Gazeteci Fatih Altaylı, "Seçil Erzan mektubu 3: “Hatalıyım, hayır diyemedim” başlıklı bugünkü yazısında Türkiye’de yakın geçmişte spor dünyasında büyük yankı uyandıran ve kamuoyunda “Gizli Fon” ya da “Fatih Terim Fonu” olarak bilinen olayın yankıları halen devam ediyor. Banka müdürü Seçil Erzan ile başta Fatih Terim olmak üzere Emre Belözoğlu, Fernando Muslera, Selçuk İnan ve Semih Kaya gibi spor dünyasının önemli isimlerinin adının geçtiği dosya, hâlâ tartışılmaya devam ediyor." diyor.
Altaylı, davanın merkezindeki isim olan Seçil Erzan’ın kaleme aldığı mektupları kamuoyuyla paylaşmayı sürdürüyor. Biz de Erzan’ın olaylara kendi penceresinden bakışını yansıtan bu mektupları kaldığımız yerden aktarmaya devam sürdürüyoruz.
ALTAYLI, “OLAYLAR TEK BOYUTLU DEĞİL” DİYOR
Fatih Altaylı yazısında, "Bir kez daha hatırlatmakta fayda var: Seçil Erzan’ın yaşanan süreçte hiçbir sorumluluğu olmadığı iddiasında değiliz. Ancak ortaya çıkan bazı anlatımlar, olayların kamuoyuna yansıdığı kadar tek boyutlu olmayabileceğini düşündürüyor.
Erzan’ın mektuplarında çizdiği tabloya bakıldığında, kendisini bilinçli bir dolandırıcıdan ziyade, hatalı kararlar veren ve ilişkiler ağı içinde giderek çıkmaz bir sürece sürüklenen biri olarak tanımladığı görülüyor. Bir banka müdürünün yapmaması gereken hatalar yaptığı açık. Ancak Erzan’a göre bu sürecin arkasında kişisel zenginleşme hırsından çok, çevresindeki bazı isimleri memnun etmeye çalışmanın yarattığı yanlış adımlar zinciri bulunuyor." yorumunu getiriyor.
![]()
CEZAYLA YAŞANANLAR ARASINDAKİ DENGE...
"Tüm bunların sonunda verilen 102 yıllık hapis cezası ise kamuoyunda hâlâ tartışılmaya devam ediyor." diyen Fatih Altaylı sözlerini şöyle sürdürüyor, "Ceza ile yaşananlar arasındaki dengenin ne ölçüde kurulduğu sorusu da gündemdeki yerini koruyor."
Tüm bu cümlelerin ardından Altaylı, "Şimdi sözü, yaşananların merkezindeki isim olan Seçil Erzan’ın kaleme aldığı mektuba bırakalım…" diyerek pası mektup metnine atıyor...
“Fatih Bey,
Tercüman Mert’in yakın arkadaşı Hande Sümertaş’tı. Sümertaş uzun yıllar Fatih Terim’in asistanlığını yapmıştır. Benden 50 bin USD’ye karşılık 75.000 USD’yi kayıtdışı olarak almış, Mert Çetin de Muslera’yı ikna edip, başka yabancı futbolcuları da ikna etmeye çalışmış, onların aldığı faizlerden komisyon alıp, bu paralar ile ev almak için emlakçılar ile yaptığı yazışmalar sabittir.
Nisan’dan Ekim ayına kadar Semih Kaya ve Ayhan Akman’ın benden çok yüksek getiriler ile geri aldıkları paraların anapara artı faizlerini ödedim. Bunları öderken ailemin son kalan gayrimenkullerini sattım. …..
Fatih Terim’e ödemeler yaptım.
Bu ödemeleri yapabilmek için borçlandım, arabamın bagajında 3,5 milyon dolar para varken, maaşım yattığında ödenmek üzere 5.000 TL borç aradığım mesajlar bilirkişi raporunda çıktı.
Evet hatalıyım, kusurluyum. Hayır diyemedim. Benzer faizler almak için gelen herkese akıl almaz faizleri ödemeye devam ettim.
‘Her zaman senin yayındayız, senin için canımızı veririz’ diyenlere inandım, güvendim.
Şimdi hepsi ‘Bankaya para yatırdık, aldatıldık’ diyorlar.
Maddi gerçek bu değil Fatih Bey.
Temel bankacılık uygulamalarının tamamen dışında, kayıtdışı alıp verme yöntemiyle, sokak aralarında kafelerde, hiçbir finansal piyasadan elde edilemeyecek getirileri elde etmek için yapılan bu işlemlerde kişilerin iradelerini yanıltmam mümkün değildir. Bu kişilerin finansal okuryazarlık seviyeleri oldukça yüksektir. Bu becerilerini kanıtlayan deliller dosyada ve raporlarda mevcuttur. Kandırılma, aldatılma söz konusu değildir.
Hepsi bankanın en üst yönetimini tanıyor, şahsi telefonlarını biliyorlardı. Ulaşacak seviyedeydiler.
Fona para yatırdığını iddia edip, benden şahsi borç senedi aldılar. Dünyanın neresinde böyle bir uygulama görülmüş.
Böyle iken Denizbank’ın evrağı diye Castrol, Metlife, Kuveyt Türk ajanda yapraklarına attığım imzaları sundular.
Bana verilen paraların hiçbiri banka müdürü olduğum için bana teslim edilmiş paralar değildi.
Bu kişiler kayıtdışı yöntemi tercih ettiler. Bu yüzden de bankadan çektikleri paraları pastanede, kafede teslim ettiler.
Hızlı ve yüksek getiri beklentileri nedeniyle topladığım paraları doğru şekilde değerlendirme fırsatı bulamadım.
Ve maalesef benden kaynaklanmayan sebeplerle anapara alacağı kalanlar oldu.
İddianamede müşteki olarak söz edilmesine rağmen anaparasını almış, alacağı kalmamış, anaparasının çok üzerinde faizler almış, geri ödeme yaptığım ama anaparasının tamamını alamamış, eksiği kalmış toplam 50 kişi vardır. Bunların bazıları iddianamede yer almamaktadır.
Geri ödeme yapamadığım 9 kişidir.”
Sevgili okurlar, Erzan’ın mektubuna yarın da devam edeceğiz.





