KÜLTÜR SANAT

Emekli oldu ama çekicini bırakamadı: Köyceğiz'de yarım asırlık zanaatin son nöbetçisi

Muğla Köyceğiz'de 64 yaşındaki Ali Dağdelen, emekli olmasına rağmen 3 metrekarelik dükkanında ayakkabı tamirciliğini yaşatmaya devam ediyor. İlçenin tek ustası olan Dağdelen, "Gençler 'kokuyor' diye bu işi yapmak istemiyor, bizden sonra ne olacak bilmiyorum" diyerek kaybolmaya yüz tutan mesleği için çağrıda bulundu.

Tüketim çılgınlığının hızla arttığı, her şeyin "kullan-at" kültürüne dönüştüğü günümüzde, bazı hayatlar inatla emeğin ve sabrın tarafında durmaya devam ediyor. Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde yaşayan 64 yaşındaki Ali Dağdelen, tam da bu direnişin en güzel örneklerinden biri. Emekli olmasına rağmen 3 metrekarelik mütevazı dükkanına her sabah aynı heyecanla gelen Ali Usta, hem müşterilerini mağdur etmiyor hem de kaybolmaya yüz tutan bir zanaatin son nöbetini tutuyor.

1976'DAN BERİ BİTMEYEN MESLEK AŞKI

Hikayesi 1976 yılında, İzmir'in tarihi Kemeraltı Çarşısı'nda başlıyor. Gencecik bir çırak olarak eniştesinin yanında mesleğe adım atan Dağdelen, o günden bu yana elinden iğnesini ve çekicini hiç bırakmamış.

Yarım asırlık emeğini anlatırken gözleri dolan tecrübeli usta, hayatın nasıl akıp gittiğini şu dokunaklı sözlerle özetliyor:

"Gençken çalıştığını, yorulduğunu bilmiyorsun. 'Çocuk okutacağım, ev geçindireceğim' derken yıllar geçiyor. Şimdi emekli olduk, çocuklar büyüdü. Biraz da kendimiz için yaşamaya çalışıyoruz."

"BURADAKİ ESNAFIN İŞİ BİRBİRİNE BAĞLI"

Emekliliğin tadını çıkarmak yerine neden hala o küçük dükkanda mesai harcadığını sorduğumuzda ise, Ali Usta'nın cevabında unutulmaya yüz tutmuş bir "ahilik" kültürü yatıyor. Emekli olmasına rağmen küçük dükkanında tamir işlerine devam ettiğini kaydeden Dağdelen; "Müşterilerimizi mağdur etmemek için geliyoruz, ufak tefek tamir işleri yapıyoruz. Bazen iş oluyor bazen olmuyor. Buradaki esnafın işi birbirine bağlı. Bugün benim işim varsa onların da oluyor" diyerek esnaf dayanışmasının önemine vurgu yapıyor.

"YENİ NESİL 'KOKUYOR' DİYOR, ÇIRAK YETİŞMİYOR"

Dükkanındaki eski radyosunun sesine deri kokusunun karıştığı bu 3 metrekarelik dünyada, Ali Usta'nın en büyük korkusu kendisinden sonra mesleğin öksüz kalması.

Yeni neslin meslek öğrenmeye hevesli olmamasından yakınan Dağdelen, sitemini gizlemiyor:

"Bu işi yapıyorum ama bıraktığımda kim yapar onu da bilmiyorum. Benden başka usta kalmadı, yeni yetişen çırak da yok. Çocuklara sorduğun zaman 'kokuyor' diyorlar. Bir meslek sahibi olmak istemiyorlar. Bizden sonra ne olur meçhul... Kalaycılık gibi bu iş de bitiyor. Aç kalmazsın, çok doyurmaz belki ama evini geçindirir. Açmak isteyene tavsiye ederim."