Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bölgesel nükleer risklere dair yaptığı çıkış, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’nun savunma koridorlarında geniş yankı buldu. Ankara’nın "Bölge ya nükleerden arındırılmalı ya da herkes kendi yolunu çizmeli" uyarısı, özellikle Atina ve Tel Aviv’de Türkiye’nin nükleer kapasiteye dair "sessiz bir hazırlık" içinde olup olmadığı sorusunu gündeme taşıdı.

NÜKLEER SORUSUNA STRATEJİK SESSİZLİK: ANKARA’NIN RÖPORTAJDAKİ "GİZEMLİ" MESAJI

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın CNN Türk röportajında nükleer silahlanma riskine dair yaptığı çarpıcı uyarılar ve kendisine yöneltilen nükleer kapasite sorusu karşısındaki stratejik sessizliği, uluslararası diplomasi koridorlarında "sessiz bir alarm" etkisi yarattı. Fidan’ın net bir cevap vermek yerine sessiz kalmayı tercih etmesi, özellikle Atina ve Tel Aviv hattında Türkiye’nin nükleer stratejisine dair senaryoları yeniden alevlendirdi.

BÖLGESEL DENGE VE ANKARA’NIN İKİLEMİ

Orta Doğu’daki nükleerleşme riski, Türkiye için artık sadece teorik bir tartışma değil, reel politik bir tehdit unsuru. Bakan Fidan, mevcut nükleer dengesizliğin özellikle İsrail’in denetlenemeyen kapasitesinin bölgeyi tehlikeli bir silahlanma yarışına ittiğini savunuyor. Bu durum, Türkiye’nin geleneksel savunma stratejisinde nükleer teknolojinin yerini daha ciddi bir şekilde tartışmaya açtığının işareti olarak okunuyor.

Türkiye’de nükleer silah var mı? Hakan Fidan sessiz kaldı
Türkiye’de nükleer silah var mı? Hakan Fidan sessiz kaldı
İçeriği Görüntüle

YUNAN BASINI: "FİDAN’IN ENİGMATİK GÜLÜMSEMESİ" VE ATİNA'NIN KAYGISI

Yunanistan merkezli Europost, Hakan Fidan’ın nükleer silahlarla ilgili soruya verdiği tepkiyi ve vücut dilini mercek altına aldı;

"Hakan Fidan’ın nükleer kapasite hakkındaki sorulara karşı takındığı esrarengiz gülümseme ve kameraya yönelttiği donuk bakışlar, aslında cevabın ta kendisiydi. Atina’da ciddi bir endişeyle takip edilen bu 'enigmatik' tavır, alevler içindeki bir Orta Doğu’da Türkiye'nin nükleer hırsları hakkındaki korkuları ve senaryoları yeniden alevlendirdi. Ankara, sessiz kalarak aslında çok şey anlatıyor olabilir."

Yunan analistler, bu sessizliğin Ege ve Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini temelinden sarsabilecek bir "sessiz meydan okuma" potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor.

İSRAİL BASINI: "TÜRKİYE'NİN SESSİZ SİNYALİ" VE TEL AVİV’DEKİ YANKI

İsrail basınındaki yansımalarda ise Fidan’ın açıklamaları, Türkiye’nin nükleer statü konusunda artık daha cesur bir dış politika izlediği şeklinde yorumlandı.

  • Meşruiyet Tartışması: Fidan’ın, İsrail’in nükleer varlığını "bölgesel silahlanmanın tetikleyicisi" olarak göstermesi, Tel Aviv’de bir diplomatik baskı unsuru olarak algılandı.

  • Hazırlık Şüphesi: İsrail medyasında yer alan değerlendirmelere göre, Ankara’nın bu çıkışı sadece bir uyarı değil; Türkiye’nin nükleer enerji yatırımları ve teknolojik altyapısıyla nükleer eşiği geçmeye dair "sessiz bir sinyal" vermesi olarak kodlandı.

SONUÇ: YENİ BİR STRATEJİK DOKTRİN Mİ?

Hakan Fidan’ın diplomatik dili, Türkiye’nin nükleer teknoloji konusundaki "gri alan" politikasını bir caydırıcılık unsuru olarak kullandığını gösteriyor. Bölgedeki nükleer tekelin kırılmaması durumunda Türkiye’nin de kendi güvenlik alternatiflerini geliştireceği mesajı, hem Atina hem de Tel Aviv tarafından "stratejik bir dönüşümün başlangıcı" olarak ciddiyetle takip ediliyor.

Kaynak: Kanal 6 Haber