GÜNDEM

Fatih Altaylı, İlber Ortaylı’yı gözyaşları içerisinde anlattı: Türkiye aydınını kaybetti!

Prof. Dr. İlber Ortaylı, 78 yaşında hayata gözlerini yumdu. Acı haberin ardından canlı yayında Ortaylı'nın son günlerini anlatan gazeteci Fatih Altaylı gözyaşları içerisinde, "Ben en yakınlarımdan birini kaybettim. Türkiye, eşi benzeri pek az bulunan bir aydınını kaybetti" dedi.

Türk tarihinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, uzun süredir sağlık sorunlarıyla verdiği mücadelenin ardından bugün hayatını kaybetti. Vefat haberi tüm ülkeyi yasa boğarken, Ortaylı'nın yakın arkadaşı gazeteci Fatih Altaylı Sözcü TV ekranlarında duygu dolu açıklamalar yaptı.

"BU SENEYİ ZOR ÇIKARACAĞINI BİLİYORDUM AMA..."

Altaylı şu ifadeleri kullandı:

Hayattaki en yakınlarından biri kaybettim, kaybettik daha doğrusu; hepimiz kaybettik. Yerine kimseyi koyamadığımız insanlardan bir tanesi. Ben İlber'in Bu seneyi çok zor çıkaracağını biliyordum ama hep böyle bir umut... Son 1-1.5 yıldır çok sıkıntılıydı sağlık durumu. Kendisine hiç bakmadı. Hep hayatı böyle eğlence gözüyle bakıyordu o yüzden kendisine çok dikkat etmedi.

SON BİR PROGRAM ÇEKELİM

Son bir yıl içerisinde sürekli kötüye gitti durumu zaten. Pandemi döneminden beri işte ameliyatlar, tedaviler falan; biliyorsunuz hep bahsederim zaten yüksek şekeri de vardı. Hiçbir zaman kontrol de etmedi. Bir ayı aşkın süredir hastanedeydi. Ben cezaevine çıktıktan sonra aradı. Hadi yemeğe gidelim dedi. Celal Şengör'le beni Kasımpaşa'da kötü bir lokantaya yemeğe götürdü. Beraber biraz gırgır yaptık. Bir iki gün sonra tekrar aradı dedi ki "Son bir program çekelim." Oturduk bir program çektik beraber, bir tek tek bilim çektik kendisiyle.

Loading...

BEN HASTANEDEN ÇIKTIĞIMDA YOĞUN BAKIMA ALINMIŞTI

"Niye acele ettin?" dedim. "Hastaneye yatıyorum" dedi. Prostat ameliyatı vardı, hastaneye yattı; ameliyatı başarılı geçti. Ama şekerden ve böbrek yetmezliğinden kaynaklanan sorunları vardı. Çıktı hastaneden, birkaç gün sonra tekrar yattı ve bir ayı aşkın süre hastanedeydi. Geçen pazar günü Celal Şengör'le beraber kendisini ziyarete gittik. Pazartesi günü de Murat Bardakçı ile beraber ziyaret ettik. Epey konuştuk, güzel dedikodu yaptık ve çok da iyi gördük kendisini. Ertesi gün de benim bir ameliyatım vardı. Dedim ki "Ben birkaç gün gelemeyeceğim, ameliyat oluyorum. Ama hastaneden çıkınca hemen sana geleceğim." Ben hastaneden çıktığımda onu yoğun bakıma yatırmışlardı. Görmek nasip olmadı bir daha. İki gün sonra entübe ettiler bildiğim kadarıyla. Doktorlarıyla sürekli temas halindeydik ancak tablo sürekli kötüye gitti.

Evvelsi gün umut verici bir şey oldu. Böyle bir gözlerini açtı. Herkes bir umutlandı. Ama daha sonra tekrar kötüye gitmeye başladı. Yarım saat 45 dakika önce de epey bir uğraşılmasına rağmen ne yazık ki geri dönmedi.

"HEPİMİZE BİLGİYİ SEVDİREN ADAMDIR İLBER"

O hayatı böyle dolu dolu el ele yaşamayı seviyordu. Diyorduk ki İlber ziyarete gitme, bir dur bir dinlen diyorduk. "Seyahate gidiyorsam niye yaşıyorum?" diyordu. Yani gezsin, yeni yerler görsün, yeni yerler keşfetsin, eski keşfettiği yerleri tekrar tekrar deneyimlesin, oralarda yeni dostluklar edinsin bayılıyordu buna. Aynı günde 3 şehirde konferans veriyordu. "İlber canına yazık" diyorduk. Ondan sonra "Yok ben seviyorum" diyordu.

Türkiye, eşi benzeri pek az bulunan bir aydınını kaybetti. Son yıllarda çok yoğun bir bilim yapmıyordu ama muazzam bir kültürü insanların üstüne püskürtüyordu. Bilgiyi sevdiren adam oldu Türkiye'ye. Bilmenin önemini anlattı Türkiye'ye. Türkiye bilmeyi seven insan ülkesi olacaksa herhalde burada İlber'in fonksiyonu çok büyük olacaktır. Hepimize bilgiyi sevdiğin adamdır İlber.