EKONOMİ

Cephede nükleer satranç: Rosatom'un İran'daki inadı ve Akkuyu'ya sıçrayan jeopolitik algı savaşları

Akkuyu'yu satıp Türkiye'den çıkacaklar' iddialarına en net yanıt savaşın merkez üssünden geldi. Rus nükleer devi Rosatom, füzelerin gölgesindeki İran'ı bile terk etmeyeceğini açıklayarak nükleer satrançtaki jeopolitik inadını ortaya koydu.

ABD ve İsrail'in İran'da rejimin tepe ismini hedef alan yıkıcı operasyonları Ortadoğu haritasını yeniden çizerken, krizin 'nükleer' boyutu bölgesel bir kuşatmanın sinyallerini veriyor. Rus nükleer devi Rosatom'un savaşın göbeğindeki İran'dan çekilmeyeceğini ilan etmesi, küresel güçlerin bölgedeki enerji kartlarını masada tutma inadını gösteriyor. Bu tablo, Batı'daki bazı uç çevrelerin "İran'dan sonraki hedef Türkiye" provokasyonları ve "Akkuyu satılacak" iddialarıyla birleştiğinde, Ankara'yı da içine alan devasa bir jeopolitik bilek güreşini gözler önüne seriyor.

Ortadoğu'da 28 Şubat'ta başlayan ve İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in de ölümüyle sonuçlanan ABD-İsrail askeri operasyonları, sadece diplomatik sınırları değil, küresel enerji ve güvenlik denklemlerini de kökünden sarsıyor. Çatışmaların 13. gününde, 1.348 kişinin hayatını kaybettiği ve 17 bini aşkın yaralının olduğu ağır savaş bilançosuna rağmen, Rusya bölgedeki stratejik varlığından geri adım atmıyor. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un Genel Müdürü Alexey Likhachev, İran'daki Buşehr Nükleer Santrali inşasının süreceğini ve kesinlikle ülkeden ayrılmayacaklarını duyurdu.

RUSYA'NIN NÜKLEER İNADI VE BÖLGESEL DENKLEM

Kısmi personel tahliyesine rağmen projenin ikinci ve üçüncü bloklarını şirketin öncelikleri arasında tutan Moskova'nın bu hamlesi, nükleer santrallerin sadece birer elektrik üretim tesisi değil, aynı zamanda aşılmaz birer jeopolitik kalkan olduğunu kanıtlıyor. Likhachev'in, savaşın faturasına dair yaptığı şu uyarı ise yaklaşan fırtınanın küresel çapını özetliyor:

"Çatışmalar, dünya ekonomisini, lojistiğini ve kamuoyunu temelinden etkileyecektir... Kesinlikle oradan (İran'dan) ayrılmanın zamanı değil."

'TÜRKİYE SIRADAKİ HEDEF Mİ?' RETORİĞİ VE AKKUYU İDDİALARI

Rosatom'un ateş altındaki İran'da gösterdiği bu direnç, eşzamanlı olarak Türkiye etrafında örülmeye çalışılan jeopolitik psikolojik harekatla doğrudan kesişiyor. İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik sınır tanımaz saldırılarının ardından, Batılı bazı marjinal kesimlerin dillendirdiği "NATO üyesi olmasına rağmen İran'dan sonra sıradaki hedefin Türkiye olabileceği" yönündeki söylemler, bölgeyi tamamen dizayn etme arzusunun dışavurumu olarak okunuyor.

Tam da bu diplomatik ve askeri gerilim hattında, medyaya kasıtlı olarak sızdırılan "Rosatom, Türkiye'deki Akkuyu Nükleer Santrali'ni satacak" iddiaları yeni bir boyut kazanıyor. Uzmanlara göre; ABD ve İsrail füzelerinin gölgesindeki Buşehr'den stratejik nedenlerle vazgeçmeyen Rusya'nın, NATO'nun güney kanadındaki en istikrarlı ve en stratejik enerji kozu olan Akkuyu'yu elden çıkarması mantıklı bir zemine oturmuyor. Aksine bu iddialar, Ankara'yı nükleer enerji ve bağımsız dış politika ekseninde köşeye sıkıştırmayı ve Türkiye'nin enerji bağımsızlığı hamlelerini savaşın yarattığı panik iklimiyle sabote etmeyi amaçlayan geniş çaplı bir jeopolitik algı operasyonunun parçası olarak değerlendiriliyor.