Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Bakan Fidan'ın açıklamalarından satır başları:

Dün itibari ile taraflar aldıkları mesafeyi kamuoyu ile paylaştılar. Geldiğimiz noktada ABD'liler daha net bir açıklama yaptılar. Taraflar başlangıç pozisyonlarını ortaya koydular. Her zaman için bir İsrail oyunbozanlığı var. Her iki taraf da ateşkes konusunda samimi.

Hürmüz Boğazı savaşın bölgesel bir savaş olmadığını küresel etkilerinin olduğunu gösteren bir savaş. Benim gördüğüm serbest geçişle ilgili bir sıkıntı olmaz ama şu an da bundan etkilenen ülkeler Avrupalılar işte biliyorsunuz Çin Hindistan Kore buradan gelen enerjiyle ayakta duruyorlar. Fiyatlara yük bindiği gibi enerji arzında da sıkıntı olabilir bu krizle beraber.

Hürmüzz-3

"HÜRMÜZ'ÜN AÇILMASIYLA İLGİLİ BİR SORUN GÖRMÜYORUM"

Ben müzakereler sonuçlandığında Hürmüz Boğazı ile ilgili, bir sorun kalacağını düşünmüyorum. Yeter ki müzakereler sonuçlansın.

Ben Hürmüz'ün açılmasıyla ilgili bir sorun görmüyorum. Sorun bundan sonra Hürmüz'ün regülasyonuyla ilgili bir öneri getirecek mi birisi. Benim konuştuğum bölge ülkeleri tek bir konuda endişeliler. Savaştan önceki rejimin savaştan sonra da korunmasını istiyorlar.

7 Ekim'den sonra başlayan süreçte İsrail'in ortaya koyduğu yayılmacı politika ve bu politikayı devam ettirmesi kırılgan olan zemini daha da kırılgan hale getiriyor.

Israil Lubnan

"İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI BÖLGESEL ÇATIŞMAYI GÜNDEME GETİREBİLİR"

Lübnan'daki İsrail işgaline baktığımız zaman İsrail'in bölgesel yayılmacılığının bir parçası olarak ortaya çıkıyor. İsrail Lübnan'da belli bir nüfusun yer aldığı bölgeyi bombalıyor. Bu geniş yayılma hamlesiyle yerlerinden edilmiş insanların aslında çok daha büyük bir trajedinin parçası olduğunu görüyoruz. Bu bölgesel bir çatışmayı gündeme getirebilir.

İsrail kendi yapmadığı bir şeyi Lübnan Hükümeti'nden bekliyor. Hizbullah'ı silahsızlaştırma... Lübnan Hükümeti'nin gücü buna yetmez. Burada topyekûn bir ulusal çözümün yer alması gerekiyor.

Burada tabii bir gri alan var. Aslında en başta bu dahil değil, dahil olarak algılandı. Özellikle ben yani hem Pakistanlılarla hem İranlılarla konuştuğumda Pakistan'ın algısı burada referans noktasıdır. Pakistan çünkü arabulucu, taraflarla konuşan onlar. Biz o esnada konuşurken dahildi. Fakat Netanyahu her zaman yaptığı gibi geldi, oyunu bozdu, limitleri zorladı ve Amerika da buna hiç ses çıkartmadı, bir şey diyemedi. Ama şöyle oldu, dikkat ederseniz bu ilk günkü yaygın ve çok sayıda sivilin ölümüne neden olan bombalamadan sonra büyük taarruzların olmadığını, özellikle görüşme devam ederken bir saldırının olmadığını gördük. Orada da şunu anlıyoruz: Yani Amerika resmi olarak bir 'dahildir' demiyor, hatta 'dışındadır' demekle beraber gelen taleplere de yani kulak asmamazlık etmiyor; 'Tamam sen burada dur, ben konuşurken sen bunu vurma' gibi bir yaklaşım olduğunu da görüyoruz.

Körfez’de devam eden savaşın muhtemel etkileri nasıl okunur, istişare ihtiyacı vardı. Suriye’nin üzerinde çalıştığı ve bizi de ilgilendiren dosyalar var. Onları gözden geçirdik.

A A 20260413 41093682 41093681 D I S I S L E R I B A K A N I F I D A N A A E D I T O R M A S A S I N A K O N U K O L D U

"SURİYE'DE SDG İLE KAT EDİLEN AŞAMANIN DEVAM ETMESİ ÖNEMLİ"

Suriye’de ortaya konan yönetim tarzının tüm halk kesimlerini kuşatan bir yapı olması lazım. Güvenlik sorunlarına gelince, SDG ile kat edilen aşamanın devam etmesi önemli. Şu anda belli bir ölçüde rayında gidiyor, ulaşması gereken yerler var.

İsrail’in Dürzilerin bulunduğu bölgedeki faaliyetleri, Suriyeli kardeşlerimizin yönetmesi gereken bir mesele. Ülkede nüfusun geri dönmesi gerekiyor. Bunun da belli bir hızla, yavaş da olsa giderek artarak devam ettiğini görüyoruz.

Ancak sorun yine İsrail’in Suriye’ye yönelik ertelenen politikalarının oluşturacağı riskler. İran’daki savaştan dolayı bazı şeyleri yapmıyor ama bu olmayacağı anlamına gelmez. Şu anda öncelikleri bu değil. Zamanı geldiğinde yapmak isteyecektir.

Bizim desteklediğimiz projeler hayata geçseydi bugün Hürmüz Boğazı ile ilgili sorunun daha az negatif sonuç getirdiği görülecekti. Şimdi ülkeler bundan ders çıkardılar. Kimse buna bağlı olmak istemiyor. Ben bundan sonra bölgede yeni bağlantısızlık projelerinin hayata geçeceğini düşünüyorum. Türkiye'nin burada ciddi roller alacağını düşünüyorum.

Yunanistan Kıbrıs Rum Kesimi İsrail üçlüsünün Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi çevrelemeye yönelik veya bu izlememi verecek şekilde olması meselesi bizim çok yakın radarımızda olan bir husus. Bu ekip başka ülkeleri de ittifaka dahil etme çabası içerisindeydiler. Çok şükür bu projeyi attık.

Şimdi tabii Yunanistan'ın burada çok riskli açıkçası politikalar izlediğini de görüyoruz. Yani Avrupa'da hiçbir ülkenin takip etmediği türden politikaları Yunanistan'ın burada tek başına takip etme arayışında da çok ilginç hususlar var. Yani buna aslında biraz daha yakından bakmak gerekir; belki başka bir zaman bunu konuşuruz.

Kıbrıs Rum kesimi; oradaki tabii politika yönetim, ne kadar yanlış politikalar peşinde olduğu aslında bu savaşta da ortaya çıktı. Yaptıkları iş birlikleri daha fazla güven getirmiyor. Daha fazla güvensizlik getiriyor, daha fazla sorun getiriyor, daha fazla savaşı getiriyor. Biz onlara söyledik. Yani Yunanlara da söyledik, onlar üzerinden Rum kesimine de söyledik. Yani bu politika tarzı size daha fazla güvenlik getirmeyecek. (Çatışmaların içerisine çekecek belki...) Çatışmaların içerisine çekileceksiniz.

Biz bunu görüyoruz ama siz yani bazen şöyle oluyor; politik obsesyon o kadar fazla oluyor ki adam o obsesyonu devam ettirirken kendisinin ne türden bir zarara girdiğine ilişkin bir tespiti olamayabiliyor. Bu strateji oluşumunda ülkelerde maalesef çok karşılaşılan bir durum olabiliyor. Yani bir hedefe kilitleniyorsunuz ve o hedefe giderken aslında daha yan zararlarınız neler olacak veya uzak vadeli birtakım hamlelerde nerede açmazınız olacak onu göremiyorsunuz

"İSRAİL DÜŞMANSIZ YAŞAYAMAZ"

İsrail’in Cumhurbaşkanımız karşısında kompleks içerisinde olduğu bir gerçeklik. Bölgede pek çok olay yaşanıyor ve Türkiye’nin denge çabası, Türkiye’yi öyle bir yerde tutuyor ki İsrail, Türkiye’nin pozisyonunu bozamıyor. Bu durum da onları dengesizliğe itiyor.

Diğer taraftan; bizim Gazze, Lübnan ve bölgeyle ilgili tutumumuz, İsrail’in yayılmacı politikasıyla zıt durumda. Ancak Türkiye’nin sesi ve kullandığı yöntem herkesten farklı olduğu için Cumhurbaşkanımızın dünya ölçeğindeki liderliği ve Türkiye’nin geliştirdiği iletişim ağı, İsrail’i altüst eden bir husus.

Tüm bunların üzerine, İsrail’in Türkiye’ye saldırması anlaşılabilir bir hale geliyor. İran’dan sonra İsrail, düşmansız yaşayamaz. Sadece Netanyahu değil, muhalefette olanların da Türkiye’yi yeni düşman ilan etme arayışında olduklarını görüyoruz. Bu, bir devlet stratejisine dönüştürülmeye çalışılan bir husustur.

Trans Atlantik'te ki en büyük krizi Ukrayna'da yaşadık. Trump dedi ki burada ateşkes görmek istiyorum. Artık Ukrayna'yı bedava desteklemek istemiyorum. Şimdi bu büyük bir kırılma.

A A 20260413 41093682 41093680 D I S I S L E R I B A K A N I F I D A N A A E D I T O R M A S A S I N A K O N U K O L D U

"ANKARA ZİRVESİ NATO'NUN EN BÜYÜĞÜ OLACAK"

Ankara Zirvesi'nde biz Trump'ın geleceğini düşünüyor. O da sayın Cumhurbaşkanımıza saygısından olduğunu değerlendiriyoruz. NATO ülkelerinin bunu fırsata çevirmesi lazım.

Amerika'nın NATO ile olan ilişkisinde mesafe açmasının da çok önemli kademesi var. Avrupa'dan yeteneklerini çekmesi ayrı konu, NATO'da taahhütlerini devam ettirmesi ayrı konu.

Kaynak: AA