Dolmabahçe Sarayı'nda 152. Parlamentolar Arası Birlik (PAB) Genel Kurulu Programı düzenlendi.

Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

Kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

"TEŞRİF EDEN TÜM MİSAFİRLERİMİZE ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM"

Kıtaları ve kültürleri birbirine bağlayan, renkleri ve motifleri aynı desende buluşturan güzel İstanbul'umuza hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Asya'dan Afrika'ya, Latin Amerika'dan Avrupa'ya yaklaşık 155 ülkeden Genel Kurul'a katılan ve programımızı teşrif eden tüm misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum. İradelerini temsil ettiğiniz dost ve kardeş halklarımızın tamamına 86 milyon vatandaşım adına selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.

Türkiye ve İstanbul olarak Parlamentolar Arası Birliğin Genel Kurulu'na dördüncü kez ev sahipliği yapmaktan duyduğumuz memnuniyeti sözlerimin hemen başında ifade etmek istiyorum. 'Gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmek' temasıyla toplanan 152. Genel Kurul'un tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Genel Kurul kapsamında alınacak kararların, yapılacak tartışmaların, buradaki tespit, tenkit ve tekliflerin; aynı şekilde icra edilecek komite toplantıları, forum oturumları ve yan etkinliklerin aramızdaki dostluk ve dayanışmayı daha da güçlendirmesini, Gazze'deki mezalim başta olmak üzere mevcut sorunların çözümüne katkı vermesini temenni ediyorum.

"GELECEĞİN İNŞASINA ÖNEMLİ KATKILAR SUNACAĞINA İNANIYORUM"

Son olarak, Genel Sekreterlik görevini 12 yıldır başarıyla yürüten Sayın Martin Chungong'a Birliğe yaptığı katkılar için teşekkür ediyor, bu önemli vazifeyi devralacak arkadaşımıza muvaffakiyetler diliyorum.

Parlamentolar Arası Birlik, tam 137 yıldır çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. 'Herkes için demokrasi' anlayışıyla parlamenter demokrasiye açılan Birliğin siz kıymetli mensuplarına bu akşam bir kez daha teşekkür ediyorum.Diyalog ve iş birliği imkânlarının artırılması, barış ve adalet odaklı girişimlerin yoğunlaştırılması temelinde Birliğin üstlendiği misyonu çok kıymetli buluyorum.

152. Genel Kurul'un parlamenter diplomasi zemininde daha adil ve güvenli bir dünyanın, yeni ümitlerle yeşeren huzur ve barış dolu bir geleceğin inşasına önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum.

"ULUSLARARASI SİSTEM BÜYÜK BİR MEŞRUTİYET KRİZİYLE YÜZ YÜZEDİR"

Kıymetli konuklar, akıl ve vicdan sahipleri olarak şu gerçeği hepimiz çok iyi biliyoruz: 80 yıl önce galipler eliyle tesis edilen uluslararası sistem bugün büyük bir meşruiyet kriziyle yüz yüzedir.Sistemin temelini teşkil eden değerler, ilkeler, kurallar ve teamüller küresel ölçekteki anlam ve itibarını kaybetmenin eşiğindedir.

Uluslararası hukukun bağlayıcı hükümleri, işledikleri savaş ve insanlık suçlarına her gün yenilerini ekleyen aktörler üzerindeki tesirini maalesef yitirmiştir. Sağduyunun askıya alındığı, diyalog mekanizmasının devre dışı bırakıldığı, diplomasi ve müzakerenin yerini silah, füze ve bombaların aldığı böyle bir ortamda kimse güvende değildir.

Bakın burada şunu çok açık ve net ifade etmek isterim: Türkiye olarak insani değerler üzerine bina ettiğimiz dış politikamızın önceliği hangi coğrafyada olursa olsun ihtilafların barışçıl yollarla çözüme ulaştırılmasıdır.Bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin barış ve güven arayışına cevap veremeyeceği açıktır.

"İSRAİL HÜKÜMETİ DURMUYOR, DURDURULAMIYOR"

Bizim Gazze'de, Ukrayna'da, İran'da, Afrika'da ve daha birçok bölgede üstlendiğimiz barış girişimlerinin özü ilkeli ve gerçekçi yaklaşımdır.Tabii milletlerin iradesinin tezahür ettiği kurumlar olan parlamentolara da bu anlamda son derece kritik sorumluluklar düşüyor.

Uluslararası kamuoyu Orta Doğu'daki trajedileri durdurma iradesi gösterse de hükümetlerin bu noktada çok daha geriden geldiklerine tanık oluyoruz.İşte son iki ayda yaşananları hep birlikte takip ettik. Dünyanın odağı İran'daki savaşa kaymışken Filistin ve Lübnan'da binlerce kişi İsrail hükümetinin saldırılarında hayatını kaybetti.

Aynı saldırılarda 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.Öldürülenlerin ve göçe zorlananların sayısı günden güne artıyor. Hem kendi halkı hem Filistin hem de bölgemiz için barışın ve huzurun önündeki en büyük engel olan İsrail hükümeti uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen durmuyor, durdurulamıyor. Bunun üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim.

"İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM BİR AN ÖNCE HAYATA GEÇİRİLMELİ"

Aynı hukuk ve kural tanımazlık Filistin'de de katmerlenerek devam ediyor. İsrail güçleri ateşkesin imzalandığı 12 Ekim 2025'ten bugüne 755 Filistinliyi şehit etti, 2100 kişiyi yaraladı. 7 Ekim 2023'ten bu yana 73 bin Filistinli hayattan kopartılırken Gazze'de yaralananların sayısı 172 bini geçti.

Ateşkes taahhütlerine uymayan İsrail yönetimi, Gazze’ye insani yardım girişlerini de engellemektedir. Kudüs, Mescid-i Aksa ve Batı Şeria’ya yönelik saldırgan politikalar ile yasa dışı yerleşim faaliyetleri aynı şekilde sürmektedir. Batı Şeria’yı yeni bir Gazze’ye dönüştürme planını açıkça dile getiren İsrail, Filistinli mahkûmlar için idam cezası öngören düzenlemeyle apartheid anlayışını yeniden canlandırma çabasındadır.

İsrail parlamentosunda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanacak bu karara karşı dünya parlamentolarının en güçlü şekilde tepki göstermesi gerektiğini düşünüyoruz.İki devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesi için tüm parlamenterleri güç birliği yapmaya ve barışın sesini yükseltmeye davet ediyorum.

"SURİYELİ KARDEŞLERİMİZE DESTEĞİMİZ DEVAM EDECEK"

Kıymetli misafirler, bölgemizdeki çatışma ortamı, 13,5 yıllık zulmün ardından özgürlüğüne kavuşan Suriye halkının önündeki en büyük engeldir. Suriye’nin yeniden ayağa kaldırılmasında uluslararası aktörlerin yapıcı ve sürekli desteğine ihtiyaç vardır.

Biz, millî birlik ve toprak bütünlüğü temelinde Suriyeli kardeşlerimize her türlü desteği bugüne kadar verdik, veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz.Aynı şekilde, bir başka kardeş coğrafya olan Libya’da da sükûnet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabalarımız sürmektedir.

İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabaların kesintiye uğramaması büyük önem taşımaktadır. Hem Rusya’nın hem de Ukrayna’nın güven duyduğu bir ülke olarak, savaşın sonlandırılması için samimi girişimlerimizi sürdürüyoruz.