Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi Direktörü Khalid Turaani’nin katıldığı konferansta dile getirdiği iddialar, İsrail’in tıbbi ihtiyaçlar adı altında yürüttüğü karanlık faaliyetleri tekrar tartışmaya açtı. Turaani, İsrail’in elindeki deri stokunun büyüklüğüne dikkat çekerek ağır suçlamalarda bulundu.
TURAANİ: "KARDEŞLERİMİN CESETLERİNİ YÜZÜYORLAR"
Khalid Turaani, İsrail’in deri bankasındaki kaynakların kökenini sorguladığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Tüm bu derileri nereden bulduklarını sanıyorsunuz? Çin ve Hindistan’dan daha fazla insan derisine sahipler. Kelimenin tam anlamıyla Filistin’deki kardeşlerimin cesetlerini yüzüyorlar. İnsan derisini oradan alıyorlar. Eğer onlara Nazi dersem kanunlarınız beni cezalandıracak.”
12 YILLIK "HAHAM" BEKLEYİŞİ VE KURULUŞ SÜRECİ
Lübnan merkezli LBCI sitesinde yayımlanan “Gizlilik Perdesinin Ardında: İsrail Deri Bankası ve Organ Toplamayla İlgili Tartışmalar” başlıklı raporda, bankanın kuruluş süreci dini engellere rağmen nasıl tamamlandığı anlatıldı. Rapora göre; 1973 savaşı sonrası askerlerin yanık tedavisi için planlanan banka, Yahudi dininde organ bağışının yasak olması sebebiyle 12 yıl bekletildi. 1985 yılında hahamların onay vermesiyle banka resmen faaliyete geçti.
DOKTOR MEIRA WEISS: "FARK EDİLMEMESİ İÇİN PLASTİK CİSİM YERLEŞTİRİYORLARDI"
İsrailli doktor Meira Weiss’in “Ölü Bedenler Üzerinde” adlı kitabında yer alan tanıklıklar, Ebu Kebir Adli Tıp Enstitüsü’nde yaşanan vahşeti detaylandırıyor. Weiss, 1996-2002 yılları arasında şahit olduğu süreci şu sözlerle anlattı:
“Korneaları, derileri, kalp kapakçıklarını alıyorlar, fark edilmemesi için korneaların yerlerine plastik bir cisim yerleştiriyor ve arka vücuttan deri yerleştiriyorlardı.”

Weiss ayrıca, ölen Filistinli mahkumların organlarının askeri prosedürler kapsamında alındığını ve 1985'te kurulan deri bankasında İsrailli askerlerin tedavisi için kullanıldığını belirtti. Bazı enstitü çalışanlarının bu dönemi “güzel günler” olarak hatırladığına dair skandal bir itirafı da kitabına ekledi.
DR. YEHUDA HISS’TEN 2009 YILI İTİRAFI: "ONLARI ÖLDÜRÜYORUZ"
İsrail’in Abu Kabir Tıp Enstitüsü’nün eski başkanı Dr. Yehuda Hiss, 2009 yılında İsveç gazetesi The Aftonbladet’e verdiği mülakatta “Derileri ve organları için onları öldürüyoruz.” itirafında bulunmuştu:
Bu itiraf, o dönem İsveç ile İsrail arasında büyük bir diplomatik krize yol açmış, konuyu gündeme getiren gazeteci Donald Boström İsrail tarafından kısıtlamalara maruz kalmıştı.
"CESETLERİ KARANLIKTA KAÇIRIYORLARDI"
2016 yılında Haaretz gazetesi, İsrail devletinin hayatını kaybeden onlarca Filistinlinin cesedini "kaybettiğini" itiraf ettiğini yazmıştı. Günümüzde ise Gazze’deki Şifa Hastanesi’nde görevli Doktor Mutez Harara, benzer uygulamaların sürdüğünü şu sözlerle dile getirdi:
“Bazı hastalar askerler tarafından götürülüyordu, karanlıkta göz gözü görmediği için sonradan hem hastaların hem de cesetlerin kaçırıldığını anlıyorduk.”





