İmamoğlu, yazısına “Türkiye tarihinin en zorlu demokrasi sınavlarından birisini veriyor” diyerek başlıyor. Davanın “senaryosu önceden yazılmış çılgınlık” olarak niteleyen İmamoğlu, “Benim ve arkadaşlarımın hapsedilmesi, ailelerinden kopartılması, annelerin çocuklarıyla tehdit edilmesi, siyasi hırsla yapılmış türlü işkenceler çoktan tarihin sayfalarına bir utanç vesikası olarak geçti” ifadelerini kullandı.
MADDE MADDE SÜRECİ ÖZETLEDİ
“Biraz dışarıya çıkarak bakalım” diyen Ekrem İmamoğlu, süreci 7 maddede özetledi:
- İktidar, halkın iki kez İBB Başkanlığı’na seçtiği bir ismi, sırf ileride kendisine risk oluşturduğu için gözaltına aldı, tutukladı ve cezaevine koydu.
- Bunu, başsavcı görünümlü bir siyasetçi üzerinden yaptı.
- Hukuku, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir biçimde, açık, herkesin gözünün içine sokarak siyasi amaçları için kullandı.
- Bakan yardımcılığı gibi siyasi bir pozisyondan gelen başsavcı, hukuku bir kenara koydu; mafya yöntemleriyle İBB’deki çalışma arkadaşlarımı, iş insanlarını, sivil toplum örgütlerini, sanatçıları, iş dünyasını terörize etti.
- Kimi, konuşsun diye baskı yaptı, ailesiyle tehdit etti.
- Kimini malına mülküne el koymakla korkuttu.
- Kimini özgürlüğünü kısıtlamakla zorladı.

Cezaevinde olmasına rağmen kendisine 15,5 milyon “kahramanın” destek verdiğini belirten İmamoğlu, yazısına şöyle devam etti:
“O desteğin sadece bana değil, Türkiye’nin demokrasi mücadelesine olduğunu da biliyorum. Bununla da kalmadı, 25 milyon insan, 'Sandığı önümde, adayımı yanımda istiyorum' dedi, imza attı. Türkiye Cumhuriyeti 103 yıllık bir devlettir. Bu devletin temel ilkesi, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözüdür. Bu söz, milletin iradesinin hiçbir güç tarafından gasp edilemeyeceği anlamına gelir. Sandık, bu ülkenin en güçlü meşruiyet kaynağıdır. 86 milyonluk bir toplumda seçim kültürü kökleşmiştir.”
İSİM VERMEDEN AKIN GÜRLEK’TEN SÖZ ETTİ
“Son yıllarda demokrasinin örselendiğini, kuvvetler ayrılığının zayıfladığını ve yargının tarafsızlığına gölge düştüğü yönündeki algı da büyümüştür” diyen Ekrem İmamoğlu, yazısında isim vermeden Akın Gürlek’ten bahsetti:
“Davanın mimarının verdiği görevi yerine getiren savcı görünümündeki siyasetçi, hukuksuzlukların altına attığı imzaların ardından ödüllendirildi, Ankara’ya yargının başına gönderildi. Zaten tarafsız değildi. Bir hukuk adamından çok daha fazlasıydı. Yapmadığı kötülük kalmadı. Biz hep anlattık bunları. Ama iktidar o kadar pervasız ki, düne kadar 'Yargı bağımsız ve tarafsız' diyenler, soruşturmayı yapan savcı görünümlü siyasetçiyi tam da siyasetin göbeğine koydular. Daha dava başlamadan AK Parti’nin toplantılarında baş köşede görüntü vermesini sağladılar. Sırtına parti yeleğini geçirip dünya aleme 'Bu dava siyasidir' mesajı verdiler. Hiç de utanmadılar.”
“BU DAVA, TÜRKİYE DEMOKRASİSİNİN EN ÇETİN SINAVLARINDAN BİRİSİDİR”
9 Mart’ta Silivri’de başlayacak yargılamanın yalnızca bir ceza davası olmadığını söyleyen İmamoğlu, “Bu dava, Türkiye demokrasisinin en çetin sınavlarından birisidir. Ve ben de arkadaşlarım da içimiz rahat biçimde bu sınava tek başımıza girmeyeceğimizi biliyoruz. 86 milyonu yanımızda, kalbimizde hissediyoruz. Çünkü biz de milletimiz de biliyor; eğer yargı, siyasi rekabetin aracı haline gelirse kaybeden yalnızca muhalefet olmaz. Kaybeden Türkiye olur” ifadelerini kullandı.

“Bu ülkenin en büyük gücü, milletin vicdanıdır” diyen tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, yazısını şu sözlerle bitirdi: “Milletimizin azim ve kararlılığı, hukuku gerçekten hukuk yapacak iradeyi ortaya koyacaktır. Zamanı gelmiştir, yakındır ve birlikte başaracağız.”






