Erken orta yaş döneminde ölçülen D vitamini seviyelerinin, yıllar sonra beyinde demansla ve Alzheimer ile ilişkili 'tau' proteini birikimiyle doğrudan bağlantılı olduğu ortaya çıktı. 39 yaş ortalamasındaki sağlıklı bireyler üzerinde yapılan ve 16 yıl süren kapsamlı bir araştırma, D vitamini takibinin klinik öncesi demans belirtilerini azaltmada potansiyel bir koruyucu önlem olabileceğini gösteriyor.

793 YETİŞKİN 16 YIL BOYUNCA İZLENDİ

Boston Üniversitesi ve Framingham Kalp Çalışması araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, başlangıçta hiçbir demans belirtisi göstermeyen 793 yetişkinin verileri incelendi. Katılımcılardan 2002-2005 yılları arasında alınan kan örneklerindeki D vitamini seviyeleri ölçüldü. Ortalama 16 yıl sonra, bu bireylerin beyinleri PET taramaları (Pozitron Emisyon Tomografisi) ile incelenerek demansın temel biyolojik göstergeleri olan amiloid ve tau proteinlerinin birikimi analiz edildi.

D VİTAMİNİ YÜKSEKLİĞİ, ZARARLI PROTEİN BİRİKİMİNİ ÖNLÜYOR

3Neurology dergisinde yayımlanan bulgulara göre, erken orta yaşta (ortalama 39 yaş) daha yüksek D vitamini seviyesine sahip olan bireylerde, beyinde global ve kompozit tau proteini birikiminin yıllar sonra anlamlı ölçüde daha düşük olduğu tespit edildi. Tau proteini, Alzheimer hastalığı ve demansın erken dönemlerinde beynin hafıza ve bilişsel işlevlerle ilgili bölgelerinde birikmeye başlayan temel unsurlardan biri olarak biliniyor. Öte yandan araştırma, D vitamini seviyesinin beyindeki amiloid birikimi üzerinde belirgin bir etkisinin olmadığını gösterdi.

GENÇLERİN DE GÜNDEMİNDE D VİTAMİNİ OLMALI

Bugüne kadar yapılan araştırmalar genellikle ileri yaşlardaki bireylere ve D vitamininin bilişsel gerileme üzerindeki geç dönem etkilerine odaklanıyordu. Ancak bu çalışma, "erken orta yaş" dönemine ışık tutarak, hastalığın klinik belirtileri ortaya çıkmadan çok önce yapılabilecek erken müdahalelerin önemini vurguluyor.

Araştırmacılar, 30'lu ve 40'lı yaşlarda D vitamini seviyelerinin optimum düzeyde tutulmasının, demans riskini hastalık henüz ortaya çıkmadan azaltmak için "değiştirilebilir bir hedef" olabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu bulguların kesinleşmesi için klinik deneylere ihtiyaç duyulduğunu da ekliyor.

Muhabir: Özlem Gürpınarlı Güneş