Türkiye uzun süre yazar Eylem Tok ve oğlu Timur Cihantimur'un Amerika'ya kaçışını konuşmuştu. Tok'un 17 yaşındaki oğlu Cihantimur'un karıştığı kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybetmiş, olayın ardından ise anne-oğlu ABD'nin yolunu tutmuştu.
Önce Mısır'a oradan da ABD'ye kaçan anne-oğul hakkında 23 Mayıs 2024'te kırmızı bülten çıkarılmıştı. Eylem Tok ile oğlu Timur Cihantimur, 14 Haziran 2024’te ABD’de yakalanıp tutuklanmıştı.
CEZAEVİNDEN 3 SAYFA MEKTUP
ABD'de tutuklu bulunan Eylem Tok, 3 sayfalık bir mektup yazarak gelinen son noktayı açıklarken, Oğuz Murat Aci'nin ailesi ile helalleştiklerini iddia etti.
Eksik ve ön yargılı yorumların ardından kendini anlatma ihtiyacı hissettiğini belirten Tok'un mektubu şöyle...
Uzun süre sessiz kalmayı tercih ettim. Ancak zaman geçtikçe, kaza gecesi yaşananlara dair polis ve bilirkişi raporları dikkate alınmadan yapılan eksik, hatalı ve ön yargılı yorumların bir linç kampanyasına dönüştüğünü üzülerek gördüm.
Oğlum Timur, kaza günü üniversite sınavına hazırlanan henüz 16 yaşında bir çocuktu. 2 yıldır tutulduğu cezaevinde liseyi tamamladı ve üniversite derslerini almaya başladı.
O talihsiz kaza anında ben bir anneydim; neyin doğru neyin yanlış olduğunu sağlıklı şekilde değerlendirebilecek durumda değildim. Aklımdan çok içgüdülerimle hareket ettim. Tek düşüncem, korkmuş ve sarsılmış olan çocuğumu korumaktı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, elbette derin bir sorgulama içindeyim. Eğer bir hata varsa, bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum.
Oğlumun nasıl bir çocuk olduğunu onu tanıyanlar bilir. Hassas, vicdanlı ve kalbi temiz bir çocuktur. Ancak o gün yaşananlar onun hayatında da derin izler bıraktı. Bunun bilincindeyim ve inkar etmiyorum.
Hakkımda en çok konuşulan konulardan birine de açıkça değinmek isterim: Ben kaza yerine gitmedim. Oradan bir telefon almadım ve polisin aranmasını engellemedim. Buna rağmen oluşan algı beni derinden üzmektedir. Oysa gerçekler resmi raporlarda açıkça yer almaktadır.
O gece yaşadığım duyguları tarif etmek çok zor. Oğlum şok halindeydi, ben ise korku ve panik içindeydim. Ne olduğunu anlamaya çalışırken zihnim dağılmış, kalbim sıkışmıştı. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Bir süre uzaklaştım. Bu bir kaçış değil, çaresizlik içinde yönümü bulma çabasıydı. Ancak hiçbir şey düşündüğüm gibi gelişmedi.
"VARİSLERLE HELALLEŞTİK"
Bu olayda en büyük acının, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin ailesine ait olduğunu biliyorum. Bir anne olarak, onların yaşadığı acının tarifi olmadığını tüm kalbimle hissediyorum. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim.
Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum.
Hayatım boyunca çocuklar için emek verdim; onları anlamaya ve korumaya çalıştım. O gece benim oğlum da bir çocuktu... Ve ben sadece onu korumak istedim. Belki eksik kaldım, belki yanlış yaptım... Bunun muhasebesini her gün, her gece yapıyorum.
Şunu tüm içtenliğimle ifade etmek isterim: Biz kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermedik.
Süreç boyunca yaşananlar yalnızca hukuki değil, aynı zamanda derin bir insani sınav oldu. Hakkımızda söylenenler ve yapılan yorumlar zaman zaman beni çok yordu. Ancak kimseye kırgın değilim. Çünkü insanlar çoğu zaman gerçeği değil, kendilerine anlatılanı görüyor.
Benim gönlüm herkese açıktır. Kırdığım ya da üzdüğüm kim varsa affını diliyorum. Tek isteğim, gerçeklerin bilinmesi ve kalplerin biraz olsun yumuşamasıdır.
Bu satırların bir savunma olarak değil, bir annenin yüreğinden dökülen duygular olarak görülmesini isterim.