Modern zamanın o acımasız hızında, ilişkilerimizi de tıpkı kullan-at eşyalar gibi tüketiyoruz. Bir mesajın ekranımızda bıraktığı o kısa süreli ışıltıdan ibaret mi dostluk?
Elbette hayır. Dostluk, sadece kahkahayı paylaşmak değil; bir ömür boyu yan yana yürümenin, düşerken omuz, ağlarken mendil olabilmenin ismidir. Ve bu kadim bağın anahtarı, ahde vefadır.
Ahde vefa, aslında insanın kendisine verdiği sözü tutmasıdır. Bir insana "dostum" dediğinizde, o ismi bir sıfat gibi üzerinizde taşırsınız.
Kur’an-ı Kerim, bu sarsılmaz bağın önemini bizlere şöyle hatırlatır; "Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü ahid (verilen söz), sorumluluk gerektirir." (İsra, 34).
Bu ayet sadece bir sözleşme maddesi değil, bir kalp yasasıdır. Bir dosta verilen değer, o yanınızdayken değil, en çok da yokluğunda, gıyabında ona duyduğunuz sadakatle belli olur.
Bugün ekranlar başında herkesle "bağlıyız" ama kimseyle "kenetli" değiliz. Oysa gerçek dostluk, yıllar geçse de, yollar ayrılsa da kalpteki o sıcağı, o ilk günkü gibi taze tutabilmektir.
Vefanın dünyadaki en zarif, en dokunaklı örneği kuşkusuz Peygamber Efendimiz’dir (s.a.v.). O, sadece bir peygamber değil, dostluğun da zirvesiydi. İmanını bir sadakat nişanesi sayan Efendimiz (s.a.v.) bizlere şu müjdeyi verir; "Vefa göstermek, imandandır." (Müsned, III, 156).
O’nun hayatına baktığımızda, hatıralara gösterdiği o derin hürmeti görürüz. Sevilen birinin hatırasına duyulan o engin saygı, vefanın ta kendisidir. Bizler, beraber yürüdüğü dostlarımızın sadece bugününe değil, omuz omuza verdiğimiz tüm geçmişe sahip çıkmalıyız. Vefa, bir insanın hatırasını, sanki o hiç gitmemiş gibi ruhumuzda yaşatmaktır.
GÜNÜMÜZÜN "BEYİN ÇÜRÜTEN" YALNIZLIĞI
Şu dijital dünyanın kalabalığında, aslında ne kadar da yalnızız, değil mi? Algoritmaların dayattığı "yeni" insanları tanımak, eskinin o yorgun ama sadık dostunu ihmal ettiriyor bize.
Adeta bir "beyin çürümesi" (brain rot) gibi, derin bağ kurma yetimizi yitiriyoruz. Emojilerin ardına gizlenen sahte gülüşler, birbirimizin omzundaki o ağır yükü hafifletmeye yetmiyor. Dostunuzun kapısını sadece bir mesajla değil, bir dua ile, bir vefa ile çalmaya ne dersiniz?
Dostlarım, dünya dediğimiz bu gölgelik, geçip gidecek. Günün sonunda ardımızda kalan tek şey, gönüllerde bıraktığımız o küçük "vefa" kırıntısı olacaktır. Bir dostun sevincine ortak olmak kadar, onun hüznünde sessizce yanında beklemek, belki de hayatın en büyük ibadetidir.
Önümüzdeki Kurban Bayramı, sadece kurbanlarımızı kesip evimize dönmek için bir vesile olmasın. Bayram, küskünlerin barıştığı, vefanın hatırlandığı, unutulmuş bir dostun kapısının çalındığı bir "hatırlama" vakti olsun.
Bu vesileyle, tüm okurlarımın Kurban Bayramı'nı en derin samimiyetimle tebrik ederim. Rabbim, kalbimize vefa, ömrümüze sadık dostlar nasip etsin.
Vefanız daim, dostluklarınız baki olsun.
Vesselam...