DÜNYA

Çin, Hürmüz Boğazı olmadan nasıl hayatta kalabilir?

Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim tırmanırken Çin, devasa elektrikli araç filosu ve yerli enerji yatırımlarıyla bölgedeki komşularına kıyasla krizden en az etkilenecek "güvenli liman" haline geldi. Pekin'in on yıllardır ilmek ilmek işlediği enerji bağımsızlığı stratejisi, petrol talebini zirve noktasına taşıyarak devleti dış şoklara karşı korunaklı bir "enerji pirinç kasesine" dönüştürdü.

Küresel enerji piyasalarının kilit noktası olan Hürmüz Boğazı’nda tansiyon yükselirken, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin, beklenmedik bir şekilde krizden en az hasarla çıkacak ülke olarak öne çıkıyor. Komşuları Hindistan, Japonya ve Güney Kore enerji tasarrufu için "daha kısa duş" gibi önlemleri tartışırken, Pekin yönetimi yıllardır ilmek ilmek işlediği enerji bağımsızlığı stratejisinin meyvelerini topluyor.

ELEKTRİKLİ ARAÇ DEVRİMİ PETROLÜN ÖNÜNÜ KESTİ

Çin’in en büyük kozu, tahminlerin çok ötesinde bir hızla büyüyen elektrikli araç (EV) filosu. 2020’de konulan hedefler şimdiden aşılmış durumda; ülkede satılan her iki yeni araçtan biri artık elektrikli. Bu patlama, Çin’in petrol talebinin zirve noktasına ulaşarak düşüşe geçmesini sağladı. Uzmanlara göre, geçen yıl yollardaki elektrikli araçların ikame ettiği petrol miktarı, Çin’in Suudi Arabistan’dan yaptığı yıllık ithalata neredeyse eş değer. Bu durum, ulaşım sektörünün yabancı petrole olan göbekten bağımlılığını her geçen gün zayıflatıyor.

DIŞA KAPALI VE KENDİNE YETEN ELEKTRİK ŞEBEKESİ

Pekin, elektrik üretiminde ithal fosil yakıtlara olan ihtiyacı minimuma indirdi. Yerli kömür üretimi ve rüzgar ile güneş enerjisindeki devasa yatırımlar, ülkenin enerji ihtiyacının neredeyse tamamını yerel kaynaklarla karşılamasına olanak tanıyor. Yeni eklenen enerji kapasitesinin tamamına yakını temiz kaynaklardan gelirken, bu durum kıyı eyaletlerindeki sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatını da aşağı çekiyor. Çin, dünyadan kopuk ama kendi içinde kesintisiz dönen bir enerji çarkı inşa etmiş durumda.

TEDARİKTE ÇEŞİTLİLİK VE BORU HATTI STRATEJİSİ

Çin’i komşularından ayıran bir diğer kritik fark ise "tek kaynağa bağlı kalmama" prensibi. Japonya petrolünün %80’ini sadece iki ülkeden alırken, Çin aynı miktarı sekiz farklı ülkeden tedarik ediyor. Üstelik Rusya, İran ve Venezuela gibi yaptırımlı ülkelerden indirimli petrol alarak maliyet avantajı sağlıyor.

Deniz yollarına olan bağımlılığı azaltmak için Rusya, Orta Asya ve Myanmar üzerinden çekilen devasa boru hattı ağları, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktaları kapansa dahi Pekin’in enerji akışını sürdürmesine imkan tanıyor.

ENERJİDE "PİRİNÇ KASESİ" GÜVENDE

Çin yönetimi, ülkenin "enerji pirinç kasesinin" kendi ellerinde olduğunu vurgulayarak halkına güven veriyor. Yerli petrol üretiminde rekor kırılması ve doğalgazda boru hattı ithalatının artmasıyla birlikte, Çin artık enerji şoklarına karşı bölgedeki en korunaklı liman konumunda.

On yıllardır süren "fosil yakıt bağımlılığını kırma" çabaları, bugün olası bir küresel kriz anında Çin’i oyunun dışında değil, oyunun kurallarını koyan taraf olarak tutmaya devam ediyor.