Jeffrey Epstein’ın özel adasındaki malikanesinde, halıların ve gizli panellerin altına saklanmış, doğrudan okyanusa açılan bir tuzak kapısı bulundu. Görgü tanıkları ve eski çalışanlar, zemindeki bir kapağın altından başlayan bu tünelin, mülkün altındaki kayalıkların içinden geçerek denize ulaştığını doğruladı.

CESETLERİ YOK ETMEK İÇİN Mİ KULLANILDI?
Adadaki gizli mimarinin en karanlık amacına dair tüyler ürperten bir iddia gündemde: Bu kapak ve tünel sisteminin, istismara uğrayan ve hayatını kaybeden çocuk ile genç kızların cesetlerini ortadan kaldırmak için kullanıldığı öne sürülüyor. İddiaya göre, adada işlenen vahşetin izlerini silmek amacıyla kurbanların bedenleri bu gizli rotadan geçirilerek Karayipler’in derin sularına bırakıldı.

DENETİMSİZ GİRİŞ VE ÇIKIŞ HATTI
Gizli kapı, Epstein’ın adaya getirdiği "davetsiz" misafirler için birincil rota olarak kullanılıyordu. Resmi iskeleyi veya helikopter pistini kullanmayan, kayıt dışı bırakılması gereken kişiler bu tüneller vasıtasıyla eve sokuluyordu. Bu sayede, adadaki sapkınlık trafiği uydulardan veya sahil güvenlik denetimlerinden tamamen gizlenmiş oluyordu.

YER ALTINDAKİ SESLER VE SU POMPALARI
Eski çalışanlar, yerin altındaki bu tünel sisteminden sürekli olarak sürükleme ve ayak sesleri geldiğini anlatıyor. Garip saatlerde çalışan yüksek güçlü su pompalarının, tünelleri temizlemek veya denize tahliye yapmak amacıyla kullanıldığı düşünülüyor. Resmi planlarda yer almayan bu altyapı, adadaki suç ağının kusursuz bir şekilde işlemesi için tasarlanmış bir "operasyon merkezi" niteliği taşıyordu.

SESSİZLİĞİN MİMARİSİ: İZ BIRAKMAYAN İNFAZLAR
Uzmanlara göre, özel bir adada böyle bir çıkışa ihtiyaç duyulmasının tek bir nedeni olabilir: Tanık olmadan hareket etmek ve delil bırakmamak. Kartpostalları andıran lüks evin içindeki bu tuzak kapısı, işlenen cinayetlerin ve ağır istismarların delillerini okyanusun karanlığına gömen sessiz bir infaz mekanizması olarak kullanıldı.



