GÜNDEM

Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in ifadesi ortaya çıktı

Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in ifadesi ortaya çıktı. Doku'ya tecavüz edip öldürdüğü iddialarını kabul etmeyen Sonel, "Bu olayda ismimin geçmesinin tek sebebi babamın vali olmasıdır; bana ve aileme karşı yapılmış bir itibar suikastidir." dedi.

Gülistan Doku soruşturmasında şüpheli sıfatıyla ifade veren dönemin Tunceli Valisi'nin oğlu Mustafa Türkay Sonel'in beyanları sadece teknik verilerle değil, kendi içindeki tutarsızlıklarla da dikkat çekti.

Hakkında tanıklık yapması muhtemel en yakın arkadaşlarını uyuşturucu ile suçlayan, olay yerindeki varlığını "hatırlamıyorum" ile "gitmedim" arasına sıkıştıran Sonel'in satır aralarına serpiştirdiği profesyonelce kurgulanmış "empati" dili ise dikkatlerden kaçmadı.

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana haber alınamayan Gülistan Doku dosyasında, Mustafa Türkay Sonel'in jandarma ifadesi bir savunmadan ziyade stratejik bir "inkâr, itibarsızlaştırma ve mağduriyet üretme" çabası öne çıkıyor.

KENDİ BAZ KAYDI İLE ÇELİŞTİ! İFADESİ ORTAYA ÇIKTI: HATIRLAMIYORUM AMA GİTMEMİŞİMDİR

Sorgunun en kritik anı, Gülistan Doku'nun bir Gençlik Merkezi'nde cinsel istismara uğradığı iddia edilen güne dairdi. Daraltılmış baz raporları Sonel'i o gün o saatte Gençlik Merkezi binasında gösterirken, Sonel'in verdiği cevap ifadenin en çarpıcı noktalarından biri oldu.

Sonel, "Gençlik merkezine gidip gitmediğimi tam olarak hatırlamıyorum ancak büyük ihtimalle gitmemişimdir." dedi.

Hem olay yerinde olduğunu hatırlamadığını beyan eden hem de hemen ardından "gitmediğine" dair kesin bir ihtimal yürüten Sonel'in bu "muğlak savunması", teknik verilerle desteklenen varlığını bulanıklaştırma çabası olarak yorumlandı.

Mustafa Türkay Sonel'in ifadesinden öne çıkanlar şöyle...

"BU TECAVÜZ OLAYI VARSA YAPAN KİŞİ AŞAĞILIK BİRİSİDİR"

Gülistan Doku’yu tanıyor musun sorusuna Sonel, "Ben Gülistan Doku’yu şahsen tanımam. Her hangi bir yerde herhangi bir sürekle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişim olmadı. Sadece kaybından sonda herkes gibi bende basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Ben Gülistan Doku’nun kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiç birisi Gülistan Doku tanımazdı. Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’ün 2019-2020 yıllarında kullandıkları hatlardan başka hatları veya patates hat diye tabir edilen hatlar konusunda ne desem yalan olur, bilmiyorum çünkü. Mesela benim numaram çocukluğumdan beri aynıdır, hiç değişmedi, yıllardır da benden başkası bu hattı kullanmaz" diye konuştu.

Alınan tanık beyanlarında bir kadını hamile bıraktığının sorulması üzerine Sonel, "Böyle bir durum söz konusu bile olamaz, öyle bir durum varsa ispatlasınlar" dedi.

"BENİM ATEŞLİ SİLAHIM YOKTUR"

Umut Altaş’ın "Türkay yanımda bir gün silahını çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum" ifadelerine yanıt veren Sonel, "Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur. Bana AİRSOFT sporunu lise arkadaşım olan o dönem MİT müdürünün oğlu Oğulcan öğretmişti. Bu spor hobilerim arasında olduğu için bu sporda kullanılan boncuk atan (fosforlu, kırmızı, yeşil, beyaz renk) Hatta bu spora ait evin bahçesinde oynadığımıza dair birçok fotoğraf ve video telefonumda mevcuttur hatta bu sporda kullanılan silahların hepsinin faturası mevuttur. Bu sporda kullanılan silahları İzmir Av Market Airsoft isimli sarı renkli internet sitesinden sipariş verirdik. Hatta bu sporda kullanılan silahların boncuklarını da bu siteden sipariş verirdik. Bu silahlarda kullanılan boncuklara B.B denir ve pahalı olduğu için bir sonraki için kullandığımız zamanlarda tekrar yerden toplardık" cümlelerini kullandı.

"TECAVÜZ OLAYI İLE BENİM HİÇBİR BİLGİM VE ALAKAM YOKTUR"

Uğurcan Açıkgöz ile 04 Ocak 2020 günü 54 saniyelik görüşme ve gizli tanık beyanındaki tecavüz olayı soruldu. Sonel ifadesinde, "Bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var. Yanlış hatırlamıyorsam bahsettiğiniz Hanımeli cafenin sahibinin oğlu Sidar Elma bizim arkadaş grubunda okul arkadaşımdır. Hatta kendisine apple diyerek takılırdık. Bu arada ben bu hanımeli isimli kafeye bir yada iki kere gitmişimdir. O da arkadaşlarım Umut Altaş ve Ekincan’ın bu kafenin tatlılarını sevmeleridir. Ben zaten tatlı seven bir insan değilim geçerken onlar için oraya uğrar paket olarak tatlıları alırdık. Hatta bana da tatlı yememi ısrar ederlerdi ancak ben tatlı yemezdim. Ben en çok Balkon isimli kafeye giderdim" diye konuştu.

UYUŞTURUCU SARMALINDA "STERİL" DOSTLUK SAVUNMASI

Sonel, kendisini İstanbul'da ziyaret edecek kadar yakın olduğu lise arkadaşlarını, yani Umut Altaş ve Ekincan Kılıç'ı, ifadesinde uyuşturucu kullanan isimler olarak anlatarak dosyada yeni bir hat açtı. Arkadaşlarının uyuşturucu aparatlarını attıkları yerleri bilecek kadar çevreye hâkim olan Sonel'in, buna rağmen yıllarca aynı grubun içinde bulunup kendisini tamamen bu tablonun dışında konumlandırması, soruşturma açısından dikkat çekici bulundu.

Sonel'in çizdiği bu tablo, "Ben o çevrenin içindeydim ama hiçbir şeyin parçası değildim" mesajı veren özenle kurulmuş bir mesafe savunması olarak değerlendirildi. Yakın dostluk ilişkisini kabul ederken, aynı kişilerle ilgili ağır ithamlar ileri sürmesi de ifadenin en tartışmalı başlıklarından biri haline geldi.

PROFESYONELCE KURGULANMIŞ "MAĞDUR" DİLİ

İfade tutanağındaki en dikkat çekici bölümlerden biri de Sonel'in kullandığı duygusal ton oldu. Kendisine yönelik çok ağır ithamlarda bulunan Doku ailesi hakkında, "Doku ailesine kızmıyorum çünkü onların acıları var ve empati yapıyorum" demesi, doğal bir tepkinin ötesinde, kontrollü ve hesaplanmış bir söylem izlenimi doğurdu.

Kendi durumunu ise, "Şu an üniversitede vize sınavlarıma hazırlanmam gerekirken buradayım, çok zoruma gidiyor" sözleriyle bir mağduriyet hikâyesine dönüştüren Sonel'in, kayıp bir genç kızın akıbetinden çok kendi kişisel sıkışmışlığını öne çıkarması, dikkat çekici bulundu. Bu yaklaşım, ifadenin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda algısal bir zeminde de inşa edildiği yorumlarına yol açtı.

PTS VE PLAKA MUAMMASI DERİNLEŞTİ

Şehir giriş çıkışlarındaki PTS kayıtlarında, 06 SNL 10 plakalı araçla ilgili dikkat çeken bir hareketlilik bulunmasına rağmen Sonel'in bu sorulara da "hiçbir fikrim yok" diyerek yanıt vermesi, şüpheleri daha da büyüttü. Özellikle Tunceli'den çıkış kaydı görünmeden Elazığ istikametinden yeniden giriş yapılmış olmasına ilişkin net bir açıklama getirememesi, soruşturma dosyasındaki teknik çelişkileri daha görünür hale getirdi.

Sonel'in, kritik başlıklarda sürekli "hatırlamıyorum" sığınağına çekilmesi; olay yerleri, görüşmeler ve araç hareketleriyle ilgili somut soruları cevapsız bırakması, savcılığın da dikkatini çeken ana unsurlardan biri oldu.

BAŞSAVCILIK 'HATIRLAMIYORUM' SAVUNMASINI DİKKATE ALMADI! İŞTE TUTUKLAMA GEREKÇESİ

Başsavcılığın mahkemeye sunduğu tutuklamaya sevk evrakı, Sonel'in "hatırlamıyorum" sığınağının hukuki karşılığının olmadığını tescilledi.

Sevk yazısında yer alan ve tutuklama kararının temelini oluşturan o gerekçeler şunlar oldu:

*Gizli Tanığın "Tecavüz ve Cinayet" İddiaları: Başsavcılık, Gençlik Merkezi'nde yaşandığı iddia edilen olayların baz kayıtlarıyla çakıştığı, şüphelinin bu konudaki "hatırlamıyorum ama gitmemişimdir" şeklindeki çelişkili beyanının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, jandarma raporuyla tespit edilen ceset taşıma bulgularının gizli tanık ifadesiyle örtüştüğü, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden şüphelinin suçu işlediğine dair kanaate vardığını bildirdi.

*PTS ve Kaçış Güzergahı Şüphesi: 06 SNL 10 plakalı aracın Tunceli'den çıkış kaydı olmaksızın Elazığ'dan geri dönüş yapması, sevk yazısında "suç delillerini nakletme veya cesedi gizleme faaliyeti" olabileceğine dair makul şüphe olarak nitelendirildi. Sonel'in bu teknik bulguyu cevapsız bırakması, tutuklama gerekçeleri arasında sayıldı.

*Kuvvetli Suç Şüphesi ve Baz Birliği: Başsavcılık, daraltılmış baz raporlarının şüpheye yer bırakmayacak kadar net olduğunu vurguladı. Gülistan Doku'nun son görüldüğü saatlerde Sonel'in, diğer şüpheliler Umut Altaş ve Şükrü Eroğlu ile aynı noktada (Sarı Saltuk Viyadüğü) bir arada olduğunun teknik olarak kanıtlandığı, bu durumun "tesadüf" ile açıklanamayacağı belirtildi.

*Delilleri Yok Etme ve Karartma Girişimi: Sevk evrakında, Gülistan Doku'ya ait sim kartın usulsüz şekilde ele geçirilip Ankara'ya gönderilmesi ve dijital verilerin silinmesi sürecinde Sonel'in ve yakın çevresinin doğrudan rol oynadığına dair somut bulgulara yer verildi. Yargı, şüphelinin serbest kalması halinde henüz ulaşılamayan dijital verilere ve tanıklara müdahale etme riskini "yüksek" gördü.

Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku isyan etti! "İdam istiyoruz"
Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku isyan etti! "İdam istiyoruz"
İçeriği Görüntüle

OĞUL SONEL'İN MAĞDURİYET VE EMPATİ ÜZERİNDEN YÜRÜTTÜĞÜ SAVUNMA STRATEJİSİ TUTMADI

Mustafa Türkay Sonel'in ifadesi boyunca sürdürdüğü "Sınavlarıma hazırlanmam gerekirken buradayım" şeklindeki profesyonel mağduriyet dili, başsavcılığın sevk yazısında karşılık bulmadı. Yargı makamları, bir genç kızın hayatına mal olan olaydaki "kamu düzenini sarsan ağır suç şüphesini", şüphelinin kişisel konforundan ve eğitim hayatından üstün tuttu.

KAYNAK: KANAL 6 HABER / GAYE ŞEYMA CAN