Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
"Ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmanızı rica etmiş, teşkilatımızın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizmiştim. Teşkilatımız bizi bu Ramazan'da da mahcup etmedi.
Ramazan boyunca Bakanlarımız, Genel Başkan Yardımcılarımız, Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık.
"DEPREMZEDE KARDEŞLERİMİZİN MİSAFİRİ OLDUK"
İlk Evim İlk İftarım programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk.
Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş, partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Kuruluşundan itibaren partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde düzenlediğimiz vefa iftarları vesilesi ile hasret giderdik.
Yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik. Kadın ve gençlik kollarımız Ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı. Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarları ile 500 bin gencimizle Ramazan sevincini yaşadık.
86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de unutmadık. Belediyelerimizin, teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk.
Sadece gönül sofraları programı ile 1 milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşları ihmal etmedik. Onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık.
İRAN'A SALDIRILAR HAKKINDA
İsrail’in kışkırtmaları ile 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan savaş bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyde haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken, füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor.
Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısı ile yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler bizim şehirlerimizdir.
Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının Mürteza olmasının Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var?
İster İran’da ister Körfez’de olsun atılan her füze ile zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar, dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir değer, norm gözetmeyen, saldırılar nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap olmamızın bir farkı var mı?
Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun, biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Bölgemizde kan gövdeyi götürürken, bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri açmayı, fitneye hizmet edecek günlerin peşine kapılmayı asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim.
"HER TÜRLÜ TARTIŞMAYI REDDEDİYORUZ"
Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm'in bölgemizin hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ver tartışmayı reddediyoruz.
Yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız.
"MESCİD-İ AKSA’DA İBADET HAKKI ASLA ENGELLENEMEZ, YASAKLANAMAZ"
Savaş İsrail’in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra tüm insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ın işgal planlarını adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden edilmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğinin ihlal eden eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. Küstah bir saldırıdır. Müslümanların Mescid-i Aksa’ı ziyareti engellenemez, yasaklanamaz.
"CHP’NİN BİZİ ÇEKMEK İSTEDİĞİ TUZAKLARA DÜŞMEYECEĞİZ"
Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Milletlimizin güvenini boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. Savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Kimse bu Türkiye'ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan barış olacak barışı savunanlar olacak.
"CHP GENEL BAŞKANINI KENDİ SEÇMENİ BİLE KALE ALMIYOR"
Ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. CHP Genel Başkanını artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz.
Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır. Belirsizliğin ve tedirginliğin tırmandığı mevcut şartlarda piyasaların dalgalanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir, geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ve küresel şoklar sebebiyle arzi durumlar bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi bu güce, kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. Türkiye kaya gibi sağlam. Kazanan Türk milleti olacak, kardeşlik olacak adalet olacak, barışı savunanlar olacak."