Gazeteci Fatih Altaylı, süreci bir yamaçtaki kayanın yerinden oynatılmasıyla tüm dağın çökmesine benzeterek, Seda Selek’in istifasının kanalda domino etkisi yarattığını belirtti. Selek’ten bir açıklama gelmezken, kanalın bir diğer önemli ismi Sorel Dağıstanlı krizin detaylarını paylaştı.
SORUN ULAŞIM
Halk TV’deki kırılma noktası, sunucular arasındaki ulaşım olanaklarında yaşanan eşitsizlik oldu. İddiaya göre; Seda Selek, her gün Anadolu Yakası’ndaki evinden Topkapı’daki kanala gelmek için Marmaray ve toplu taşıma kullanıyordu. Altaylı, yazısında şu ifadeleri kullandı:
"Seda Selek’ten bir açıklama gelmedi ama ben 30 yıllık kardeşim Sorel Dağıstanlı’yı arayıp sordum. O da anlattı. Seda Selek, İstanbul’un Anadolu yakasındaki evinden Topkapı’daki Halk TV binasına her gün toplu taşıma ile geliyormuş. Önce Marmaray ile Yenikapı’ya oradan da kanala. Yönetimden kendisini hiç değilse Marmaray’dan bir araç ile almalarını talep etmiş. Defalarca talep edilmesine rağmen bu kabul edilmeyince o da istifa etmiş."
Selek’in, en azından Marmaray çıkışından kanala kadar bir araç tahsis edilmesi yönündeki defalarca yinelediği talepleri yönetim tarafından reddedildi.
Bazı sunucular evlerinden özel araçla alınırken, Selek’in kanal kapısında taksiden indiği sırada bir başka meslektaşının şirket aracıyla geldiğine şahit olması bardağı taşıran son damla oldu.
DESTEK VERDİĞİ GEREKÇESİYLE DAĞISTANLI'YA EKRAN YASAĞI
Seda Selek’e destek veren bir paylaşım yapan Sorel Dağıstanlı’ya ise kanal yönetimi tarafından ekran yasağı getirildi. Kendisine danışılmadan alınan bu kararı kabul etmeyen Dağıstanlı da istifasını sunarak kanalla yollarını ayırdı.
"Sorel Dağıstanlı da Seda Selek’i haklı bulduğunu belirten bir tweet atınca ona da ekran yasağı gelmiş. Sorel bu konuda kendisine haber verilmeden böyle bir karar alınmasını kabul etmemiş ve o da bırakmış."
CAFER MAHİROĞLU: "20 ASGARİ ÜCRET ALANLAR, BİR ZAHMET KENDİLERİ GELSİN KANALA"
Altaylı, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu ile konuşarak krizin ulaşım meselesinden kaynaklandığını doğruladı. Mahiroğlu, personelin evinden alınması talebine mesafeli durarak, yüksek maaş alan isimlerin kendi imkanlarıyla ulaşım sağlaması gerektiğini savundu:
"Kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu ile de konuştum. O da Sorel ile aynı şeyleri söyledi ve istifanın nedeninin evden araçla alınma meselesi olduğunu anlattı. “20 asgari ücret alanlar, bir zahmet kendileri gelsin kanala” dedi ancak farklı muameleden söz etmedi. Tavsiyemin aksine kendine hakim olamadı, konuyu büyüttü ve bir istifa dalgasına neden oldu."
"TÜRKİYE’DE MUHALİF BİR KANALIN PATRONU OLMAK KOLAY DEĞİL"
Altaylı yazısına şöyle devam etti:
"Doğrusunu isterseniz Türkiye’de muhalif bir kanalın patronu olmak kolay değil. Ancak muhalif kanallarda çalışan arkadaşlarımızdan da “siyasi bir figür” gibi davranmalarını ve ideolojik bağlılık nedeniyle fazlasıyla özverili olmalarını beklemek de çok yerinde bir beklenti değil. Sonuçta baktığınız zaman bazen muhalif, bazen iktidara yakın kanallarda emekleri karşılığı bir maaş alıyorlar. Misyonları, işlerini iyi yapmak, yorumcular dışındakilerden fazlasını beklemeye hakkımız yok."