GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı: 3 yılda 3 milyon genç istihdama kazandırılacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, OECD Beceriler Zirvesi kapsamında Haliç Kongre Merkezi'nde önemli açıklamalarda bulundu. Yapay zekanın sunduğu fırsatların yanında belirsizlikleri de beraberinde getirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, beşeri sermayesinin önemli bir bölümünü atıl bırakan ülkelerin güçlü bir kalkınma hamlesi gerçekleştiremeyeceğini ifade etti. Erdoğan ayrıca hükümetin hedefinin önümüzdeki üç yıl içinde 3 milyon genci istihdama kazandırmak olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde OECD Beceriler Zirvesi'ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

Sayın Genel Sekreter, Sayın Bakanlar, Uluslararası Kuruluşların kıymetli temsilcileri, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum, OECD 2026 Beceriler Zirvesi münasebetiyle sizleri kıtaların buluşma noktası İstanbul'umuzda ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ülkemizin dünyaya açılan cümle kapısı olan İstanbul'da sizleri misafir etmek, böyle önemli bir zirveye ev sahipliği yapmak gurur vesilesidir. Yurt içinden ve yurt dışından zirveye iştirak eden tüm misafirlere şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bu önemli toplantıdan fırsat buldukça İstanbul'umuzun güzelliklerini, tarihi ve kültürel zenginliklerini görme imkânı elde edeceğinize inanıyorum.

"DÜNYA KESKİN BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİNDEN GEÇİYOR"

Konuşmamın hemen başında bir hususun altını çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız, teknolojinin ve yapay zekânın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimin insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz çok boyutlu bir şekilde yapmaktadır. Hepimiz çok net biçimde görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişimi doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu, biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ile OECD arasındaki yakın iş birliğinin tezahürü olan bu zirvenin, beceriler alanında küresel diyalog için güçlü bir zemin oluşturacağını düşünüyorum. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişime paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor. Bazı işler hükmünü yitirirken yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayenin niteliği olacağı anlaşılıyor. Zirvenin ana temasının nesiller arası yeteneğin ortaya çıkarılması olarak belirlenmesini bu bakımdan çok isabetli buluyorum. Beceriler Zirvesi’nin başarılı geçmesini diliyor, farklı oturumlarda yapılacak değerlendirmelerin şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

"YENİ İSTİHDAM ALANLARINDA ÇALIŞACAK PERSONEL BULMAKTA ZORLUK ÇEKİLİYOR"

Değerli misafirler, uluslararası araştırmalar OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösteriyor. Nüfusumuz giderek yaşlanırken iş gücü piyasalarımız yeni baskılara, yeni meydan okumalara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm, beceri talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak iş gücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dâhil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması, yeni imkânlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Bakınız, şurası son derece dikkat çekicidir. Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050'ye kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor.

Adına karanlık fabrika denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekânın talimat verdiği, robotların uyguladığı, dolayısıyla üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı ve hatasız üretim imkânı sunarken diğer taraftan da ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece karanlık fabrika gerçeğine bakmak bile iş gücü açısından sanayi devrimine benzer bir değişim dalgasıyla karşı karşıya olduğumuzu görmek için fazlasıyla yeterlidir.

Beceriler Zirvesi’nde ele alınacak üç konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesiz eğitim, her alanda olduğu gibi bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket veya bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi, sahibi için yüktür. Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak, dönüştürmek ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısıyla eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor.

Burada şu çarpıcı gerçeğe dikkatlerinizi çekmek istiyorum. OECD’nin yaptığı değerlendirmelere göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü açığı oluşmakta ve eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme, hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor.

Dikkate alınması gereken bir diğer husus şudur. 2030’da dünya nüfusunun beşte birinin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın dörtte biri bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha uzun süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, “Her koyun kendi bacağından asılır” sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın hâlen diri olması, yardımlaşma ve dayanışma kültürünün hâlen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesesini çeşitli projelerle güçlendirirken, diğer taraftan da dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz.

Kıymetli dostlar, üzerine titrediğimiz hususlardan biri de yetişkinlerin eğitimidir. Yetişkinlerin becerilerini güncellemesi, yeni alanlarda yetkinlik kazanması ve değişime uyum sağlayabilmesi hepimiz için kritik önemlidir. Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği mekanizmaları ve işverenlerle kurulan etkin ortaklıklar iş gücü piyasalarında belirleyici olacaktır. Daha açık bir ifadeyle hayat boyu öğrenme sadece bireylerin kariyerlerini değil, ülkelerin rekabet gücünü de belirleyecektir. Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını yalnızca ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez.

"KADINLARI EĞİTİMDEN YOKSUN BIRAKAN HER TÜRLÜ BARİYERİ ORTADAN KALDIRDIK"

Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 20-25 sene önce hayal dahi edilemeyen başarılara imza attık. Göreve geldiğimizde %27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını %34,7'ye çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı %25,3'ten %31,7'ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, özellikle eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda %34,2'den %43,38'e çıktı.

"ANNELERİMİZİN DOĞUM İZNİ SÜRESİNİ 24 HAFTAYA YÜKSELTTİK"

Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanunla çok önemli bir kolaylığı da kadınların istifadesine sunduk. Yeni düzenlemelerle birlikte çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şekilde gençlerimizin eğitimi ve istihdamı için de tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizden bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık.