Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu.

Erdoğan (1)-5

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaların satır başları:

"Aziz milletim, değerli milletvekilleri, basınımızın güzide mensupları, çok değerli misafirler, sizleri kalbi en duygularımla selamlıyorum. AK Parti grup toplantılarının sürekli olarak milletimize ve demokrasimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Katılımlarıyla bizleri onurlandıran kıymetli öğrencilerimize, heyecanımıza heyecan, coşkumuza coşku katan genç kardeşlerimize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.

Erdoğann (7)

"ZEYNEP GÜNEŞ'E SALDIRIYI LANETLİYORUM"

Bilhassa bir asır önce İstiklal Harbimizde olduğu gibi beyaz örtmelerini giyerek Eskişehir Mihalgazi’den grup salonumuzu teşrif eden Belediye Başkanımız Zeynep Güneş ile birlikte tüm hanım arkadaşlarımıza, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini bugün burada bir kez daha gösterdikleri için şükranlarımı sunuyorum.

Milletten alınan yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçi, şalvarlı bir kadın olarak ait olduğu ilçede görev yapmaktadır. 28 Şubat artığı bu kişinin bu faşizan, bu ukala, kibirli ve alçak davranışı bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca başörtülü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma oranlarını gasp edenlerle, Anadolu kadınlarının asırları boyunca gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla, milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizi bilinmesini istiyorum.

Erdoğann (6)-1

"BU ÜLKEDE YASAKÇI ZİHNİYETE GÖZ YUMMADIK, YUMMAYACAĞIZ"

Yıllarca başörtülü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma oranlarını gasp edenlerle, Anadolu kadınlarının asırları boyunca gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla, milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizi bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı zihniyete göz yummadık, yummayacağız. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Eski karanlık günlerini hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı’nın, Kara Fatma’nın, Nene Hatun’un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum. Rabbim salonlara sığmayan şu muhabbetimizi daim eylesin.

Değerli kardeşlerim, bölgemizde ve dünyada birer kırılma anını sembolize eden gelişmelere hep beraber şahitlik ediyoruz. İktidar ve ittifak olarak bu gelişmeleri çok yakından takip ediyor, tahlil ediyor, gerekli müdahaleleri yaparak ülkemiz lehine yönlendirmeye çalışıyoruz. Bunlara dair değerlendirmelerimize geçmeden önce, 23 Ocak’ta vefat eden 24, 25, 26 ve 27. dönem Uşak Milletvekilimiz, kıymetli yol ve dava arkadaşımız Mehmet Altay kardeşimizi rahmetle yad etmek istiyorum. Mehmet kardeşimiz, kendisini meftunu olduğu Uşak’a ve milletimize hizmete adamış, samimiyeti, gayreti, dürüstlüğü ile temayüz etmiş, hareketimize çok emek vermiş, çok değerli hizmetlerde bulunmuş bir yol arkadaşımızdı. Biz kendisinden razıydık, Rabbim de ondan razı olsun. Mekânını cennet, menzilini mübarek eylesin diyor, bir kez daha Uşak teşkilatımıza, Mehmet Altay kardeşimin kederli ailesine, yakınlarına ve camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Cenab-ı Allah dar-ı bekâya irtihal eden tüm kardeşlerimize gani gani rahmet eylesin. Evvelce gidenlerin ruhları şad olsun.

Değerli yol ve dava arkadaşlarım. Kırgız edebiyatının abidevi isimlerinden Cengiz Aytmatov’un “Gün olur asra bedel” ifadesinde anlamını bulan bir dönemin tam göbeğindeyiz. En küçük bir hatanın vahim sonuçlar doğurabileceği bu kritik dönemde yasama ve yürütme görevimizi layıkıyla yerine getirmeye gayret ediyoruz. Sizler yüce Meclis’in çatısı altında ve sahada, bizler yurt içinde ve yurt dışında yüksek bir tempoda ülkemize ve milletimize hizmet etmek için koşturuyoruz. Bir defa hepimiz şunun idrakindeyiz, halkımız bizi bu makamlara çalışmamız için gönderdi. Milletimiz bizi buraya kendisine hizmet etmemiz, sorunlara çözüm üretmemiz için gönderdi. Biz de bu vazifeyi hakkıyla ifa etmenin çabasındayız.

Erdoğann (5)-1

"DÜNYADA VE BÖLGEMİZDE BİR TÜRKİYE RÜZGARI ESİYOR"

Özellikle dış ilişkiler noktasında yoğun bir temas trafiğimiz söz konusu. Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta kardeş ülkelerimiz Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli birer ziyaret gerçekleştirdik. İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşmayla döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye’de toplam 5000 megavat gücünde güneş ve rüzgâr santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesiyle toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz. Cumartesi günü de Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin misafirimizdi. Kral Abdullah’la oldukça muhtevalı, verimli, ikili ilişkilerimizi güçlendiren istişarelerimiz oldu. En kısa zamanda biz de Ürdün’e bir ziyarette bulunmayı arzu ediyoruz.

Durmuyoruz değerli kardeşlerim. Duramayız. Yapacağımız çok şey var. Tempomuzu, aşkımızı, şevkimizi her gün biraz daha artırıyoruz. Bugün Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis ülkemizde olacak. Yarın Sırbistan Başbakanı Sayın Vučić Ankara’ya gelecek. Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Etiyopya’yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgârı esiyor.

Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgalarıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz.

Erdoğann (1)-4

"SURİYE MESELESİNDE TAVRIMIZ İLK GÜNDEN BERİ NETTİR"

Bilhassa komşumuz Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşması en büyük temennimizdir. Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye’nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz.

Tabii burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum. Bakınız değerli kardeşlerim, bizim Suriye meselesinde tavrımız ilk günden beri nettir. Orada akan her damla kan ve gözyaşı bizim de yüreğimizi dağlamaktadır. Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye’de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğinden bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir. Tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır. Şunu bugün tüm samimiyetimle, açık yüreklilikle ifade ediyorum. Artık Suriye’nin kaynaklarının, Suriye’nin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara’nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz.

Değerli kardeşlerim, buradan hem ülkemiz içinde hem dünyada Türk dış politikasının eksenini anlamaya çalışanlara bugün bir kez daha seslenmek istiyorum. Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir. Tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz. Barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar, Dera’lı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağım.

Ancak bu mübarek günlerde milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler ne Nusayriler ne başkaları bunların umurunda değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi.

Erdoğann (2)-4

"MEYHANE JARGONUYLA SİYASETÇİLİK OYNAMAKTAN VAZGEÇ"

Suriye’de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz üç dört yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz ederler, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler, sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi, on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Şunu da tam bir gönül huzuruyla bugün ifade ediyorum, benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP Genel Başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor. Açıkçası biz CHP’nin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini en azından bunu milletten ve CHP’li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum. Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Burada daha önce yaptığım bir tespitimi tekrar hatırlatmak isterim. Görüyoruz ki zaman değişiyor. Dünya değişiyor. Genel başkanlar değişiyor. Ama CHP’de gelen gideni aratır gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini oturduğu koltuğun hakkını vermiyor diye eleştiriyorduk, yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş.

Erdoğan (2)-5

"YERİNE GELEN SELEFİNDEN DE KÖTÜ ÇIKTI"

Burada daha önce yaptığım bir tespitimi tekrar hatırlatmak isterim. Görüyoruz ki zaman değişiyor. Dünya değişiyor. Genel başkanlar değişiyor. Ama CHP’de gelen gideni aratır gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini oturduğu koltuğun hakkını vermiyor diye eleştiriyorduk, yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk. Meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler. Ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle bir yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı, her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, çileli vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu satıhta maruz kalmaktan korumaya devam etsin.

Erdoğan (5)-3

"OSMANİYE’DE TAM BİR KARDEŞLİK TABLOSU ÇİZİLDİ"

Değerli kardeşlerim, cuma günü asrın felaketi olarak millî hafızamıza acıyla kazınan 6 Şubat depremlerinin 3. sene-i devriyesiydi. Şehitlerimizi yâd etmek üzere Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de olduğu geniş bir heyetle depremin vurduğu 11 ilimizden biri olan Osmaniye’deydik. “Küllerinden Doğdu, Yine Türkiye’nin Gücüne Bak” temasıyla düzenlenen programda o gece toprağa verdiğimiz 53.697 kardeşimizi bir kez daha hasretle andık. Ruhlarına dualarımızı ve Fatihalarımızı gönderdik. Yağan yağmura rağmen meydanı hınca hınç dolduran Osmaniye halkı heyetimizi gerçekten büyük bir coşkuyla karşıladı. Buradan Sayın Devlet Bahçeli’nin şahsında heyetimizi muhabbetle bağrına basan tüm Osmaniyeli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Aynı şekilde depremin 3. yıl dönümünde Osmaniyeli kardeşlerimizin acısını yerinde paylaşmak için bizlere refakat eden başta Sayın Bahçeli olmak üzere heyetimizin tüm üyelerine şükranlarımı sunuyorum. Osmaniye’de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. On dört ve yirmi sekiz Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş, evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız demiştik. Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433.667’si konut, 21.690’ı iş yeri olmak üzere tam 455.357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık’ta Hatay’ımızda 455.000’inci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye’de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12.557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi büyük ve güçlü Türkiye’nin başarısıdır.

Erdoğann (6)-1

"HİZMET VERMEYENLER BİZE LAF EDEMEZ"

Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı, asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede olmaz denileni, imkansız denileni üç yılda hayata geçirdik. Ama tüm bu gerçeklere rağmen, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu büyük başarısına rağmen ana muhalefet ve yoldaşları çıkıp bizi eleştiriyor. Yapılan işlere çamur atıyor. Deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsüyor. Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş’taki yolları diline doluyor. Bir defa şunu herkes bilecek, meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzede kardeşlerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. Üç yıl sonra bile cafcaflı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız, varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız üç yılda depremden etkilenen bölgelerde özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkâr etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı ne de edebince susmayı biliyor. Mugalatayla, polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz buna odaklanıyoruz. Bölgemizin yeniden ihya ve inşasında emeği geçen herkese, alın teri döken her bir emekçi kardeşime, tüm bakanlıklarımıza, belediyelerimize, hayırseverlerimize ve yüklenici firmalarımıza en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum. Deprem şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz. Geride kalan kardeşlerimize yüce Allah’tan sabr-ı cemil niyaz ediyoruz. Osmaniye’de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın da açılışını gerçekleştirdik. Bunların da şehrimize ve Osmaniyeli kardeşlerime hayırlı olmasını diliyorum.

Erdoğan (2)-4

"BUNLAR NE TAŞ ÜSTÜNE TAŞ KOYMAYI NE DE EDEBİNCE SUSMAYI BİLİYOR"

Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı ne de edebince susmayı biliyor. Mugalatayla, polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz buna odaklanıyoruz. Bölgemizin yeniden ihya ve inşasında emeği geçen herkese, alın teri döken her bir emekçi kardeşime, tüm bakanlıklarımıza, belediyelerimize, hayırseverlerimize ve yüklenici firmalarımıza en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum. Deprem şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz. Geride kalan kardeşlerimize yüce Allah’tan sabr-ı cemil niyaz ediyoruz. Osmaniye’de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın da açılışını gerçekleştirdik. Bunların da şehrimize ve Osmaniyeli kardeşlerime hayırlı olmasını diliyorum.

Erdoğan (6)-4

"455 BİN AFET KONUTUNUN TÜM ALTYAPI BEDELLERİNİ BİZ KARŞILIYORUZ"

Değerli misafirler, geliyorum bugünkü asıl konumuza. Sosyal devlet ilkemizin vücut bulduğu alanların en başında afet zararlarının tazmini vardır. Ülkemizde son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşlarımızı mağdur etmedik. Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda, hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir’de, Elazığ’da, Bozkurt’ta, Manavgat’ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız, İzmir’de afet konutlarının aylık taksidi 1600 lira. Elazığ’da taksitler sadece 1060 lira. Giresun’daki kardeşlerimiz afet konutları için 1400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahibi oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan, çok uygun şartlarla, faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik. Titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık.

Konut Kira

2 YIL ÖDEMESİZ, 8 BİN 750 TL TAKSİTLE

Aziz milletim, özellikle yuvalarına kavuşan depremzede kardeşlerimizin bizleri çok iyi dinlemesini kendilerinden istirham ediyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim, yaptığımız 455 bin afet konutunun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz. Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz. Böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65'ini devletimiz ödüyor. Dahası iki yıl ödeme almayacağız. Vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan iki yıl sonra ödemeye başlayacak. On sekiz yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. Üç artı bir konutlarımız için ayda 8.750 lira taksit ödenecek. Bu fiyat değişmeyecek, on sekiz yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi ödemeler anahtarlar teslim alındıktan iki yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz. Peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız. 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte biri fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak. Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden yüzde elli indirim yapacağız. Orada da ödemeler on sekiz yıl boyunca 8.100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecek. Evet, açıkladığımız ödeme rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Kaynak: Kanal 6 Haber