Yasin Haşimoğlu Mahallesi'nin sakin sokaklarında, Halis ustanın evinin bahçesinden her gün o tanıdık, ritmik yontma sesleri yükseliyor. İlkokul çağlarında, henüz elleri küçücükken aile büyüklerinin yanında tanıştığı o siyah taş, zamanla onun hem ekmek kapısı hem de hayat arkadaşı olmuş. Dile kolay, tam 45 yıl... Halis Aydın’ın oltu taşına dokunmadığı, parmaklarının siyah toza bulanmadığı bir gün neredeyse yok. O küçük atölye, aslında ustanın anılarını, gençliğini ve umutlarını saklayan sessiz bir zaman kapsülü gibi.
SABAH EZANIYLA BAŞLAYAN ZAHMETLİ YOLCULUK
Güneşin Oltu'nun dağlarına vurmasıyla birlikte Halis ustanın mesaisi başlıyor. Tezgahının başına geçtiğinde dünya ile bağını koparan usta, akşam ezanına kadar süren derin bir sessizliğin ve odaklanmanın içine giriyor. Seri üretimin, fabrikasyon ürünlerin saniyeler içinde binlerce kopyasını ürettiği bir çağda, o günde sadece 5 ila 7 adet tespih çıkarabiliyor. Çünkü o, her bir tespih tanesini sadece yontmuyor; onlara yılların birikimini, bir ustanın hüznünü ve sabrını işliyor.
"TAŞIN DOĞALLIĞI BOZULMAMALI": SADELİKTEKİ ZARAFET
Halis Aydın’ın elinden çıkan tespihler sıradan birer takı ya da aksesuar değil. Genellikle özel siparişler üzerine çalışan ustanın eserleri, harcanan göz nuruna, işçiliğin inceliğine ve taşın büyüklüğüne göre 2 bin lira ile 6 bin lira arasında değişen fiyatlarla el değiştiriyor. Ancak işin maddi boyutu, onun için hep ikinci planda kalmış.
Günümüzde gösterişli, gümüş işlemeli tespihler moda olsa da, Halis usta taşın "kendi halini" seviyor. Fazla işlemenin Oltu taşının o asil ve doğal değerini öldürdüğüne inanıyor. Taşın karalığında saklı olan parıltının, ancak sadelikle ortaya çıkabileceğini savunuyor.
KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN BİR SANATIN SON NEFERLERİNDEN
Halis ustanın gözlerindeki tek hüzün, yılların yorgunluğu değil; arkasından gelen ve bu bayrağı devralacak hevesli gençlerin giderek azalması. Makine seslerinin usta nefesini bastırdığı bu dönemde, onun en büyük arzusu 45 yıllık bu birikimi, bu kadim aile mirasını gelecek nesillere aktarabilmek. O küçük atölyede yontulan sadece taş değil; kültürel bir mirasın ayakta kalma mücadelesi.








