Dervişoğlu, bir siyasetçinin kendisini seçen seçmenin iradesine bağlı kalması gerektiğini vurgulayarak, bunun aksi yöndeki davranışların hem siyasetçinin kimliğini hem de temsil ettiği siyasi anlayışı tartışmalı hale getirdiğini ifade etti.
Siyasi etik ilkesinin göz ardı edildiğini belirten Dervişoğlu, Türkiye'de yaşanan parti değişikliklerinin artık bireysel karar olmanın ötesine geçtiğini ve siyaset kurumuna duyulan güveni aşındırdığını dile getirdi.
"SÜREÇ TAMAMEN ŞİRAZESİNDEN ÇIKTI"
İYİ Parti'nin siyasi transferlere bugüne kadar ilkesel bir bakış açısıyla yaklaştığını söyleyen Dervişoğlu, amaçlarının siyaset kurumunun itibarını korumak olduğunu belirtti. Ancak gelinen noktada yaşananların siyasi ahlak açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu savunarak, "Süreç artık tamamen şirazesinden çıkmış durumda." değerlendirmesinde bulundu.
DERVİŞOĞLU'NDAN "İKİ T" FORMÜLÜ: "TEHDİT VEYA TEKLİF"
Parti değiştiren siyasetçilerin hangi gerekçelerle bu kararı aldığına ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yapan Dervişoğlu, süreci "İki T" olarak tanımladığı "tehdit" ve "teklif" kavramları üzerinden yorumladı.
"İlk bakışta akla iki ihtimal geliyor; bunlardan biri tehdit, diğeri ise teklif." diyen Dervişoğlu, bir siyasetçinin bu iki unsurdan herhangi birinin etkisiyle hareket etmesinin siyasi etik bakımından sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Dervişoğlu, açıklamasının sonunda, "Bir siyasetçi bu iki T'den hangisine açık olursa olsun, o siyasetçinin siyasi ahlakı sorgulanır." sözleriyle eleştirisini sertleştirdi. İYİ Parti lideri, siyasi tercihlerin kişisel hesaplarla değil, seçmene verilen söz ve demokratik temsil sorumluluğu doğrultusunda şekillenmesi gerektiğini vurguladı.





