Araştırma, narsisizmi “aşırı hayranlık ihtiyacı ve şişirilmiş benlik algısı” olarak tanımlayarak günlük hayatta görülen narsistik özellikleri ölçtü; kişilik bozukluğunu değil. Uzmanlara göre sağlıklı düzeyde özgüven normal kabul ediliyor; sorun, özsevginin hayal kırıklığı ve güvensizliğe karşı bir savunma mekanizmasına dönüştüğünde başlıyor.
Katılımcılara sosyal statülerini değerlendirmeleri ve “Rakiplerimin başarısız olmasını isterim” ya da “Üstün katkılarımla ilgi odağı olmayı başarırım” gibi ifadelere verdikleri yanıtlar soruldu. Bu cevaplar, bazı köklü varsayımları ters yüz eden sonuçlar ortaya çıkardı.
EN YÜKSEK NARSİSİZM SKORU ALMANYA'DA
En yüksek narsisizm skoruna sahip ülkeler Almanya, Irak, Çin, Nepal ve Güney Kore olurken; Sırbistan, İrlanda, İngiltere, Hollanda ve Danimarka listenin en alt sıralarında yer aldı. ABD ise şaşırtıcı biçimde 16. sıraya yerleşti.
Araştırma, yüksek kişi başı gelire sahip ülkelerde narsisizm düzeylerinin de daha yüksek olma eğilimi gösterdiğini belirtiyor. Asıl şaşırtıcı bulgu ise kolektivist toplumlar oldu. Geleneksel olarak “biz” odaklı bu kültürlerin egoyu bastırdığı düşünülürken, birçok kolektivist ülkede dikkat çekici derecede yüksek narsistik hayranlık görüldü. Bilim insanları bunu, bu toplumlarda öne çıkmanın sisteme canlılık ve bireysellik kattığı düşüncesiyle ilişkilendiriyor.
HER KÜLTÜRDEKİ GENÇ KUŞAK DAHA NARSİSTİK
Cinsiyet ve yaş dağılımında da belirgin farklılıklar tespit edildi. Erkekler tutarlı biçimde daha yüksek skor alırken, gençler hemen her kültürde daha narsistik çıktı. Araştırmacılardan biri bu durumu şöyle özetledi: Gençlik dönemi, kişinin kendisini olduğundan daha üstün sandığı, hayatın ise zamanla bu algıyı törpülediği evrensel bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.
Bu geniş kapsamlı çalışma, narsisizmin sadece bireysel değil, aynı zamanda kültürel ve ekonomik dinamiklerle şekillendiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.




