Ünlü yönetmen Christopher Nolan ve 2014'te Interstellar filminden bu yana birlikte çalıştığı Hollandalı görüntü yönetmeni Hoyte van Hoytema, gerçekçilik odaklı çekim tekniklerini yeni projelerinde en üst seviyeye taşıdı. Çöllerde ve okyanuslarda gerçekleştirilen zorlu çekimlerde, teknik kısıtlamalar nedeniyle yalnızca üçer dakikalık makaralar halinde kayıt alınabildi.

İkilinin The New York Times'tan Melena Ryzik ile gerçekleştirdikleri söyleşinin satırbaşları şöyle;

"DAHA ÖNCE YAPMADIĞIMIZ ŞEYLERİ DENEMEYİ SEVİYORUZ"

Görüntü yönetmeni Hoyte van Hoytema, projeyi "sinemanın en saf hali" olarak nitelendirerek şu değerlendirmede bulundu:

"Nolan da ben de daha önce yapmadığımız şeyleri denemeyi seviyoruz. Zamanımızın büyük kısmını dijital efektler yerine kameranın önünde dokunulabilir, somut unsurların yer aldığı gerçek mekânlarda geçiriyoruz."

Görsel efekt dalında üç Akademi Ödülü bulunan Nolan, filmde yüz yıllık geleneksel pratik efekt teknikleri ile projeye özel geliştirilen son teknoloji buluşları bir arada kullandı.

16-17 YAŞLARINDA FİKİR ORTAYA ÇIKTI

IMAX formatına olan tutkusunun gençlik yıllarına dayandığını belirten Christopher Nolan, tamamen IMAX kameralarıyla bir film çekme fikrinin çocukluk hayali olduğunu vurguladı:

"IMAX filmlerini ilk kez 16-17 yaşlarındayken müze ve tema parklarında görmüş ve 'Neden uzun metrajlı filmleri de böyle çekmiyorlar?' diye düşünmüştüm. Şimdi 56 yaşıma girmek üzereyim ve nihayet bu hayali gerçekleştirebildim."

Muhabir: Özlem Gürpınarlı Güneş