardı. Eskiden Tanrı dermiş mesela, 'Artık Tanrı beni kesmiyor. O yüzden Allah diyorum.' derdi. 'Allah'ın sevgili kuluyum. Yüce Allah izin verirse' sözlerini çok duydum Cem'den." dedi.
VEFATI
Sanatçı, Mahsun Kırmızıgül ile "Hayat Ne Garip", Mehmet Eryılmaz ile "Hayvan Terli" ve Yeni Türkü için "Göç Yolları" şarkılarını seslendirdi.
Son büyük konserini 17 Ocak 2004'te Ankara Saklıkent'te veren Karaca, son günlerinde "Yol Arkadaşları" grubuyla İstanbul'da sahne aldı.
Usta sanatçı, 8 Şubat 2004'te kaldırıldığı hastanede vefat etti.
Kendisini her zaman Türk ve Müslüman olarak tanımlayan, gençlik yıllarından itibaren Alevilik ve Bektaşiliğe özel ilgi duyan sanatçı, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. Üsküdar Seyit Ahmet Deresi Camisi'nde kılınan cenaze namazına yoğun katılım oldu. Sanatçının mezarı, 2006'da İlkim Karaca'nın talebi üzerine açıldı. Emrah Karaca'nın babasının Cem Karaca olduğu tescil edildi.





