İsviçre’nin karlı dağ kasabası Davos, bu yıl tarihinin en kritik ve gergin buluşmalarından birine ev sahipliği yapıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 56. Yıllık Toplantısı, "Diyalog Ruhu" temasıyla kapılarını açarken, kasabadaki atmosfer alışılmışın aksine oldukça yüksek bir gerilim barındırıyor. Küresel siyasi ve ekonomik elitleri bir araya getiren zirve, Avrupa açısından Washington ile ilişkiler, mevcut ekonomik modelin sürdürülebilirliği ve kıtanın güvenlik mimarisi bakımından bugüne kadarki en büyük sınavlardan biri olarak değerlendiriliyor. 130 ülkeden 3 bine yakın katılımcının beklendiği organizasyon, mevcut uluslararası düzenin temelden sorgulandığı bir dönüm noktasına dönüşme sinyalleri veriyor.
TRUMP ALTI YIL SONRA DAVOS SAHNESİNDE
Zirvenin en çok konuşulan ismi, altı yıllık bir aradan sonra Davos’a geri dönen ABD Başkanı Donald Trump oldu. Trump’ın gelişi; Grönland’ı satın alma girişimlerinden Avrupalı müttefiklere yönelik gümrük tarifesi tehditlerine, Venezuela’daki askeri müdahaleden İran ile yaşanan gerilimlere kadar pek çok sıcak başlığın gölgesinde gerçekleşiyor. ABD Başkanı’nın Çarşamba günü yapacağı ana konuşmada, uluslararası bir platformda olmasına rağmen ağırlıklı olarak iç politikaya odaklanması bekleniyor. Ülkesindeki hayat pahalılığı baskısı altındaki Trump’ın, konut maliyetlerini düşürmeye yönelik yeni girişimlerini açıklaması ve ABD’yi küresel büyümede lider konuma taşıdığını savunduğu ekonomi politikalarını öne çıkarması öngörülüyor.
TRANSATLANTİK İLİŞKİLERDE GRÖNLAND ÇATLAĞI
Avrupalı liderler ile Washington arasındaki ipler, özellikle Grönland meselesi nedeniyle kopma noktasına gelmiş durumda. Trump’ın Danimarka’dan Grönland’ı alma girişimine destek vermeyen NATO müttefiklerini ek gümrük tarifeleriyle tehdit etmesi, Avrupa başkentlerinde büyük bir rahatsızlık yarattı. Bazı Avrupa ülkelerinin Grönland’a askeri personel konuşlandırmasıyla tırmanan süreç, transatlantik ittifakın temellerini sarsıyor. İngiltere, Almanya ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu sekiz ülke, yayımladıkları ortak deklarasyonla bu hamlelerin tehlikeli bir aşağı yönlü sarmala yol açtığı uyarısında bulundu. Avrupalı liderler, bu yaklaşımın İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen güvenlik mimarisini riske attığını savunuyor.
UKRAYNA İÇİN DAVOS’TA KRİTİK PAZARLIKLAR
Zirvenin bir diğer hayati gündem maddesini ise Rusya-Ukrayna savaşı oluşturuyor. Savaşı sona erdirme vaadiyle hareket eden Trump’ın, Davos’ta Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmesi bekleniyor. ABD heyetinde Marco Rubio, Steve Witkoff ve Jared Kushner gibi Ukrayna dosyasında kilit rol oynayan isimlerin bulunması, taraflar arasında yeni bir güvenlik garantisi veya ateşkes anlaşmasının imzalanabileceği beklentisini güçlendiriyor. Zelenskiy’nin olası bir uzlaşı için yeni garantiler peşinde olduğu belirtilirken, G7 liderlerinin de hafta boyunca Ukrayna’nın geleceğini karara bağlamak adına yoğun bir mesai harcayacağı ifade ediliyor.
GAZZE İÇİN "BARIŞ KURULU" VE YENİ OLUŞUMLAR
Trump, Davos platformunu sadece geleneksel sorunlar için değil, kendi kontrolünde gelişen yeni mekanizmalar için de kullanmayı planlıyor. Gazze’nin yeniden inşası için kurulması planlanan ve "Barış Kurulu" olarak adlandırılan yapıya dair ilk toplantının Davos’ta yapılması gündemde. Kurula katılım için 1 milyar dolarlık katkı şartı aranırken, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın katılımı şimdiden kesinleşmiş durumda. Türkiye, Hindistan, Kanada ve Mısır gibi ülkelerin de davet aldığı bu yapı, eleştirmenler tarafından Birleşmiş Milletler’e alternatif ve Trump’ın doğrudan kontrolünde bir mekanizma olarak nitelendiriliyor.
YAPAY ZEKA DESTEKLİ OLAĞANÜSTÜ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ
Zirvenin yapılacağı Davos kasabası, rekor düzeydeki devlet başkanı katılımı nedeniyle adeta bir kaleye dönüştürüldü. İsviçre polisi ve askeri, bölgeye çıkan tüm yolları ve demir yollarını yapay zeka destekli sistemlerle denetliyor. Katılımcılar yüz tarama sistemlerinden geçirilerek kasabaya alınırken, konferans salonlarındaki güvenlik prosedürleri havaalanı standartlarını dahi aşmış durumda. Washington’un kendisini yeniden "özgür dünyanın lideri" olarak konumlandırmak adına kasabada iki ayrı "ABD Evi" kurması da dikkat çeken detaylar arasında yer alıyor. 23 Ocak’a kadar sürecek olan bu yoğun diplomasi trafiği, küresel ekonominin ve jeopolitiğin yeni rotasını belirleyecek.