Dünya gündeminden düşmeyen Jeffrey Epstein skandalına dair paylaşılan son 3 milyon belge, Türkiye’de geniş yankı uyandırdı. Dosyalarda çok sayıda Türk vatandaşının ve çocuğunun isminin yer aldığına dair verilerin ortaya çıkması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resmi bir soruşturma başlattı.
UÇİM BAŞVURU YAPTI
Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği, bugün Epstein belgelerinde Türk çocuklarının geçmesi iddiaları sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bir başvuruda bulundu. Dernek yaptığı açıklamada
Epstein dosyalarına ilişkin yeni yayımlanan belgeler ışığında, UCİM olarak resmî suç duyurusunda bulunduk. Yaptığımız bu başvuru neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır.
Bu süreç, çocuklara yönelik cinsel istismar, çocuk kaçırma ve insan ticareti gibi ağır suç iddialarının tüm yönleriyle, etkin ve şeffaf biçimde araştırılması açısından son derece önemlidir. UCİM olarak, kamuoyunu derinden sarsan bu insanlık suçlarının aydınlatılması ve olası mağdurların tespiti için sürecin kararlılıkla takipçisi olacağız.
Çocuklar için adalet, şeffaflık ve etkin tahkikat talep ediyoruz.
ifadelerine yer verdi.
BANU K. VAKASINDA HUKUKİ SÜREÇ
2024 yılında açıklanan Epstein belgelerinde adı geçen Türk Banu K. için UÇİM savcılığa başvuruda bulunmuştu. ABD’de yaşayan Banu K. adlı bir kadının ifadesi, talimat yoluyla İstanbul Adalar’da alındı. İfadesinde Epstein davasıyla hiçbir ilgisi olmadığını savunan Banu K., suçlanan şahısla sadece isim benzerliği taşıdığını belirtti. İddiaların aksine Florida’da değil, Kaliforniya’da yaşadığını dile getiren şüpheli, New York Güney Bölgesi Mahkemesi’nin kararını da savcılığa sundu.
TAKİPSİZLİK KARARI VE İTİRAZ SÜRECİ
Konuyu yakından takip eden Uluslararası Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği'nden Avukat Yeşim Aydın Sağra, hukuki sürece dair önemli açıklamalarda bulundu. Sağra, Banu K. hakkında başlangıçta verilen takipsizlik kararına itiraz ettiklerini ifade ederek şu bilgileri paylaştı:
Savcılık da o yüzden adı geçen Banı K.'nın bu suçun işte faili olmadığına dair bir takipsizlik kararı verdi. Biz de itiraz ettik. Hani isim benzerliği ise isim benzerliği. 'Gerçek Banu K.'yı bulsun o zaman' dedik. İtirazımız da sulh ceza reddetti. Yani karar kesinleşmiş oldu. Bugün, şu an gelinen aşamada da yeni belgeler açıklandı. Yeni belgede başka Türklerin de isimleri var. Türk çocuklarının adı geçiyor. Biz de bu sefer dedik ki, bu evraklarda Türkiye, Türkçe, Türk isimleri çok daha fazla geçiyor. Sen bu evrak asıllarının tamamını artık iste. Çünkü sansürlü yayınlandı birçok evrak.
YENİ BELGELER VE SANSÜRSÜZ VERİ TALEBİ
Açıklanan son belgelerde Türkçe isimlerin ve Türkiye bağlantılı bilgilerin yoğunluğu, sivil toplum kuruluşlarını ve hukukçuları yeniden harekete geçirdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan yeni başvuruda, ABD makamlarından belgelerin ve videoların sansürsüz asıllarının tamamının talep edilmesi istendi. Bu yeni somut veriler ışığında başlatılan kapsamlı soruşturma, dosyada adı geçen diğer Türk vatandaşlarının ve iddia edilen çocuk istismarı vakalarının üzerine gidilmesini hedefliyor.
GÖZLER 6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE KAYBOLAN ÇOCUKLARDA
Epstein davasındaki Türk çocukların gündeme gelmesinin ardından akıllara Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından kaybolan çocuklar geldi. Kamuoyunda, Epstein belgelerinde adı geçen "Türk çocukları" ifadesi ile deprem sonrası ulaşılamayan çocuklar arasında bir bağlantı olup olmadığına dair endişeler de giderek artıyor. Avukat Sağra depreminden sonra birçok kayıp başvurusu aldıklarını belirtti. Aile ve Adalet Bakanlıklarından depremin ardından kaybolan çocuklarla ilgili net bir sayı istediklerini belirten Sağra "Kayıp çocukların sayısı ne, ve siz bunlarla ilgili ne yaptınız?" sorusunun cevapsız bırakıldığını belirtti.
GÖZLER ANKARA'DAN GELECEK VERİLERDE
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Epstein dosyalarına yönelik başlattığı yeni soruşturma, sadece geçmişteki iddiaları değil, aynı zamanda güncel kayıp vakalarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi bekleniyor. Hukukçular ve sivil toplum kuruluşları, hem deprem bölgesi için hem de Epstein dosyaları için devletin tüm kurumlarıyla koordineli bir şekilde "sansürsüz" bilgi paylaşımı yapması gerektiğini savunuyor.



